Hatıralar da bir incinin içindeki yabancı cisimler gibidir,ilk önceleri sadece istiridyenin etine girmiş rahatsız edici bir yabancı cisim,sonra istiridye onu epitelyum dokusu ile kapatır ve sedef tabakalarını üst üste geliştirir,sonunda kaygan yüzeyli,parlak,yuvarlak bir oluşum çıkar ortaya;aslında insanların değerli kıldıkları bir hastalıktır
İleriyi önceden görebilseydik çocukların ölüme değil hayata mahkum olan ama henüz cezalarının ne anlama geldiğini bilmeyecek kadar bilinçsiz,masum mahkûmlar olduğunu görebilirdik. Yine de her insan ileri yaşlara,yani ‘’bugün kötü ve her gün daha da kötüleşecek,ta ki en kötüsü olana kadar’’ denebilecek bir hayat durumuna ulaşmak ister
Birlikte mutlu olabilmek için ayrı ayrı mutsuz olmak yeterli değildir. Rastlaşan iki umutsuzluktan bir umut çıkabilir,ama bu yalnızca umudun her şeyin üzerinden gelebileceğini kanıtlar
Hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Bu denklemden değişik sonuçlar çıkartabiliriz. Örneğin şu:Çağımız hız iblisine teslim ediyor kendini ve bu nedenle kendisini kolayca unutuyor. Oysa bu savı çevirip şöyle söylemeyi yeğliyorum:Çağımızda unutma arzusu bir saplantı haline gelmiştir,bu nedenle,bu arzuyu tatmin etmek için hız iblisine teslim olmuştur çağımız;kendi anımsamak istemediğini bize anlatmak için hızını artırır;çünkü kendinceden bıkmıştır,kendinden tiksinmektedir,belleğin küçük titrek alevini söndürmek istemektedir.