Yer melekleri :)
Selamünaleyküm kadınlar, cennet reyhanları, yer melekleri! diyordu. Ulema ve suleha ve yarar koca yiğitler sizden doğar. Allahutaâlâ sürünüze bereket versin. Bizi duadan unutman !”
1000Kitap
Tanıdık geldi :)
“Lakin siz selamünaleyküm der demez sevda konusuna saptınız.”
Sayfa 90 - İş bankası kültür yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Selamünaleyküm kadınlar, cennet reyhanları, yer melekleri! Ulema ve suleha ve yarar koca yiğitler sizden doğar.Allah sürünüze bereket versin.
Sayfa 41·Kitabı okudu
KABİRDEN GELEN SELÂM...
(...) Yanında ilkokul olan bir köy mezarlığı... Abdülhakîm Arvasî Hazretlerinin biraz yüksekçe kabri... Mezarlığın önündeki yoldan, yanımda tanımadığım bir gençle geçerken, Efendi Hazretlerinin kabrinden bize “Selâmunaleyküm!” diye bir ses yöneliyor... Korku ve haşyetten, dikkatli bir nazarla o yöne bakamıyorum... Yürüyoruz!..
Levha: ... Mayıs 1983, ″KABİRDEN GELEN SELÂM″ başlıklı 14 Mayıs bölümü, İBDA Yayınları
Selam
Mustafa Kemal Paşa o gün, arkadaşlarıyla birlikte, üstü açık bir arabayla Erzurum'a gidiyordu. Anadolu'nun yamru yumru yollarında zorlukla ilerleyen eski otomobil bir dağın yamacında birkaç kez hırladı ve durdu. Mustafa Kemal telaşlanıp sürücüye, "Hay aksi. Yine durdu. Bu araba bizi Erzurum'a ulaştıramayacak galiba. Ne diyorsun?" diye sordu Sürücü, "Kusura bakma Paşam, bu hurda çok eski ama biraz dinlenin, ben hallederim," dedikten sonra arabanın kaputunu açıp motoru tamir etmeye basladı. Mustafa Kemal ve yanındakiler de otomobilden indiler. Bir tarlanın yanında duruyorlardı. Tarlada çalışan köylüyle sohbet etmek isteyen Mustafa Kemal, "Selamünaleyküm," dedi. Köylü de, "Aleykümselam," diye karşılık verdi ama Mustafa Kemal'le pek ilgilenmediği sesinden belliydi. Mustafa Kemal köylüyü yoklamak istedi. "Düşman yakında Samsun'a asker çıkaracak. Bakıyorum sen rahat rahat tarlanda çalışıyorsun." Köylü kırış kırış olmuş kederli yüzüyle ona baktı. "Paşa, Paşa sen ne diyon! Biz üç gardaştık, iki de oğlum vardı. Yemen'de, Kafkasya'da, Çanakkale'de.. hepsi bir bir göçüp gitti. Bir ben kaldım. Evde sekiz öksüz, üç dul var. Hepsi benim elime bakar. Şimdi benim vatanım da yurdum da nah şu tarla. Düşman buraya gelinceye kadar benden sana fayda yok." Bu sözler Mustafa Kemal'i öyle sarstı ki, tek bir söz söyleyemedi. Çünkü köylü haklıydı, Anadolu halkı on yıl boyunca dokuz ayrı cephede savaşmaktan yorgun düşmüştü. Otomobil çalıştırılıp yola çıkıldığında, Mustafa Kemal sessizliğini bozdu. "İşte durum bu. Bütün Anadolu'nun hali böyle. Ama ne kadar zor da olsa, imkânsız da görünse, bu insanlardan bir ordu yapacağız, istilacı düşmana direneceğiz. Başka çaremiz yok." Mustafa Kemal yurdun bu çaresiz haliyle karşılaştıkça, savaş meydanlarındaki kan revan içindeki gençleri gördükçe, içindeki,
Sayfa 100 - İnkılâp Kitapevi·Kitabı okudu
Alıntı
Selam Defter Cimcimecim, Buraya "selam" yazdığımı dedem okusa "Selamı yarıda bırakma, selamünaleyküm de, öyle bırak!" diyerek fırçayı basardı bana kesin. Çünküüüüü “Günaydın!" dediğimde "Hayırlı sabahlar!" diye karşılık vererek cümlelerimi ütüleyen huysuz ama tatlı bir dedem var benim. O bir son ütücü. Gençlik yıllarında dünya nimetlerinin tadına acılarıyla bakmış. Eh, böyle olunca da biz acıyı hiç tatmayalım; hep dümdüz, ütülü hayatlar yaşayalım istiyor. Ama dedişkom bilmiyor ki ben de biraz buruşmak, buruşup sonra düzelmek istiyorum. O, bunu yaşadı diye, biz neden kendi tecrübelerimizi edinmekten mahrum kalalım? Ama işte, durmuyor. İlla geminin dümeninde o olacak. Ama kaptan olmakla bitmiyor; bunun rüzgârı var, dalgası var dedişkom. "Anlamıyorsun." diyemiyorum tabii.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Reklam
Reklam