İnsanları kıramamak, nezaketen her şeye evet demek çok kötü bir durum. Bu durumu sık sık yaşasam da bir türlü önüne geçemediğim için kendime küfrettiğim çok olur. Ama o insanların beni hiç düşünmeden iki kelime de paramparça ettiği de çok olur. Ve yine hiçbir şey olmamış gibi o insanların günlerce hatalarını anlayıp gönlümü almalarini beklemem de çok olur. Ve bunun sonucunun genelde hüsranla sonuçlanması da çok olur. Ve bu kadar nezaketli davranmamam gerektiğini kendime defalarca hatırlatıp sonra yine aynı hataları yapmam da çok olur…
Kitabın her sayfasında kendime ait bir şey bulmak beni çok mutlu ediyor sanki içimde olan ve dile getiremediklerimi yansıtıyor
Bir gün olur da zor durumda kalan bir arkadaşınıza destek olmak için birkaç çift laf etmeniz gerekirse “Kaderini sev” deyin ona ve hemen peşinden eklemeyi de unutmayın:” Ancak içinde ayağa kalkmak olan, içinde iyi kötü her şeyi deneyimlemek olan ve her gün çok daha güçlü bir şekilde yol almak olan kaderi seç ve onu sev dostum. Böyle bir kaderi sev çünkü aslında hayatın bu… 
Karşınızdaki kişiyi ellerinde olmayan bir şeyle kendinize borçlu bırakmayın. Borçlu kalmaktan herkes nefret eder ve böyle davranarak onları ellerinde olmayan bir şeye borçlu bıraktığınız için suçlu olursunuz. İşte bu nedenle sevilmez, sayılmaz ve hatta belki de nefret edilirsiniz.
Göğe ne kadar yükselirsek, uçmayı bilmeyene o denli küçük görünürüz.
Bir gün bir arkadaşım bana neden bu kadar vefalı davrandın vb. fedakar davranışlarımı söyleyip arkadaşlığını bitirmişti hem de çok sinirlenerek. Bu satırları okuyunca onda vefa vb. fedakar davranışlar olmadığı için benden nefret ettiğini fark ettim. Çünkü benim vefama vb. fedakar davranışlarıma borçlu kalmıştı. Komediydi ama kimse gülmedi benim dışımda