Olmak bu saatlerde daha olmak, en çok olmak
Olmakla yenebilmek o yerde hiç olmamayı
En çirkin kağıtlarda kirli sarı bir yaşamak
Yaşamak mı sefilcesine, rüşvet ya da sus payı
Olmak en eski aldanışımız, en rezil şarkı
Nicedir çalmaktan utanmadığımız plak
Bir bakalım söyliyecek sesimiz kaldı mı
Bir bakalım nerde olmak, neden olmak, nasıl olmak
Bir büyük karanlık geçiyor çağımızdan
Belli çok olduğumuz hiç olmadığımızdan
Biz çıktıkça durmadan uzuyor merdivenler
Bir zaman geçiyor ötemizden amansız, çabuk
Silin yolları haritalardan bitsin bu yolculuk
En uzak bir yeşilde kaybolsun yürüyenler
İsyan eden çekirdekse çatlayan kabuk
Basmayın yüreğime basmayın eziliyor çimenler
Elinde bir sürü niçin’lerle, neden’ler
Ağlıyor yüreğimde sarı saçlı bir çocuk
Üstünde ezilenler toprağın altında çürüyenler
Balıklar, kuşlar, insanlar ve sürüngenler
Nasıl ki çağdaş yoğun üretimde malların standartlaştırılması bir gereklilikse, sosyal süreçte de insanların standartlaştırılması öyle bir gerekliliktir. Ve bu işe “eşitlik” denmektedir.