Galata Sokağı, uzun zamandır okuyup her satırında kendime hak verdiğim kitaplardan biri oldu benim için. Okurken bazı cümlelerin altını çizmek değil, direkt içinde yaşamak istedim. Çünkü kitap sadece bir hikâye anlatmıyor; insanın içinden geçen ama çoğu zaman söyleyemediği duyguları da önüne bırakıyor.
En sevdiğim yanı ise akıcılığıydı. Sayfalar ilerledikçe “bir bölüm daha okuyayım” derken kitabın içine tamamen çekildim. Bazı karakterlerde kendimden parçalar buldum, bazı olaylarda ise geçmişten tanıdık hisler… Bu yüzden kitapla aramda güçlü bir bağ oluştu.
Galata Sokağı bana bazen insanın en kalabalık yerlerde bile yalnız hissedebileceğini, bazen de küçücük bir detayın insana umut verebildiğini düşündürdü. İçindeki duygular çok gerçekti; yapay ya da abartılı gelmeyen bir samimiliği vardı. Belki de bu yüzden okurken sürekli “evet, tam olarak böyle” dediğim anlar yaşadım.
Benim için sadece okunup biten bir kitap olmadı. Bazı satırlarıyla düşündüren, bazı yerlerde durup hissettiren ve uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitaplardan biri oldu. Severek, hissederek ve gerçekten bağ kurarak okudum.
Aydıca dipnot: Sevgili eski kitap sahibi…
Kitabın içine notlar bırakmışsın tamam da İKİ SAYFAYI KOPARMAK NEDİR
Şu an hikâyenin ortasında dedektif gibi eksik olay çözmeye çalışıyorum.
Eğer bunu okuyorsan…
Galata Sokağı’nın o iki sayfasını rica edebilir miyim?