Kitaba başlarken, ilk düşündüğüm şu oldu; bu adam neler yazmış böyle. Sonra sayfalar geçtikçe aslında günümüz zamanının geleceğe dönüşümünü okudum sanki. Belki de az da olsa şuanki toplumu anlatıyordu yazar.
Felsefeyi bana sevdiremeyen hocam, derse başlamadan önce bu kitabı okutsaydı belki her şey daha farklı olabilirdi.. Bu zamana kadar okuduğum kitaplar arasında filozoflar hakkında edindiğim bilgiler ve onların teorilerinin en kolay anlatılmış versiyonu diyebilirim.
Edebiyat dünyasının ilk gerçekçi romanlarından biri olması özelliğiyle, realist akıma yaklaştırıcı biçimde tasvirler ve tabi nedensellikten uzak tesadüflerin yer alması da eser üzerinde düşünmemizi sağlıyor. Yazarın kitapta yer verdiği Dilber karakterinin başına gelenleri ele alması belki de o yıllardaki bozuk düzenin değişmesi için farkındalık yaratmak istemiş olabilir.
Son olarakta yazarın günlük olayları sade dille ele alması ile tüm zamanlara hitap eden bir kitap diyebilirim.
Kitap okumayı daha çok sevdiren bir yazar olmuştur Ahmet Altan benim için. Yaptığı tasvirler ve her kitabından edindiğim bilgiler, başka kapıları açmamı sağladı. Tık tık tık... kim o??? Ben deniz bilgi.
Çevirin sayfaları, o sayfalarda çok şey var...
Kitabı okumaya başladığımda aslında hiç beklemediğim bir başlangıç oldu. Bu öyküyle karşılaşmam beni satranç oyununa karşı farklı bir bakış açısı edinmeme sebep oldu. Ve kitabın sonunda şöyle düşündüm: 'İnsan aklının hayal edemeyeceği diye bir şey yoktur; eder ve yaratır.'