Terlik, pijama yapıştı üstüme. Varamam ki şimdi çıkıp başlasam yürümeye. Benim de bakkala diye çıkıp sana gelesim var. Ama olmaz ki. Buralarda bakkal da yok, sen de.
Zaten çıkılmaz terlikle. Soğuk havalar. Senden bile…
Bu sefer kar da değil, buz var her yerde. Artık sadece üşütmüyor, donduruyor ve zamanı da durduruyor.
O kadar uzun süredir yere bakarak yürüyormuşum ki… Sen misin karşımdaki? Ben miyim aynadaki? Tanıyamıyorum.
Ne zamandır yere bakarak yürüyormuşum? Sen misin arkamdaki? Göremiyorum. Acaba bunca zaman geri mi gitmiş ayaklarım? Bilemiyorum.
Konuşarak hayat buluyor diye çenem düşmüş. Susarsam ölür diye korkuyorum.
Sonra susuyorum. Çünkü ölürüm diye de korkuyorum.
Ama dayanamıyorum ve sustuğum her şeyi kusmak istiyorum. Ve kustuğum her şeyi yeniden yeşertmek, yeşerttiğim her şeyi yeniden yaşatmak istiyorum.
Hep bir bekleyeninin olması nasıl bir şey? Bir yerlerde, bir zamanda saklananın olması nasıl bir şey?
Bekleyen benim diye mi kaçıyorsun? Görüyorum, kaçıyorsun işte. Peki kaçıyorsan neden yaklaşıyorsun?
Çünkü bana akıyor duyguların, anıların. Ben de oradaydım, ben de hissettim, ben de hatırladım. Dur, şimdi değil ama belki bir gün sarıp sarmalarım.
Görüyorum, yaklaşıyorsun işte. Yaklaştıkça da gözden kayboluyorsun… Sanırım parçalarına ayrılıyorsun. Seni tutmamdan mı korkuyorsun?
Kaç sen bir yarım, kaç ben bir yarın eder? Kaç yarın bir dün eder? Yerden topluyorum seni de elimden kayıp gidiyorsun. Bir tam olmayalım mı istiyorsun?
Uzanıp alıyorum bir yarım parça. Sen bırakmışsın, elimle koymuşum gibi bulmuşum ben de. Bakıyorum kendime, eksilmiş benden de. Artık bu yarım parça benim; gömdüm içime, en derinime. Belki beni tamamlar diye.
09.01.2026 - 02.11
True Love Waits / Radiohead