İnsanlar varoluşlarını kaybetmişler, denize düşen yılana sarılır misali, "Ben göründüğüm şeyim" anlayışına sarılmışlardı. "Yıpratıcı bir rüyadan sersemlemiş halde uyanmış hayalle hakikatin hududunu bir türlü ayırt edemeyen bir halde yaşıyoruz hayatı," diye mırıldandı içinden.
Bir şeyler oluyordu ama ne kadarı hakikat, ne kadarı rüya, kimse bilmiyordu.
"Pişmanlık hayatın gerçeği; nasıl yaşarsan yaşa, her zaman bazı konularda pişman olacaksın. Geçmişin bir kısmına takılıp, neden böyle oldu, diye suçlamaman gerek kendini. Geçmişi olduğu haliyle kabullenip bundan sonra ne olabileceğine bakmalı insan."