II. Murad döneminde genellikle padişah-i 'âlem-penâh (cihan halkının himayesine sığındığı ulu hükümdar, imparator) unvanı yaygınlaştı. Pehlevîcede pâd, ulu, büyük anlamında terimlerin başında gelir (pâd-man, batman gibi). Pâd-şâh unvanıyla eşanlamda şahlar şahı demek olan şehinşâh unvanını Osmanlı hükümdarları nâdiren kullanmışlardır. I. Selim ve I. Süleyman Selîmşâh ve Süleymânşâh adlarını (tugralarında) tercih etmişlerdir. İstanbul fâtihi, Doğu-Roma imparatorlarının vârisi olma iddiasıyla unvanlarına kayser-i Rûm (Roma imparatoru) unvanını ekledi. Aynı zamanda sultânu'l-berreyn ve hakanu'l-bahreyn (iki karanın sultanı ve iki denizin hakanı) unvanıyla Anadolu ve Rumeli, Karadeniz ve Akdeniz'in hükümdarı unvanını benimsedi. Bu unvanı, sultânu'l-berr ve hakânu'l-bahr şeklinde Anadolu Selçuklularında da buluyoruz. Ataları gibi Fâtih'in yeğlediği bir başka unvan da, sultanu'l-guzât ve'l-mucâhidîn (gaziler ve mücahitler sultanı) unvanıdır.
Sayfa 65 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İslâm Şerîatı'nca 12 yaşında ergen sayılan şehzâde, askerlik ve idare sanatını öğrenmek üzere iki lalasıyla eski bir beyliğin sancak merkezine gönderilirdi. III. Mehmed (1595-1603) dönemine kadar sancağa çıkan şehzadelerin çoğu (II. Bayezid bile) şehzâdelik döneminde etraflarına topladıkları şair ve nedîmlerle sorumsuz bir hayat yaşamış, bazıları sağlığını kaybederek ölümün kucağına düşmüştür (meselâ Fâtih'in oğlu Konya valisi Mustafa, içki ve sefahatten genç yaşta hayatını kaybetti). Buna karşı Fâtih'in oğlu Cem, Bayezid'in oğlu Korkut, saraylarında sanat ve bilim adamlarıyla seçkin bir çevre meydana getirmişlerdi. II. Selim (1566-1574) Sarhoş Selim diye ün salmış, bir hamam âleminde düşüp ölmüştür; 28 yaşında tahta çıkan III. Murad (1574-1595) kadınlara aşırı düşkünlüğü (130 çocuğu olmuş), içki âlemleri, bir şeyhe bağımlılığı yüzünden Osmanlı kargaşa dönemini açan sultanlar olarak bilinir.
Sayfa 58 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
1451-1566 döneminde Fâtih, I. Selim ve I. Süleyman, orduları başında başkomutan olarak seferlere gitmişler, Dîvân'da alınan kararları ve yapılan atamaları perde arkasında ve 'Arz-Odası'nda şahsen izlemişlerdir. XVII. yüzyıl ilk yarısında ise idareyi, asker ocaklarını, şehzâdeleri kontrol altında tutan Harem'dir. Bu dönemde mutlak sultanlık otoritesini 1632-1640 tarihleri arasında gerçekten icra eden müstebit padişah, IV. Murad'dır.
Sayfa 58 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu