Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi.Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı?Kullanmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
İster bir maden,ister bir bitki,ister bir hayvan ya da düşünce olsun,yeryüzünde bulunan her şeyin bir ruhu vardı:'Toprağın altında ve üzerinde bulunan her şey durmadan değişir,çünkü toprak canlıdır ve bir ruhu vardır.Bizler bu ruhun birer parçasıyız ve onun bizim yararımıza çalıştığını çok az biliriz.'