10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:26
Lale Sokak Size bu kitabı okumanız için onlarca sebep sayabilirim ama bana kalırsa tek bir sebebiniz var; o da çocukluğunuza dönmek.. Kaç kitap vardır ki seni eski zamanlarına götüren, o günlerin özlemini içinden silen. Lale Sokak bize büyürken eskimeyen, eskise de güzelleşen geçmişimizin arnavut kaldırımlarında tekrar yürüme fırsatı veriyor. Hem de sımsıcak, öyle bizden bir anlatımla yapıyor ki bunu, ‘ya bu kitap hiç bitmesin’ demekten alamıyorsunuz kendinizi.. Bizim zamanımızda, yani 90’larda ne güzel komşuluklar vardı öyle değil mi? Nasıl da gerçekti her şey. Kapı önü çekirdekleri, balkon sohbetleri, kaset kayıtları, sevda şarkıları, mektup aşkları, okul önlükleri, çevirmeli telefonlar, her evde olmayan televizyonlar, veresiye yazdırdığımız mahalle bakkalları.. daha neler neler.. Bu öyle bir roman ki içine girdiğinde geçmişin sokaklarında kayboluyor ve çocukluğunla beraber tekrar horozlu şeker yiyorsun.. Derya, Gülizar, Ali, Serkan ve dahası.. Her karakterin ayrı bir hayatı ayrı bir izi var kitapta. Kimisi mutluluğa kavuşuyor, kimisi sevdiğine bile kavuşamıyor. Bazılarıyla kavga ettim kitap boyunca, bazılarına kıyamadım asla.. Yanıbaşımda olsalar nasihat verecek veya derdimi anlatacak kadar kalbime koydum her birini, sen de okusan inan bana, farklı olmazdı yüreğin.. Bu kitaba şans ver demeyeceğim sana asla, emin ol şans vermen gerektiğine. Bu güzelliği kendine yapman gerek çünkü. Herkes biraz soluklanmaya ve şimdiki kötü dünyaya ara vermeyi hak ediyor çünkü. O yüzden kalbime bir iyilik yap ve oku lütfen..
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202640 okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 213. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 00:00
Bu kitap… gerçekten ruhumu hırpaladı. “Oyunbaz” zaten insanın aklını yerinden alan bir başlangıçtı ama Düzenbaz ile birlikte artık bu iş sadece bir oyun olmaktan çıktı, tam anlamıyla psikolojik bir işkenceye dönüştü. Daire 13 artık sadece bir mekân değil, karakterlerin iç dünyasının karanlık bir yansıması gibi. Her sayfada nefesimi tuttuğumu, omuzlarımın kasıldığını fark ettim. Ölüm karakteri… aklım almıyor. Zeki mi? Evet. Korkutucu mu? Fazlasıyla. Ama en tehlikelisi şu: Bazen onu anlamaya çok yaklaşıyorsun. Ve bu insanın kendi içinden ürpermesine yetiyor. Afra’nın içindeki yaşam ve ölüm arzusunun çatışması o kadar güzel ama bir o kadar da acı vericiydi ki… Onun yerinde olsam ne yapardım, hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilirdim diye kendimi sorgularken buldum. Ve bu kitapta asıl can yakan şey de bu zaten: Okurken sadece karakterleri değil, kendini de yargılıyorsun. Bu kitapta en çok hoşuma giden şey, artık maskelerin yavaş yavaş düşmesi oldu. Ama düşen her maske, yeni bir yara açıyor. Geçmiş sahneler… Kıyı (Ölüm) ve Afra arasındaki bağ… Hepsi içime bir ağırlık gibi çöktü. Yeni bilgi vermemesi biraz hayal kırıklığı yarattı evet, ama psikolojik gerilim açısından önceki kitaptan bile daha sertti. Bazı sahnelerde kitabı kapatıp “devam etmeyeyim” dedim. Sonra birkaç dakika sonra kendimi tekrar sayfaların arasında buldum. Çünkü işin tuhaf yanı şu: Canını yaksa da bırakamıyorsun. Karakterler arasındaki gerilim, çatışmalar, kırılma anları… Özellikle görev sahneleri okurken elim ayağım titredi. Ölüm’ün verdiği görevler artık sadece fiziksel acı değil, insanın ruhunu lime lime eden şeyler. Ve okuyucu olarak sen de bu çöküşü iliklerine kadar hissediyorsun. Final kısmı… Ben o sonlarda gerçekten kitaba sarılıp “Beni böyle bırakma” demek istedim. Çünkü tam her şeyin en
DüzenbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025596 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fiyasko
2/10
·400 syf.··
2026 221. kitabı
SPOİLER İÇERİR SPOİLER SPOİLER sadem'in babası üvey annesi Vilma ile evli ve sadem'i hiçbir şekilde umursamıyor sademin annesi o küçükken onları terk etmiş abisi de evi terk etmiş kitabın sonlarında abisinin öz annesinin yanına gittiğini öğreniyoruz evla sademin en yakın arkadaşlarından biri annesi takıntı derecesinde evlayı takip ediyor günlük alması gereken kaloriyi aştığında veya abur cubur vb yediğinde çok kızıyor ayrıca bunlar çok zengin evla kitabın başlarında hassas bir kız gibi duruyor ama sonradan içinde derin ve korkutucu bir öfke olduğunu görüyoruz ayrıca güngör diye biri tarafından defalarca reddedildiğini zannediyoruz ancak kitabın sonlarında meğersem başka bir sevgilisi olduğunu güngör'ü arkadaşlarına söylediği yalanların bir parçası olarak kullandığını öğreniyoruz kavin dobra bir kız ama sürekli sınavlarda başarısız oluyor annesi de başarısız olduğu için kıza baskı yapıyor zaten kitap da sadem rüya'nın kavin sınıfta kalmasın diye sınav kağıtlarını beton'dan(kimya öğretmenlerinin lakabı) çalmasıyla başlıyor buğra han sadem'e aşık ama sadem onu tanımıyor bile sademin onu tanıması beton'dan sınav kağıtlarını çalma amacıyla buğra han'ın bisikletini çalmaya çalışması ve buğra'nın ona sınav kağıtlarını çalmasında yardım etmesiyle başlıyor ardından buğra sadem'in tiyatro metni yazmasına yardım ediyor sadem evden kaçtığında yanında kalmasına izin veriyor falan şimdi sadem niye tiyatro metni yazıyor diyeceksin yazıyor çünkü sınav kağıtları çalınınca bunu telafi etmeleri için müdür yardımcısı böyle bir görev verdi sadem yıllarca platonik bir şekilde okul birincisi yakışıklı erdinç'e aşıktı ama sonra buğrayı tanıdıkça ona aşık oluyor zaten kitabın sonlarında erdinç'in gerçek yüzünü görüyor ilya kızların baş düşmanı sevgilisi de tarık ilya pembe saçlı diye
Alabora LimanlarıK. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 2025128 okunma
spoi vardır
6/10
·314 syf.··
2026 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:56
Rapunzel uyarlaması ve ben bunu Rapunzel’den daha çok beğendim. Küçükken Rapunzel’i izlediğimde kıza çok kızardım. “Sen bir kraliyet üyesinin tek prensesiymissin, nasıl serseri, ne olduğu belli olmayan Flynn ile olursun?” diye düşünürdüm. Burada Allah’tan kraliyet olayı yoktu. Çünkü benim bu düşüncem apayrı bir şerefsizlik. Aslında 8 puan verecektim, aklımdaki puan oydu. Bazı yerlerde sıkıp uzatılsa da sonuçta bir uyarlama kitabı olduğu için çok sorgulamadım. Bizim oğlanın dinlemeden etmeden gitmesine de çok kızamadım Ren’e. Çünkü hepsi izlediğim şeyle aynıydı; tek fark modern bir dünyada geçmesi ve ufak değişikliklerdi. 2 puan kırıp 6 puan vermemin nedenlerinden biri, açıkçası Gloria ile Ren arasında bir yüzleşme beklememdi. Bir de Gloria’nın dilinden dinleseydik olayın iç yüzü bize daha etkili yansırdı. Ortada kulağa şaka gibi gelen ama aslında aşırı iğrenç ve korkunç bir olay var. Böyle bir şey yaşadığımı düşünmek bile beni dehşete düşürüyor. Anne babasının üvey olmasını geçtim, isimlerinin bile farklı olması ve Ren’in bunu bir anda, çok kötü bir şekilde öğrenmesi… Sonrasında gelişen olaylar aşırı korkunç. Kızın hayatı zaten her şeyden uzak geçmiş; dünyaya karşı sıfır bilgi birikimi var. Annesi ve babası olarak bildiği insanlardan başka kimseyi tanımıyor. Tanıdığı çok az insan da ailesiyle birlikte merkeze gittiğinde uğradıkları dükkân sahipleri. Hayatında hiç telefon görmediği, herhangi bir teknolojik aletle temas etmediği için Ren’in dünyası minnacık. Ama o küçük dünyasından inanılmaz keyif alıyor. Ve bence çoğumuz o dünyada yaşayamazdık. Teknoloji bağımlısıyız; ne kadar inkâr etsek de artık yapay zekâsız bile yapamamaya başladık. Her şeyin elimizin altında olmasından aşırı zevk alıyoruz. Bu yüzden Ren’in o küçük dünyası aslında inanılmaz bir şey. Gloria ve
1000Kitap
Seninle Karmakarışık - Bir Kaderinde Varsa RomanıChristina Lauren · Beta Byou · 2024174 okunma
10/10
·270 syf.··
2026 59. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Merhaba kitap dostlarım! Sizlere, kitap okumayı sevmeyenlere sevdirecek ya da kitap okurken yavaşlama sürecine girenleri o süreçten çıkarmak için yardımcı olacak bir kitap ile geldim. Yazarın kalemi ile bu kitap sayesinde tanışmış oldum. Sade, akıcı, merak uyandırıcı bir dili var. Daha ilk sayfalardan sizi hikayenin içine çekmeyi başarıyor. Vidar zor zamanlardan geçerken tesadüfen eski yazlıklarının telefon numarasını buluyor. Numarayı arıyor ve telefon cevap veriyor. Ses, ölmüş babasının sesi. Bu mümkün olabilir mi? Yetişkin olan sen, geçmişteki çocuk olan senle ile konuşabilir misin? Evet Vidar çocukluğu ile konuşmaya başlıyor. Olay örgüsü bazılarına karışık gelmiş ve tekrara düşen yerlerinin olduğunu söyleyenler de var. Ama ben kitabı şu açıdan çok sevdim. İşlediği konu, verdiği mesaj bence hepimizin hayatının dönüm noktası olan, kritik dönemimiz olan “ çocukluğumuz”un, ileriki yaşamımızı nasıl etkileyeceğinin temelini atıyor. Çocukluğumuzda yaşadığımız en ufak travmatik bir olay dahi ileriki hayatımızın her noktasını çok farklı ve beklemediğimiz şekillerde etkileyebilir. İşte Vidar da çocukluğunda yaşamış olduğu ama hatırlayamadığı hatta hatırlamak istemediği, bilinç arkasına attığı bir olayın etkilerini yaşıyor. Bununla yüzleşmesi gerekiyor. Her sayfasında “merak” inanılmaz diri tutuluyor. Kitabı ben asla elimden bırakmak istemedim. Bırakmak zorunda olduğum anlarda da aklım hep kitapta idi. Ne oldu, ne olacak sürekli düşündüm. Eleştireceğim tek nokta, sonucu daha iyi bağlanabilirdi. Biraz hızlıca bir olaya bağlandı gibi oldu. Sonuna kadar nefessiz okudum, sonunda da bir “vaoooov” demek isterdim. Tabiki yine de kitap genel olarak bence çok çok iyiydi. Alıntılar *İnsan öylece çocukluğunu arayıp da biraz olsun şanslı olmayı dileyemez. Hattı düşürebilirsin
1000Kitap
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,546 okunma
Körlük Gözde Değil, İnsandadır...
9/10
·336 syf.·
2026 183. kitabı
Sivas’ın Kangal ilçesine ilk kez gidiyordum. Çocukluğumdan beri adını duyduğum, dünyanın en güçlü çoban köpeklerinden biri olarak gösterilen Kangal köpeklerini yerinde görmek istiyordum. Fotoğraflarına defalarca bakmış, haklarında onlarca yazı okumuştum. Fakat bazı şeyler uzaktan öğrenilmiyor. Bazı değerleri anlamak için onların bulunduğu toprağa basmanız gerekiyor. İlçeye vardığımda ilk dikkatimi çeken şey bozkırın dinginliği oldu. Şehirlerin bitmek bilmeyen gürültüsünden sonra buradaki sessizlik insana yabancı gelmiyor, aksine yıllardır özlediği bir sesi yeniden duyuyormuş hissi veriyordu. Kangal köpeklerini ilk gördüğüm an ise anlatılan hiçbir cümlenin onları tam karşılamadığını anladım. Heybetleri yalnızca iri cüsselerinden gelmiyordu. Bakışlarında acele etmeyen bir güven vardı. Kendilerini ispatlamak zorunda olmayan canlıların huzuru... Sürünün etrafında dolaşırken attıkları her adım ölçülüydü. Gereksiz hiçbir hareket yapmıyorlardı. Güçlerini göstermek için saldırmaya ihtiyaç duymayan bir asaleti seyrediyordum. Uzun süre onları izledim. Sonra yürümek istedim. İlçenin dışına doğru uzanan eski demiryoluna çıktım. Rayların üzerinde ağır ağır ilerlerken karşıma yıllardır ayakta duran Deliktaş Tüneli çıktı. Taştan örülmüş kemeriyle bozkırın ortasında sessizce bekliyordu. İçeri girdim. Her adımda dışarıdaki gün ışığı biraz daha geride kaldı. Tünelin serinliği yüzüme vuruyordu. Ayak seslerim taş duvarlardan geri dönüyor, sanki önümde benden birkaç saniye önce yürüyen başka biri varmış gibi yankılanıyordu. Tam tünelin ortalarına yaklaşmıştım ki uzaktan rayların titrediğini hissettim. Ardından trenin sesi duyuldu. Hızla duvara yaslandım. Lokomotif yaklaştıkça karanlığın içini delen beyaz far büyümeye başladı. Bir an...
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma