Sen bir tipsin, anlamıyor musun, bu dünyayı yıkıma sürükleyen milyonlarca benzerin var. Biliyorum, zayıfsın, yalnızsın anacığının dizinin dibinden ayrılamazsın ve de çaresizsin, içinde duyduğun nefretten nefret ediyorsun, kendi varlığına bile dayanamıyorsun; ne yapacağını bilmez haldesin biliyorum.
Şöyle bir an olsun durup da, uzun vadeli toplumsal olgular üzerine, doğa ya da insanlığın yaptığı büyük işler, diyelim İsa’nın yaptıkları üzerine doğru düşünüp düşünmediğini içtenlikle sordun mu kendine? Hayır, düşüncelerinin yanlış olup olmadığını sormadın kendine hiç. Bunu yapmak yerine, komşunun düşüncelerin hakkında ne söyleyeceğini ya da dürüstlüğün sana pahalıya patlayıp patlamayacağını sordun. İşte Küçük Adam sen kendine yalnızca bunu sordun başka hiçbir şeyi değil yalnızca bunu.