İbn-i Semnûn (Aşk)
Muhammed (s.a.s) Ümmeti, aşkla cayır cayır yanan Habib gibi insanların teşkil ettiği ümmettir. ... İslâm aşkla yayıldı, kılıçla diyenler aldanır.
Sayfa 108 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İbn-i Semnûn şöyle diyor: "- Aşka ait kelimelerin nebata ve hayvana tesiri vardır; ancak gafil insana tesir etmez."
Sayfa 107·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Mutasavvıflar, "Kader üzerinde zihnini yorma..." derler. "Zira her şeyi bilen Allah'ın kulları için münasip göreceği şey, hiçbir şeyi bilmeyen kulların kendileri için münasip görecekleri şeylerden daha iyidir. Aşk yolunda da Cenâb-ı Hak insanlara yol gösterir." Aşkın hakiki mahiyeti hakkında en güzel sözleri söyleyen bir tek kişi varsa, o da Mutasavvıf Semnün'du. Semnún, "Bir şeyi ancak ondan daha özlü olan tabirlerle izah edebiliriz." derdi. "Fakat aşktan daha özlü olan bir şey yoktur. Bu sebeple, aşkı nasıl tarif edebiliriz?" Bir defasında Semnün Mekke ile Medine'yi ziyaretten dönüyordu. Yol boyunda bir yerde Feyd kasabasının sakinleri onu durdurup kendisinden en sevdiği mevzu olan aşk üzerine bir vaazda bulunmasını rica ettiler. Semnün halkın isteklerini reddedemedi, hemen bir camiye girip kürsüye çıktı ve vaaza başladı. Vaazını bitirene kadar camide bulunan bütün cemaat sırra kadem basmış bulunuyordu. Herkes sır olmuş ortadan kayboluvermişti. Semnûn, "Eh..." diyerek yanıbaşında asılı bir kandile doğru döndü, "Camide cemaat namına kimse kalmadı. Bari sana hitaben konuşayım." Fakat daha sözlerini bitirmeden kandil asılı olduğu yerden düştü ve yüz parça oldu.
Sayfa 474·Kitabı okudu
Din
İbn-i Semnûn hâdise karşısında şöyle diyor:
"- Aşka ait kelimelerin nebata ve hayvana tesiri vardır, ancak gafil insana tesir etmez."
- SEMNÛN...
Bana öyle geliyor ki, elime bir taş parçası alsam, ona yana yakıla dertlerimi anlatsam, hareketimi delice bulmasam, bıkmasam, ısrar etsem; taş yavaş yavaş yumuşar, süngerleşir, kıvrımlaşır, kulak biçimine girer ve zarında nabzı tıp tıp atarak beni dinlemeye koyulur. Cemaddan bunu ümit eden, insandan neler ummaz değil mi? Hiç de değil… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Semnun isimli veli, bir gün mescitte müridlerine tasavvufun temel meselesi olan aşkı anlatırken, birden bire mescidin billûr avizesi paramparça kırılıp yere düşmüş, pencereden giren bir kuş Semnun’un eline konmuş, gagasını tırnaklarına çarpmış ve ağzından iplik gibi ince bir kan sızarak can vermiş. Veli müridlerine demiş ki: – Aşka ait kelimeler cemadın ve hayvanın yüreğine işler, fakat gafil insana tesir etmez! Şüphesiz ki yeryüzünde, insandan ulvî ve insandan süflî nesne yok… Bakarsınız, muhatabınız bir insandır; kafasında bu dünyadan değil de yıldızlardan gelen fikir mevcetlerini bile zapt edecek bin lambalı bir radyo ahizesi taşır. Yine bakarsınız, muhatabınız yine bir insandır; karşısında tamtam dansının gürültüsü koparılsa suratı buruşmaz. Bu soydan insanların gözleri görmemek, dilleri tatmamak ve kulakları işitmemek içindir. Bu soydan insanlar, aletlerine mâlik oldukları hasselerin, ruhundan topyekûn mahrumdurlar. Her köşesinden birer ampul sarkan bir evin elektrik cereyanından öksüz kalışı gibi… Halka sözüm yok; fakat memleketimizde dava sahibi cins muharririn, alâka beklediği müşahhas istikametlerden saran kayıtsızlık, Semnun’un bildirdiği kaynaktan başka nereden gelebilir?
Sayfa 64 - Haziran 2010, “Anlayana Sivrisinek Saz”, b.d.y·Kitabı okudu
Çerçeve
"... Her nereye gittilerse Deniz, Mahir, bizimkiler Gürbüz irisi bir çocuk Gibi eve dönecekler Akşamleyin dönecekler."