Çocukları ekranın başından kaldıramadık. Yan gelip yatarlar, tembellik ederler.
Televizyona bakmaktan gözleri düşer.
(Geçen hafta birinin evine gittiğimizde,
Bir de baktık tam bir düzüne göz yerde.) Akşama kadar aptal aptal bakar dururlar, Beyinleri uyuşur, hepten salaklaşırlar,
O çöplükteki süprüntüyü seyrede seyrede Şaşkına döner, feleğini şaşırır hepsi de. Hakkınız var geçtiler mi ekranın karşısına, Maymuna döner, hizaya gelirler o anda,
Ne bir azgınlık ne de bir yaramazlık,
Rahatça yemek pişirebilirsiniz artık,
Bulaşıkları yıkayabilirsiniz telaşsızca.
Ama hiç durup düşündünüz mü acaba,
Bir ateş düştü mü acaba yüreğinize,
Nedir yavrucuğumun başına gelen diye?
AKLINI BAŞINDAN ALIR İNSANIN!
NE DÜŞ BIRAKIR NE DÜŞGÜCÜ,İNANIN!
AKIL ERDİREMEZ ARTIK HİÇBİR ŞEYE!
ÇOCUĞUN ADI ÇIKAR KUŞ BEYİNLİYE,
NE HAYAL DÜNYASI NE PERİ MASALI,
KESİLİR TEPEDEN TIRNAĞA KASKATI!
KAFAYI BİR TEK TELEVİZYONA TAKAR!
ÖYLE OTURUR,BOŞ GÖZLERLE BAKAR!
Tabii şimdi hemen tutup soracaksınız:
“Televizyonu atacak olursak evinizden,
Sevgili çocuklarımızı neyle oyalarız,
Hadi bakalım,söyler misiniz lütfen?”
Biz de soruya soruyla yanıt verelim:
“Eskiden çocuklar ne yapardı dersin?
Nasıl eğlenir,vakit geçirirlerdi sence,
Korkunç canavar keşfedilmeden önce?”
Unuttunuz mu? Yoksa bilmiyor musunuz?
Öyleyse avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz:
ÇOCUKLAR DURMADAN KİTAP OKURLARDI!