Aşırı merak ettiğim ve her yerde adı geçtiği için başlamak istedim. Özellikle kötü hissettiğim, karamsar ve gerizekalı olduğum bir dönemde kitap listeme eklemiştim okumak için ama hem kitapların aşırı pahalanması hem de başka sebeplerden dolayı bir türlü edinemedim ve okuyamadım. Şimdi 2 yıl gibi bir süre sonra okumaya başladım ve kitabı henüz bitirmedim. 100 küsür sayfalardayım ve araya şu ana kadarki eleştirimi girmek istedim. Şimdi; kitap gerçekten simsiyah, korkutucu, yorucu, sıradışı. Bu iyi anlama da gelebilir kötü anlama da. Ben 100. sayfalara kadar çok zor gelebildim. Bunun sebebi okuduğum ilk Hakan Günday kitabı olması olabilir, ruh halimin bu kitabı okumam gereken zamandan çok daha iyi olması olabilir(bunu kitaptaki karakterlerle aramda herhangi bir bağ ve anlayış kuramadığım için söylüyorum), yeraltı edebiyatına alışık olmayışım olabilir. Fakat sonuna kadar okuyacağım fikrim değişecek mi diye görmek için. Kitaptaki iki karakteri tarafsızca okumaya çalışıyorum ama onlar gibi olmadığımdan mıdır, bu kadar hayattan kopuk olabilmem mümkün olmadığından mıdır bilmem onlara karşı empati kurmayı bırakın aksine onlara kızıyorum bile. Her 15 sayfada bir mola vermem gerekiyor. Tabii bunun sebebi yalnızca kurgu da değil; dil ve üslup da oldukça karışık ve yoğun bir anlatım var. Devrik cümleler, karakterlerin felsefi eleştirileri, bir düşünceden aynı anda çıkan siyasi, cinsel, toplumsal, dini yargılar… Bu karakterlerin kendim gibi, toplum gibi olmasını, belli kurallara göre yaşamalarını, neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermelerini/bilmelerini zaten bekleyemem bunu düşünerek de okumuyorum. -ki zaten toplumca doğru bildiğimiz yargılardan çok uzaktalar kendileri.-Sanırım gerçekten hayattan beklentisi kalmayan insanların, gerçekten ölmek isteyen insanların ve hiçbir