"-Değiştiremeyeceğin gerçekler vardır, bu gerçeklerle yüzleşip hayatına bir şekilde devam etmelisin. Yoksa hayat akar gider ama sen hep yerinde sayarsın."
... Aileler ve çocukları arasındaki ilişki ne garipti ! Aileler, çocuk küçükken üzerine
titriyorlar, hastalandığında endişe içinde kıvranıyorlardı, çocuk da ailesine sevgi ve hayranlıkla bağlanıyordu. Sadece birkaç yıl geçtikten sonra ise çocuk büyüyor; kendi akrabaları dışındakiler mutluluğu açısından, annesi ve babasından daha önemli oluveriyordu. Geçmişe dönük körü körüne ve içgüdüsel bir sevginin yerini umursamazlık alıyordu. Buluşmalar, sıkıntı ve sinir bozukluğu ile geçiyordu.
Egmont konuşup konuşmadıklarını soruyor.
Bu denli sessiz olmalarının dikkatini çektiğini söylüyor. Gringo çok küçükken kuvözlerde bırakıldıklarını ve sonra kafeslere koyulduklarını söylüyor. Ses tellerini aldıklarını, bu şekilde onları daha iyi kontrol edebildiklerini anlatıyor. Kimse konuşmalarını istemiyor, etler konuşmaz çünkü. Mesele iletişim kurmaksa kurduklarını ama bunu ilkel bir dille yaptıklarını ifade ediyor. Üşüyüp üşümediklerini, terleyip terlemediklerini, bu tarz temel şeyleri bildiklerini dile getiriyor.