10/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:38
Merhaba kitap dostlarım. Bugün sizlere kalemini büyük bir hayranlıkla takip ettiğim değerli yazarım Sema Soykan'ın #Keşke kitabı ile geldim. Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; hissedilir, düşündürür ve uzun süre zihninizden çıkmaz. Keşke benim için tam da böyle bir eser oldu. Sema Soykan bu romanında bizleri Köy Enstitülerinin kuruluş yıllarına götürürken, dönemin eğitim anlayışını, toplumsal değişimini ve yaşanan siyasi gelişmeleri, Sabiha ile Fikret'in duygu yüklü hikâyesi eşliğinde büyük bir ustalıkla anlatıyor. Bir yanda ülkesine faydalı olabilmek için emek veren idealist gençler, diğer yanda umutların önüne çekilen engeller... Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir dönemi okumuyor, o dönemin ruhunu da hissediyorsunuz. Köy Enstitülerinin üretime, eğitime, sanata ve bilime verdiği değeri okumak beni derinden etkiledi. Yazarın tarihî olayları güçlü bir kurgu içerisinde sunması sayesinde hem bilgi ediniyor hem de karakterlerin yaşadığı sevinci, hüznü ve mücadeleyi yüreğinizde hissediyorsunuz. Özellikle Sabiha ve Fikret'in idealleri ile sevgileri arasında verdikleri mücadele, hikâyeye çok güçlü bir duygu katıyor. Her satırında büyük bir araştırmanın, emeğin ve özverinin izlerini görmek mümkün. Tarihî gerçeklerle kurgunun böylesine doğal bir şekilde iç içe geçirilmiş olması, kitaba ayrı bir değer kazandırmış. Okurken zaman zaman gururlandım, zaman zaman hüzünlendim ve bazı sayfalarda "Keşke..." kelimesinin ne kadar derin anlamlar taşıdığını bir kez daha hissettim. Tarihî kurgu seven, geçmişimizi farklı bir pencereden tanımak isteyen ve okurken hem öğrenip hem de duygulanmayı seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Böylesine kıymetli bir eseri biz okurlarla buluşturduğu, büyük bir emek ve titizlikle hazırladığı bu romanı kaleme aldığı için sevgili hocam Sema
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,011 okunma
Keşke
10/10
·500 syf.··
2026 7. kitabı
Keşke, Fikret ve Sabia’nın yüreğe dokunan aşk hikâyesini anlatırken aynı zamanda Cumhuriyet’in aydınlanma idealine ve Köy Enstitülerinin önemine ışık tutan etkileyici bir romandır. Köylerinden çıkıp Köy Enstitüsünde buluşan Fikret ve Sabia, yalnızca eğitim alan iki genç değil; Cumhuriyet’in yetiştirmek istediği çağdaş, üretken ve düşünen bireylerin temsilcileridir. Enstitülerde öğrenciler hem akademik eğitim alır hem de tarım yapar, sanatla ilgilenir, üretir ve yaşamın içinde öğrenirler. Bu yönüyle Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’in kırsaldaki kalkınma ve eğitim hamlesinin en önemli projelerinden biri olarak romanda güçlü bir şekilde hissedilir. Fikret ve Sabia’nın masum sevgisi, dönemin toplumsal ve siyasi olayları arasında sınanırken okuyucu bir yandan da Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık eder. Doktor Sabia ve Avukat Tarık’ın yollarının kesişmesiyle ortaya çıkan sırlar, geçmişin gölgesinde kalan gerçekleri gün yüzüne çıkarır. Roman, bireylerin hayatlarını etkileyen siyasi kararları ve toplumun görünmeyen yönlerini sorgularken “hiçbir şey göründüğü gibi değildir” düşüncesini de hissettirir. Kitabın merkezindeki “keşke” duygusu ise yalnızca yarım kalan bir aşkın değil, kaybedilen fırsatların, ertelenen hayallerin ve geçmişe duyulan özlemin sembolüdür. Fikret, Sabia ve Tarık’ın hikâyesi; sevginin, fedakârlığın ve zamanın insan ruhunda bıraktığı izleri derinden hissettirir. Keşke, Cumhuriyet’in eğitim anlayışını ve Köy Enstitülerinin toplum üzerindeki dönüştürücü etkisini anlatırken, aynı zamanda okuyucuyu hüzünlü bir aşkın ve saklı gerçeklerin peşinden sürükleyen; düşündüren, duygulandıran ve uzun süre hafızalarda kalan güçlü bir romandır.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,011 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·500 syf.··
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Keşke daha önce okusaydım dedim, bittiğinde. Bir de iyi ki okudum. Hâlâ okumayan varsa lütfen okuma planını yeniden yapıp bu kitabı öne alın. En kısa zamanda yazarın tüm kitaplarını okuyacağım. Köy Enstitüleri Dönemi'ni muhteşem bir aşkla anlatan, altını çize çize bitiremediğim bir kitap. Bir tarih romanı evet, kurgu bile diyebiliriz ama kitabın omurgası tam bir ülke gerçeği. 1940- 1980 yıllarının hem ciddi bir üzüntü, acı, keder, kalp kırıklığı... ile okuyup hem de acayip keyif aldığım bir kitap. Bu nasıl olur derseniz işte orası da yazarın başarısı. Kitabı söyleşiye yetişmesi için iki günde bitirdim. Söyleşi öncesi kalemi ile tanıştığım yazarı söyleşide daha yakından tanıdım ve daha da bir sevdim. 🩷 Böyle bir yazarı okumak için nasıl bu kadar geç kaldığıma üzülürken daha okumadığım kitapları olduğu için çok mutlu oldum. Kitabın konusunu anlatmak istesem Köy Enstitüleri için verilen mücadeleyi, emeği ve Köy Enstitülerine yapılan haksızlıklar ile ülkeye nasıl bir kötülük yapıldığını Sema Hanım gibi anlatabilmem mümkün değil. O yüzden haddimi bilerek yorum yapmaya çalışmayacağım. Dediğim gibi, altına çize çize bitiremedim ve bundan önce sadece alıntılarımın bir kısmı için iki ayrı reels paylaştım. Bununla beraber 3 oluyor ve artık bitiriyorum. Bana kalsa daha çok paylaşırım fakat okunacak, paylaşılacak daha çok kitap var. Daha nice güzel kitaplarda buluşmak üzere. Pişmanlığın dilde vücut bulmuş hali: KEŞKE... Keşke'nin dini, mezhebi, siyasi görüşü olmaz. Keşke, özlem ya da pişmanlık ifadesidir; acı çekenlerin, hatalarını görenlerin ortak kelimesidir. Keşke, yanlış kararlarımızın çektirdiği sancıdır, kalbi kanatan isyandır. Keşke, elden gidenlere, yitirdiklerinizi yaktığınız ağıttır. Dizlerinizi dövdüğünüzde geride kalan acıdır.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,011 okunma
Puan vermedi·500 syf.··
2026 88. kitabı
#kübranınkitabı Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim yazarın yine harika bir kitabıyla geldim. Keşke, sadece bir aşk hikâyesi değil; özlemi, pişmanlığı, kayıpları, vazgeçişleri ve yarım kalmışlıkları anlatan çok etkileyici bir romandı. Okurken bazen hüzünlendim, bazen geçmişe özlem duydum, bazen de kendi “keşke”lerimi düşündüm. Yazarın kaleminde en sevdiğim şeylerden biri tarih ve duyguyu bir araya getirmesi. Bu kitapta da Köy Enstitülerinin kuruluşundan kapanışına kadar uzanan süreci okurken hem öğrendim hem de o dönemin atmosferini iliklerime kadar hissettim. Geçmişin zorluklarını, güzelliklerini ve eğitime verilen değeri okumak benim için çok etkileyiciydi. Fikret ve Sabia’nın hikâyesi ise kalbime ayrı dokundu. Çok sevip vazgeçmek zorunda kalmayı, yıllara rağmen dinmeyen duyguları okumak beni derinden etkiledi. Bazı satırlarda boğazım düğümlendi, bazı satırlarda ise karakterlerin mutlu olmasını dileyerek sayfaları çevirdim. En çok da kitabın düşündüren tarafını sevdim. Çünkü okurken sadece karakterlerin hayatına tanıklık etmiyorsunuz; kendi hayatınıza, seçimlerinize ve içinizde kalan “keşke”lere de dönüp bakıyorsunuz. Benim için hem duygusal hem de öğretici bir okuma oldu. Yazarımın kalemine bir kez daha sağlık. Her kitabında olduğu gibi bu kitapta da geçmişle bugünü, tarihi ve aşkı öyle güzel harmanlamış ki elimden bırakmak istemedim. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım, severek okuduğum ve gönülden tavsiye edeceğim bir kitap oldu. Siz hiç yıllar geçse de unutamadığınız bir “keşke” taşıdınız mı?
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,011 okunma
Tanıdık sokaklar, tanıdık izler…
10/10
·408 syf.··
2026 64. kitabı
Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrar romanını okurken beni en çok etkileyen şeylerden biri, hikâyenin geçtiği mekânların bana yabancı gelmemesiydi. Roman boyunca Konya’nın sokaklarında dolaşırken, sanki ben de karakterlerle birlikte o yolları yürüyormuşum gibi hissettim. Bunun en önemli sebebi ise Konyalı olmamdı. Günlük hayatta defalarca geçtiğim ya da adını duyduğum yerlerin bir romanın atmosferine dönüşmesi, kitabı benim için daha özel bir hâle getirdi. Roman, polisiye ve tasavvuf unsurlarını bir araya getirirken merkezine Mevlânâ’yı ve onun düşünce dünyasını yerleştiriyor. Aslında kitabın bende karşılık bulmasının bir nedeni de bu oldu. Bir dönem Mesnevî’yi oldukça yoğun şekilde okumuş, Mevlevîlik üzerine araştırmalar yapmıştım. Üniversite yıllarında sema gösterilerini büyük bir ilgiyle takip ediyor, bu kültürün tarihî ve manevi yönlerini öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonraki yıllarda bu ilgim eskisi kadar yoğun devam etmese de, romandaki birçok gönderme bana tanıdık geldi. Bu yüzden kitapta anlatılan bazı olayları ve sembolleri yalnızca bir okuyucu olarak değil, daha önce bu konularla ilgilenmiş biri olarak da değerlendirme fırsatı buldum. Romanın başkahramanı Karen Kimya Greenwood’un Konya’ya gelişiyle başlayan olaylar, zamanla yalnızca bir yangın soruşturmasının ötesine geçiyor. Geçmiş ve bugün arasında kurulan bağlantılar, Şems ile Mevlânâ’nın ilişkisine yapılan göndermeler ve tasavvufi yorumlar romanın dikkat çekici yönleri arasında yer alıyor. Özellikle tarihî olaylarla kurgu arasındaki geçişler oldukça akıcı şekilde verilmiş. Kitabın en güçlü taraflarından biri, okuyucuyu sürekli merak içinde tutabilmesi. Polisiye yönü sayesinde olayların nasıl çözüleceğini öğrenmek isterken, tasavvufi yönü de insanı düşünmeye sevk ediyor. Ancak zaman zaman tasavvufî açıklamaların ve
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,7bin okunma
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 143. kitabı
Bir leyleğin gözünden anlatılan bu hikâye, alışılmış anlatıların çok dışında. Gökyüzünden insanların hayatlarına bakan bir tanığın gözleriyle; aşkı, sadakati, pişmanlığı, kayıpları ve yeniden başlamanın mümkün olup olmadığını okuyoruz. Sema, Aram ve Nurullah'ın hayatları iç içe geçerken en çok dikkatimi çeken şey, masumiyetin aslında ne kadar ağır bir yük olabileceğiydi. Bazen en büyük acıları suçlular değil, sessizce taşıyanlar yaşar. Kitap bunu oldukça etkileyici bir şekilde hissettiriyor. Leyleklerin göçleriyle insanların hayatları arasında kurulan bağ ise çok anlamlıydı. Her göç, sanki yüklerden arınmak; her dönüş ise yeniden umut etmek gibiydi. Özellikle leyleklerin yaşadıkları kayıplara rağmen hayata devam etmeleri beni derinden etkiledi. Akıcı dili, farklı anlatımı ve düşündüren alt metinleriyle uzun süre aklımda kalacak bir okuma oldu. Eğer duygusal, anlamlı ve farklı bakış açıları sunan hikâyeleri seviyorsanız, bu kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz. "Belki de dünyanın en ağır yükü, masum kalabilmektir."
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202612 okunma