Semra YAPAL

Semra YAPAL
@semrayapal
Sıkı Okur
…. senin dünyaya bakan penceren kirli ise, benim çiçeklerim sana çamur görünür… ….
Tokat, 20 Mart 1984
1.530 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 24)
3253 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
semrayapalsemrayapal
Aydınlık ile karanlığı, savaş ile barışı, yükseliş ile çöküşü yaşamış olan bir kişi, hayatı gerçek anlamda yaşamış demektir.
Sayfa 501 - Can Sanat Yayınları, 23. Basım ~ Kasım 2024·Kitabı okudu
Hayata Dair
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
insanın vatanını kaybetmekle yerküre üzerinde etrafı sınırlarla çevrilmiş bir toprak parçasından çok daha fazlasını kaybettiğini anladım.
Sayfa 474 - Can Sanat Yayınları, 23. Basım ~ Kasım 2024·Kitabı okudu
Alıntı
İnsan kendi ülkesinin toprakları üstünde değilse, dik duruşunu kaybediyor ve kendine karşı daha güvensiz ve daha çaresiz oluyor, bu ruh halini anlamak için bunların yaşanmış olması gerekir.
Sayfa 474 - Can Sanat Yayınları, 23. Basım ~ Kasım 2024·Kitabı okudu
Psikoloji
Zweig’ın kendi kaleminden anlatımıyla, yaşadıkları…
Ülkeden her gün imdat çığlıklarının yükseldiği, en yakın dostlarımın birer birer yakalanıp işkenceye ve hakarete maruz kaldığı ve sevdiklerime yardım edememekten titrediğim o günler, hayatımın en korkunç anlarıdır. Viyana'da bıraktığım yaşlı annemin ölüm haberini aldığımda, dehşete düşüp yanıp yakınmadığımı, hatta acılardan ve tehlikelerden kurtuldu diye bir çeşit rahatlık duyduğumu söylemeye utanmıyorum çünkü içinde yaşadığımız dönem yüreğimizi işte bu hale getirmişti. Annem seksen dört yaşına gelmişti ve kulağı neredeyse hiç duymuyordu, evimizin içinde ayn bir odası vardı. "Ari ırk yasaları" çıkarılmış olsa da şimdilik evinden de atılamazdı. Bir süre sonra onu herhangi bir şekilde yurtdışına çıkarabileceğimizi ummuştuk zira nasyonal sosyalistlerin Viyana'da uygulamaya koydukları kararlardan biri anneme çok ağır gelmişti. Seksen dört yaşındaydı ve yürümekte çok zorlanıyordu. Her gün yaptığı küçük gezintilerinde beş ya da on dakika güçlükle yürüdükten sonra bir parkta ya da Ring Caddesi'ndeki bir bankta oturup biraz dinlenirdi. Hitler, Viyana'da hakimiyeti ele geçirmesinin üstünden sekiz gün bile geçmeden, yasalarının en vahşi olanını çıkarmakta gecikmedi. Yahudilerin banklara oturmalarını yasaklayan kanun -insanların acı çekmesini isteyen en sadist yasaklardan biri- yürürlüğe girdi. Yahudilerin mallarının ellerinden alınmasının ne de olsa anlaşılır bir tarafı, geçerli bir mantığı vardı çünkü fabrikaların, konutların, villaların ve işyerlerinin Yahudilerin elinden alınmasıyla kendi adamlarını doyuruyorlar, onları ödüllendirebiliyorlardı. (Devamını yoruma ekledim)
Sayfa 469 - Can Sanat Yayınları, 23. Basım ~ Kasım 2024·Kitabı okudu
Alıntı
1938 yılında, Avusturya'nın yaşadıklarından sonra dünyamız insanlık dışı davranışlara, haksızlığa ve zorbalığa daha önceki yüzyıllarda görmediği kadar alışmıştı. Bizim talihsiz Viyana'mızda yaşananlar, eskiden uluslararası bir hakaret sayılmaya yeterken, 1 938 yılında dünya vicdanı susuyor ya da biraz homurdanıp daha sonra olanları unutuyor ve hoşgörüyle karşılıyordu.
Sayfa 467 - Can Sanat Yayınları, 23. Basım ~ Kasım 2024·Kitabı okudu
Tarih