💫Üç kadın ,üç hikâye,üç kilit taşı... Zekiye,Nil,Berfin.. 🌿Zekiye; kadere,töreye inat, cesaretiyle kızına ışık olmak isterken Nil'e de aile olan bir kadın, bir anne. 🌿Nil; azimli,dik başlı, kaderi annesine benzemesin diye uğraşan, intikam diye çıktığı yolda kadın dayanışmasının güzel bir örneğini sunan başarılı bir avukat... 🌿Berfin; tek kurtuluşunun ve amacının okumak olduğunu bilen, sakat koluna rağmen hayatla bağı hiç kopmayan güzel mi güzel bir kız... Bu kadınların hikâyesi bir yerde birleşiyor. Ama nasıl? Nil, annesini ve babasını bir kazada kaybediyor. Babasının annesini aldattığını yıllar sonra öğreniyor ve sevgilisi Demir'e anlatmasıyla kendilerini Mardin de , hikâyenin başladığı yerde buluyor. Ve düğümler, sırlar, ayrılıklar, sevdalar bir anda anlam kazanıyor. Sema Soykan'ın kalemini bilenler bilir. Size bir olayı anlatır, aşkın peşinden koşturur ama hep bir bilgi deposudur. Kadınlarla ilgili de öyle güzel anektodları vardı ki... Altını çizmekten, alıntılamaktan yoruldum.😅 Öyle güzel bir kitaptı. Öyle ki kadınlarla ilgili ilk kadın muhtarımızdan, ilk kadın avukata, ilk vekile, törelerin kadınlara uygun bulduğu insanlık dışı hükümlere, sadece bizim toplulumuzda da değil kadınlara Naziler tarafından, Sırplar tarafından yapılan işkencelere kadar tarihi yönü ve bilgi birikimi yüksek bir kitaptı. Sonunda Nil'in annesi ve Ziya Noyan arasında yaşananlara da şaşırdım kaldım, beklemediğim bir yerden geldi. Çok sevdiğim, tavsiye etmekten çekinmeyeceğim bir kitap daha. Lütfen okuyun.🙏🥹 Kilit Taşı Sema Soykan
Fariğ olmam eylesen yüz bin cefa sevdim seni Böyle yazmış alnıma kilk-i kaza sevdim seni Ben bu sözden dönmezem devreyledikçe nüh felek Şahit olsun aşkıma arz-ü sema sevdim seni... Şeyh Galip
Reklam
Analistin işlevi
1960’lardan itibaren optik şema, artık yalnızca öznenin kuruluşunu açıklayan teorik bir model olmaktan çıkar; doğrudan analitik kür’ün mantığını düşünmeye yarayan bir araç haline gelir. Önceki aşamalarda özne, kendi narsisistik imgesini ben ideali (idéal du moi) aracılığıyla kuruyor ve bu imge içinde kendine bir tutarlılık buluyordu. Burada ise Lacan, analitik süreçte analistin işlevini, bu imgesel tutarlılığı destekleyen ya da bozan bir ayna manevrası olarak düşünür. Bu mantıkta analist, öznenin sabitlenmiş ideal ben (moi idéal) imgelerini yerinden oynatır. Her analitik müdahale, düz aynanın eğiminde küçük bir değişikliktir: özne eski imgesini kaybeder, yeni bir imge aramak zorunda kalır. Fakat bu yeni imge hiçbir zaman öncekinin aynısı değildir. Böylece analiz, öznenin libidinal tarihini oluşturan farklı imgesel biçimlenmeleri birer birer dolaştırır. Buradaki temel nokta şudur: analiz, öznenin narsisistik özdeşleşmelerini güçlendirmez; tersine, onları çözmeye çalışır. Çünkü nevrotik özne çoğu zaman kendi arzusunu, bu narsisistik imgelerin içinde yabancılaşmış halde yaşar. Analitik çalışma, bu yabancılaşmayı görünür kılar. Analistin “yatay konuma” gelişi, analistin giderek kendi kişisel ağırlığını silmesi anlamına gelir. Analist, öznenin kendisine yeni bir ideal imge yapıştırabileceği bir figür olmaktan çekilir. Bu geri çekiliş sayesinde özne, başlangıçta yalnızca sanal olarak işgal ettiği Simgesel yerini fiilen üstlenmeye başlayabilir. Diğer ifade ile, analiz, özneyi ideal imgesinden ayırır ve onu kendi gösteren zinciri içindeki yerine geri getirir. Optik şemanın kür içindeki işlevi tam da budur: öznenin imgesel yanılsamalarını aşındırarak, onun arzusunu belirleyen Simgesel koordinatları görünür hale
Geleceğe küçük bir not; Önümüzde ki yaz hayal ettiğin yerde olucaksin sema 🙃🫂 hayallerinin peşinden git.. 777 🌷
armağan hoca artık ne probleminiz varsa paketleyip kaldırın dedi o yüzden normalde teknik uygularken kullandığım anamnez formunu kendim için kullanacağım ve anam babamdan gelişimimde bir terslik olmuş mu öğreneceğim sonra psikiyatristimden artık nolur ilacımı bıraktırmasını rica edeceğim ve onun önerisi sebebiyle şema terapiste düzenli olarak gideceğim
İnsanın, insanların gözüne gökyüzüne bakar gibi bakacak hâli olmalı. Çünkü her gözün içinde bir sema gizli; kimisinde yıldız, kimisinde fırtına, kimisinde sonsuz bir sükût var. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Reklam
Reklam