Ezilir, ayrışır, fokur fokur kabarır, kendi burukluğuna kendi bile şaşırır; kabuğunun rengiyle kanlanır biraz. Bir kıvamdan, bütün arzusunu açığa vuran başka bir kıvama zorlanır ve öldüğü halde bir türlü kurtulamaz ruhundan. Mahremi şişede, masumiyeti dışarıda kalmıştır. İşgal edilmiş, ama asla ele geçirilmemiştir. Hem aşağılanmış hem de tapınılmıştır. Ölülüğünü, aynı diriliğini yadsıdığı gibi yadsır. Bir üzüm şaraba döndüğünde açıklanamayacak bir gizemle insanlaşmıştır artık..
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Sana birkaç soru sorabilir miyim, Büyükanne?” diye sormuş Vasalisa.
“Sor” diye emretmiş Yaga, “ama unutma, çok fazla bilgi, insanı çok çabuk yaşlandırabilir.”
O Fatih Sultan Mehmed Han’dır ki İstanbul’un fethinde ne büyük hüner gösterdiğini söyleyen yağdanlıklarına, “Şehrin alınması kâfi değil. Hüner, şehrin inşa edilip reayanın gönlüne girmekte yatar.” buyurmuştur. Eskiden reayanın gönlünü önemseyen muktedirler de varmış. Masal işte..