Akıl uzerine Tanımlar/temhid fi beyanı tevhid Ebu şekür es selimi Bazı alimler şöyle demiştir: "Biz aklın bir cevher (töz) ya da araz (nitelik) olduğunu söylemeyiz; aksine akıl, bilgiye (marifete) ulaşmanın ve eşyayı idrak etmenin bir sebebi ve aracıdır." ​Bazıları ise şöyle tanımlamıştır: "Akıl; kalbe inen, orada parıldayan, eşyayı görmeyi ve onların hakikatlerini algılamayı sağlayan latif (gözle görülmeyen nurani) bir şeydir. Güzel, onun güzel bulmasıyla güzel; çirkin de onun çirkin bulmasıyla çirkindir. Akıl; eşyanın ve amellerin maslahatını (faydasını) gerekli kılan, imkansız olan (muhal) şeyleri ve onların zıtlarını reddeden, kabul ve benzerlik yönünden ispat sunan, tüm bilgileri, onların rükünlerini ve araçlarını kuşatan bir yetidir." Bu, Mu'tezile mezhebinin görüşüdür. ​Diğer bazı alimler ise: "Akıl; ayırt etme (temyiz), uyanıklık (kiyaset), geçim işlerini düzene koyma ve feraset yetisidir ki, şer'î hitap (dini sorumluluk) onunla insana yönelir" demişlerdir. Bu, Ebû’l-Hasan el-Eş’arî’nin görüşüdür. ​Bir grup alim de şöyle demiştir: "Akıl, kendisine ilahi hitabın yöneldiği, bu sayede sevap ve cezanın gerekli kılındığı manevi bir vasıftır. O, ilim ve marifeti elde etme aracı olduğu gibi, insanı kötülüklerden, haramlardan, boş ve faydasız işlerden (malahi ve münkerat) alıkoyan bir engelleyicidir." Bazıları aklı "gözden gizlenmiş ince bir cisim" olarak, bazıları ise "kişiyi akıllı, alim ve arif kılan bir illet (sebep)" olarak görmüştür. ​Bu konuda en doğru olan görüş şudur: Akıl, bir mahalde (bedende) ortaya çıkan bir arazdır (niteliktir). Eşyanın kavranmasında aklın kullanılmasıyla delil getirilir ve zorunlu akıl yürütme yollarıyla şahitten (gözlemlenenden) hareketle gaip olana (görünmeyen hakikatlere) ulaşılır. ​Bununla birlikte aklın vücuttaki yeri (mahalli)
İnceleme Değil, İncinme: 8Kitap 8Karakter, Ben Tek
Bölüm 1 - Dünyanın Ortasında Toplananlar Ekvator çizgisinin geçtiği yerde, Ciudad Mitad del Mundo (Dünya'nın Ortası) geceleri bambaşka bir sessizliğe bürünüyordu. Gündüz turistlerin, fotoğrafların ve rehber seslerinin doldurduğu alan, gece olduğunda sanki kendi varlığını geri çekiyor, geriye yalnızca taş ve boşluk kalıyordu. Anıtın önündeki merdivenler bu boşluğun en görünür yeriydi. Bu merdivenlerde oturanlar sıradan insanlar değildi. Her biri farklı bir romanın içinden çıkıp gelmişti ve her biri kendi zamanını geride bırakmıştı. En üst basamakta Meursault bulunuyordu. Yabancı adlı eserin bu karakteri, Albert Camus’un anlattığı dünyadan kopmuş gibi değil, o dünyayı hiçbir zaman tam olarak kabul etmemiş gibi duruyordu. Biraz aşağıda Yeraltı Adamı vardı. Yeraltından Notlar içindeki bu figür, Fyodor Dostoyevski’nin dünyasından çıkmış ama oradan tamamen ayrılmamıştı, hala kendi zihniyle çatışıyordu. C. Aylak Adam içinden gelen bir başka yalnızlıktı. Yusuf Atılgan’ın karakteri dünyaya karşı mesafesini bir tavır gibi taşımıyordu, daha çok doğal bir uzaklık gibi yaşıyordu. Selim Işık ise Tutunamayanlar dünyasının merkezindeki kırılmayı taşıyordu. Oğuz Atay’ın kurduğu o iç ses, burada bir beden haline gelmişti. Alt basamaklarda Raif Efendi ve Kemal vardı. Biri Kürk Mantolu Madonna içinde sessiz bir aşkın taşıyıcısıydı, diğeri Masumiyet Müzesi içinde hatırayı nesneye dönüştüren bir hafızaydı. Daha aşağıda Raskolnikov ve Ömer yer alıyordu. Suç ve Ceza ve İçimizdeki Şeytan üzerinden gelen bu iki karakter, düşünce ile eylem arasındaki gerilimi temsil ediyordu. Merdivenlerin orta kısmında Ravi, gölgede Hiç ve en alt basamakta Münzevi vardı. Ben ise merdivenlerin başlangıcında, bu yapının hem dışında hem içinde duruyordum. Bu düzen, aslında bir karşılaşmadan çok bir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yuvasız kuş
Rüyama gelmen kavuşma müjdecisi mi? Hiç uyanmasam da hep duysam o sesini, Sensiz dünya keserken her gün nefesimi, Yuvasız kuş gibi özledim Annem seni... Haykırırsam duyar mısın ah-u zarı mı? Sen gittin kaybettim ben öteki yarımı; Ecellerden dilenirim son kararımı, Yuvasız kuş yük biliyor artık canını... "Medet ya Azrail!" diye açtım elimi, Gözlerimden akıttıkça kahır selimi; Bunca dünya düşkünü cahil mi, deli mi? Yuvasız kuş haykırıyor "Verin Annemi" Doktor MBC
Şair Filozof Doktor MBC ile Şiir Dolu Günler
Bölüm 9°•○
VIII. Bedbinlik, Melânkoli Dervişine sahib çık ya Hazret-i Mevlâna İsterse yap ister yık ya Hazret-i Mevlâna Mevlâna, dervişine sahip çık; ister yap ister yık, her şey senin elindedir. ● Ey bâdbân-ı şevk açılmaz mısın yine Müstağrak-ı gammım haberin yok mudur senin Ey coşku yelkeni, yine açılmayacak mısın? Ben gam içinde boğulmuşum, bundan haberin yok mu? ● Bir gül’izar semtine pervaz etsene Ey andelib-i cân perin yokmudur senin Ey can bülbülü, o gül yüzlü sevgiliye doğru uçsana; yoksa senin kanadın yok mu? ● Üstünde yoğise yerin arz-ı hakikatin Altında bari hiç yerin yokmudur senin Gerçeğin yüce katlarında yerin yoksa bile, bari aşağıda bir yerin olsun. ● Hırmen-i derdü elem encümen-i firkat olan Mahrem-i bezm-i cefa çille keş-i gurbet olan Dert ve acının harmanında, ayrılık meclisinde yaşayan; cefa toplantılarının sırdaşı ve gurbet çilesi çeken kişi… ● Ağlamak oldu işim ben bu cihanda gülemem Dâmen-i vuslat ile seyl-i sirişkim silemem
Edebiyat
İnsana muhabbet duydum duyalı
Kimse Bana Yaran Olmaz Yar Olmaz Mertlik Hırkasını Giydim Giyeli Dünya Bomboş Olsa Bana Yer Kalmaz İnsana Muhabbet Duydum Duyalı İmanım Hükümdar Benliğim Esir Ehl-İ Beyti Sevdim Dediler Kusur Kimi Korkak Dedi Kimi De Cesur Kurt İle Kuzuyu Yaydım Yayalı Kimi Benden Kağıt Hüccet Arıyor Hal Bilmeyen Dip Dedemi Soruyor Dostlar Ölümüme Karar Veriyor Sefil Selimi’yim Dedim Diyeli Sefil Selimi
Ustalara Saygı (2)
Aşık Daimi (Erzincan/İstanbul; 1932-1983); başta Gevheri, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Kul Himmet olmak üzere Aşık Dertli (Bolu), Aşık Seyrani (Kayseri), Aşık Reyhani (Erzincan), Aşık Mahzuni Şerif (Kahramanmaraş), Aşık Veysel (Sivas), Aşık Ferrahi (Siirt/Adana), Aşık Gülabi (Çorum), Sefil Selimi (Sivas), Aşık Feymani (Adana) gibi aşıklık geleneğinin önde gelen ozanlarındandır. Kaynaklık ettiği, derlediği ve söylediği türküleriyle, sazı ve sözü ile türkü geleğimize büyük katkısı olmuştur. Türküleri hala dilden dile söylenmekte; birçok halk müziği ses sanatçımız tarafından icra edilmektedir. İşte onlardan bazıları: Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara Ne ağlarsın Benim Zülfü Siyahım Kırklar Semahı Gitme Turnam Gitme Bunca Kahrı Ben Beni Bilmez İdim Gücenme Sevdiğim Kainatta Bir Zerreyim Gezip Şu Alemi Seyran Ederken
Etnomüzikoloji