Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2026 103. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:00
O, hem nahif hem cesur bir yürek. Eğer istemezse hayatın kendisini yaralamayacağı, öykü çağının en güçlü şövalyelerinden. Mitolojiyi bir nakkaş hüneriyle kırsal yaşamda işleyip kentsel dokuya taşıyan #endemik bir öz. Bireyin yaşamı anlamlandırma çabası bitmeyen bir döngüdür. Neyi, nasıl anlamlandırdığı ise tamamen kendi tekâmülü ve cirmi kadardır. Karasu kendi dünya görüsünde hem bu çabayı hem ölüm gerçeğini yadsımadan gören şahsına münhasır bir kimlik benim gözümde. Bölümler arası göndermeleri ve şiirsel üslubu ile anlatıcı kimliğinin bulanıklaştığı ve zaman algısının kaybolduğu çok katmanlı grift öyküler… Bireyin yalnızlığını, toplumun dayattığı normlar karşısındaki çaresizliğini ve imkânsız ilişkiler içindeki varoluş mücadelesini imleyen bir tepegöz. Peki, ya Troya… Belki gerçek belki yalan, var biraz da sen oyalan. Karasu ikliminin eksik mevsimlerinden birini daha kitaplığıma kazandıran meleğimin Elvan #heraybirmetisokuyoruz etkinliği kapsamında ve kendisinin refakatiyle okudum Bilge Karasu Troya'da Ölüm Vardı
Troya'da Ölüm VardıBilge Karasu · Metis Yayınları · 2022764 okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:51
Ermiş ,klasik bir olay örgüsüne sahip bir roman değil. Hikâye, 12 yıldır yaşadığı Orphalese şehrinden ayrılmak üzere olan bilge El Mustafa’nın, halkın hayatın en temel meselelerine dair sorularını cevaplaması üzerine kurulu. Toplam 26 şiirsel yanıt var ve her biri ayrı bir başlık :aşk, evlilik, özgürlük, çalışma, acı, sevinç, ölüm… Ama bu kitabı bir hikâye gibi okumadım .Bir olay örgüsü yok; daha çok bir vedanın içinde açılan uzun bir iç konuşma gibi. El Mustafa konuşuyor, şehir halkı soruyor, sen arada kendi iç sesini yakalıyorsun. 1923’te yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ okunmasının nedeni de bu zaten. Zamansız. Çünkü anlattığı şey zamanla değişmiyor: insanın kendisi. Aşkın biçimi değişiyor ama yükü aynı kalıyor. Acının adı değişiyor ama hissi aynı. Özgürlük kelimesi büyüyor ama içindeki çatışma aynı. Bence Ermiş ‘i özel yapan şey, net cevaplar vermemesi. Öğretmeye çalışmıyor, yönlendirmiyor. Sadece bir pencere açıyor ve oradan bakıp bakmamak sana kalıyor. Bu yüzden hâlâ çok sevildiğini düşünüyorum ;çünkü bize yeni bir şey söylemiyor, zaten bildiğimiz ama hayatın içinde unuttuğumuz şeyleri hatırlatıyor.Keyifli okumalar!
ErmişHalil Cibran · İthaki Yayınları · 202085,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·184 syf.··
2026 122. kitabı
Bugün sizlere farklı bir kitapla geldim. @birim_ozer_sili ’nin yazdığı “Yalnızlığı Sen Seçmedin” adlı romanında okuyucuyu fiziksel dünyanın katı sınırlarını aşmaya davet eden, gizem dolu ve son derece etkileyici bir içsel yolculuğa çıkarıyor. Hikayenin merkezinde, eşi Kaptan Mehmet’in ani ve şüpheli ölümüyle dünyası bir anda tepe taklak olan Sare yer alıyor. Çevresindeki herkes ona bunun sadece talihsiz bir tekne kazası olduğunu söylese de, Sare kalbinin ve güçlü sezgilerinin sesine kulak vererek bu ölümün arkasında çok daha karanlık bir gerçek olduğunu hissediyor. İçindeki o susturamadığı sesin izinden giderek, gerçeği ortaya çıkarmak adına tehlikeli ve bir o kadar da mistik bir arayışa koyuluyor. Yazarın ilk sayfalardan itibaren satırlara yansıyan samimi, sıcak ve pozitif enerjisi, ölümün o soğuk ve ürpertici yüzünü sorgularken bile okuyucuya tuhaf bir teselli sunmayı başarıyor. Bu sürükleyici arayışta Sare, yalnız kalmıyor; ruhlarla iletişim kurabilen bilge bir usta ona bilinmeyen dünyaların kapısını aralarken, eski bir dost ve sezgileriyle öne çıkan güçlü bir dedektif de bu gizemli yolculukta onun gölgesi oluyor. Sırlar birer birer dökülüp zaman ve mantık kavramları esnedikçe, kendinizi gerçekliğin çok ötesinde bir sorgulamanın içinde buluyorsunuz. “Bazen bir aşk, ölümle bile son bulmaz. Bazen bir ölüm, sadece başlangıçtır” mottosuyla hareket eden roman, sevginin fiziksel boyutları aşan o en saf ve ölümsüz halini gözler önüne seriyor. Akıcı dili sayesinde bir solukta bitecek bir yapıya sahip olsa da, hissettirdiği derin duygusal yoğunlukla okuyucunun zihninde uzun süre yer edecek türden. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202615 okunma
Bilgeden" H'den"
Puan vermedi·479 syf.··
2026 15. kitabı
"Hikmet, beni artık arama. Kendi oyunlarında boğuluyorsun. Bir insan, başka bir insanın dünyasına ancak o dünya ona izin verdiğinde girebilir. Sen kendi dünyanı, kendi duvarlarınla o kadar sağlam ördün ki, içeriye ne sevgi sığdı ne de başka biri. Oyun oynuyorsun Hikmet. Hayatla, insanlarla, kendinle... En kötüsü de, bu oyunların içinde gerçeği arıyorsun. Gerçek, senin kurduğun o sahte krallıklarda değil, cesaretle yüzleştiğin o çıplak yalnızlığında saklı. Seni seviyordum belki; ama seni, senin bana sunduğun hayali bir Bilge olarak seviyordum. Gerçek ben, senin o karmaşık zihninde kendine yer bulamadı. Sen, başkalarının sana biçtiği rolleri reddederken, kendi kendine öyle roller biçtin ki, sonunda kendi yazdığın oyunun kurbanı oldun. Artık uyanmalısın. Oyun bitti Hikmet. Sahne boşaldı, ışıklar söndü. Şimdi, o korktuğun sessizlikle baş başasın. Kim olduğunu, ne istediğini, nereye gittiğini sorma artık. Çünkü sen, sorulardan bir kule yaptın ve o kulenin en tepesinden aşağıya bakmaya korkuyorsun. Hoşça kal Hikmet. Kendi oyununda buluşmak üzere değil, kendi gerçekliğinde kaybolmak üzere hoşça kal.'"
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2026 59. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:54
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Snorri Sturluson “Nesir Edda Viking Mitolojisi” oldu. Viking evreninin doğuşuyla anlatım başlar. Tanrıların eski kadim, mitsel hikâyelerini ilk kısımlarda düzyazı şeklinde anlatılırken, sonraki bölümlerde manzum hikâyelere doğru bir üslupla ilerler. Skald yani hem bir edebî tür olarak manzumelerdir. Hem de okuyan ozanlara verilen addır. Eser İkinci bölümden sonra bu yöne kayar. Ortaçağ Avrupası ve İskandinav kültürü on üçüncü yüzyılda yazıya geçirilmiş, mitolojik öyküler Nesir Edda ile bilinmeye başlanmıştır. Odin, Thor, Loki, Freyr, Freyja gibi birçok tanrı ve tanrıçaların kısaca hikâyeleri anlatılır. Bildiğim efsanelerin de yer alması, ikinci kısımdan sonra tıpkı bir antoloji sözlüğü okurken buldum kendimi ve bu yüzden yorucu ve karmaşık bir anlatım yaşattı. #kitapalıntıları &“Ymir'in etinden, Dünya yaratıldı, Terinden de denizler; Kemiklerden kayalar, Saçlarından ağaçlar, Kafatasından gökyüzü, Ancak kaşlarından, O şen şakrak güçlerinden, İnsanoğlu için Miðgarðr yapıldı. Beyninden tüm melankolikliğiyle Bulutlar yaratıldı.” &“Gerçekten de anlamak ve kavramak için çok ağır bir yük olduğu doğru, size kısaca anlatmanın yolu dillerin, her insan topluluğu onu kendi adıyla anmak istemiştir, ona kendi dillerine iman etmişler, dualarını kendi dillerinde etmişlerdir. Ancak bazı durumlarda yolculuklarında yeni isimler edinmiştir ve bu durum efsanelerde kaydedilmiştir. Bu büyük olayların anlatıldığı efsaneleri anlamadığın müddetçe bilge bir adam olarak anılamazsın.” &Freyr AEsir'in en meşhuruydu; yağmuru ve güneşin parlamasını yönetirdi ve böylece de dünya nimetlerini; o yüzden ona bereketli mevsimler ve barış için dua edilirdi. Üstelik insanların refahını da yönetirdi. Ancak Freyja da tanrıçalar arasında en meşhuruydu; cennete
Edebiyat - Destanlar - Efsaneler - Mitolojiler
Viking MitolojisiSnorri Sturluson · Yeditepe Yayınevi · 2018213 okunma
Çocuk Susar Sen Susma...
8/10
·208 syf.··
2026 70. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 08:23
Kitap, bir bakımevinde kalan Bilge’nin, büyük oğlu Baykurt tarafından zehirlenmesi, aynı gün Baykurt'un da ölmesi ve bu iki olayın etrafındaki gizemle başlıyor. Anca asıl suçlu sadece zehri veren değil; o aile içindeki sistematik şiddet, tecavüz, baskı ve en önemlisi de tüm bunlara karşı olan suskunluk. Ayşe Erbulak, "Dede koruk yer, torununun dişi kamaşır" mantığıyla trajedinin kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını çok iyi işlemiş. Bilge kitaptaki mağdurlardan biri ama uğradığı fiziksel ve psikolojik şiddeti, uğradığı tacizleri babasının sözleri ya da "el alem ne der" korkusuyla sineye çekmesi, hatta yaşadıklarını normalleştirmeye çalışması, zamanla onu çocuklarının gözünde bir suçlu figürüne dönüştürüyor. Kitapta anlatılanların maalesef neredeyse her gün üçüncü sayfa haberlerinde gördüğümüz gerçeklerle paralellik taşıması, okurken insanı huzursuz ediyor. Kitap, "kol kırılır yen içinde kalır" mantığının aslında nasıl hayatlar kararttığını bir tokat gibi okurun yüzüne çarpıyor. Bana göre sevgili Erbulak'ın asıl derdi cinayetin teknik detayları değil, "Bir aile, bir insanı kendi annesini öldürecek noktaya nasıl getirir?" sorusunun psikolojik anatomi çalışmasını yapmak. Ayşe Erbulak
1000Kitap
Aile CinayetleriAyşe Erbulak · Eksik Parça Yayınları · 2024198 okunma