Caraval diye geldim yazarın fantazilerini okudum: BİLDİĞİN TACİZ
5/10
·176 syf.··
2026 56. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:50
Normalde inceleme yapmayacaktım ama kitaba çok kızdım. Seriyi bitirmeyenler için SPOİLER UYARISI!!!! Asla Caraval'ın büyüsü yoktu. Doğru düzgün bir konusu da yoktu. Karakterler bayrama hazırlanıyor onu anlatıyor. Bunu o kadar saçma kurgulamış ki pek çok mantık hatası ve İĞRENÇ sahneler vardı. Tella başta hiçbir dileğinin kabul olmadığını söylüyor?!! ABLANI ADADAN KURTARMAK İSTEYEN, Legend'i bulmak isteyen sen değil miydin kızım?? Yazar yazdığın kitabı mı unuttun? Tella, aşkından şüphe ediyor. Evet, evet o kadar macera yaşadıktan sonra "Acaba Legend aşkı ölümsüzlüğe tercih ettiği için pişman mı?" diye düşünüp duruyor. Legend paşam da full odak yeni Caraval oyunuyla ilgileniyor. Yazar sen ne istiyorsun? Çiftten soğuyalım mı istedin bu yazdığın saçmalık nee? Bir de Tella aşk tavsiyesi veren kitabın tavsiyelerini uyguluyor. Yahu Tella böyle biri değil! Bunu yapsa yapsa Evangeline yapar. Evrenleri mi karıştırdın? En iğrendiğim kısımsa Legend Tella'nın gözü kapalı, eli bağlıyken ona dokunuyor. Ve Tella o kişinin Legend olduğunu bilmiyor. Şüpheleniyor ama EMİN DEĞİLL. Neymiş oyunmuş. Sayın yazar fantazilerini yazmak istiyorsan neden bu serideki karakterleri alet ettin. Önceden haber verseydin ona göre okurduk. Bu novellayı okumasanız da olur. Scarlian ve Legendtella arasındaki birkaç romantik diyalog olmasa iyice çekilmezdi. Tella yerine yüz kere utandım. Legend'in saçmalıklarına bin kez kızdım. Okumayın okutturmayın. Konuya o kadar kızdım ki resimlerin güzelliğinden bahsetmeyi unutmuşum. Çizer güzel çizmiş ama DEX'in kötü baskısından dolayı elimizdeki kitap yabancılardaki gibi değil. Sayfa kalitesi kötü. Başka incelemelerde görüşmek üzereee. :)
1000Kitap
SpectacularStephanie Garber · Dex Yayınları · 2025138 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 27. kitabı
Kendini arayan bir ademin yolculuğunun ilk durağında, arzu ettiğinin tam hedefinde buldu kendini. Mevlâna'ın dediği gibi: "Susuzlar âlemde su ararlar, su da cihanda susuzları arar." Amaç belli olunca vuslata ermek için Allah kendine yakınlaştırmayı kolaylaştırır.  Güneş gibi doğmak batıdan olmaz. Doğuya gitmek gerek. Asım da yeniden doğmak için Türkmenistan'ın Merv şehrine yol alır. Orda karşılaştığı Serkan arkadaşıyla özlem giderirken nerden bilecekti aradığı ayağına geldiğini? Asım farsça bildiğinden arkadaşının bir kitabının tercüme etme teklifi üzere sonraki durağı Semerkand olur. Eline aldığı hatırat ile 1200'lı yıllara adım atmış oldu. Ve okuduğu her cümle bu gününe ışık oldu. Karanlık gecelerine kandil oldu. Kaybolduğu  dünyadan sıyrılıp ihlâsa erdi. O öğrendikçe okuyucu da öğreniyor. Kalbi hâlim oldukça okuyucunun yüreği daha çok yumuşuyor. Neticede bizimle tanıştırdığı Mevlâna Halid'tir. "Rüzgarın Ardından" eserinde aslında Asım'ın kendini bulma arayış yolculuğu az ve öz olarak  tamamen Mevlâna Halid'in otobiyografisi anlatılıyor. Yunus Emre'nin şu vecizesi Asım'ın durumuna ne kadar manidardır: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?" Eserden damlayan her sözcük âdeta vücudun ihtiyaç duyduğu her meyve tadındadır. Kalbi huzura erdiren, beyni bilgiye doyuran, ruhu ferahlatan harika bir ilim bilgisidir. Şeyh Şamil'in dediği gibi: "Allah'a giden yollar gökteki yıldız sayısından fazladır. Biz o yollardan birini arıyoruz." Yazar da bu kitabında da kalplere Allah'ı ve Allah'a giden yolun kapılarını açıyor. #kalbedüşensızı #hayatsondanbaşlar kitaplarını tavsiye ettiğim gibi #rüzgarınardından 'ı da tavsiye ediyorum. #biralıntı "Her yolun kendi yolcusu, her yolun kendine has bineği var. Kimi yol var dolanır gider,
Rüzgârın ArdındanElif Veske · Eşik Yayınları · 2020410 okunma
Reklam
5/10
·476 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:27
Emily Henry sevdiğim bir yazardır. Ortalama bulduğum kitapları da olsa da genelde severim kalemini. Ama bu kitapta o kadar sıkıldım ki… ilk olarak konusundan sonra da hislerimden bahsedeceğim. Konusu,Daphne düğününe az bir zaman kala nişanlısı tarafından terk ediliyor. Terk edilme sebebi de Peter’in en yakın kız arkadaşına aşık olduğunu fark etmesi.Daphne, nişanlısının peşinden Waning Körfezi’ne geldiği için burada tanıdıgı hiç kimse yok. Yaşadığı ev de Peter’a ait olduğu için bu yaz sonuna kadar kalacağı bir yer bulması gerekiyor.Nişanlısının Daphne’yi terk etmesi sebebi bu olan malum arkadaşın da hayatında biri var,Miles.O da terk edilince iki derbeder Miles’in evde yaşamaya başlıyorlar. Çiftimizin yaşadıklarını okuyoruz. Genel olarak eleştireceğim bir yorum olacağı için Spoiler verebilirim ,şimdiden uyarayım. İlk olarak çeviri kaynaklı mı yoksa yazarın kitabı mı böyleydi bilmiyorum kitap böyle elimde akıp gitmedi bir türlü. Çevirmene de haksızlık yapmak istemiyorum. Bu kitaba başlamadan önce çevirmenin diğer çevirdiği kitabı okuduğumu fark ettim. Orada böyle bir sorun yoktu. Ama daha önce yazarın okuduğum kitaplarında da bu tarz bir sorun olduğunu hatırlamıyorum. Çünkü olsaydı bu benim yazara bir daha şans vermemi zorlaştırıyor. Yani böyle sanki fantastik bir kitap okuyormuşum gibi aynı cümleleri dönüp dönüp tekrar okudum. Anlamadığım yerler oldu yani romantik bir kitaptan bahsediyoruz. Kitaptaki ana karakterlerin hiçbirini yükselmedim.Daphne’nin baba kaynaklı güven sorunları var anlıyorum. Ama mükemmel bir anne tarafından yetiştirilmiş. Elbette babasının yerine dolduramaz ancak Miles’in bir tane ebeveynini bile iyi değil. Ve berbat ebeveynlerine rağmen kız kardeşini onlardan korumak adına ciddi bir çaba sarf etmiş. Böyle bir durum olunca Daphne’nin hali biraz bana
Gülünç Bir HikayeEmily Henry · Epsilion Yayınevi · 20263 okunma
Devam kitabı = devam eden huzur. (Şüpheli)
Puan vermedi·
Bol bol spoiler içerir, iyi okumalarr. Kitap zaten ilk kitap gibi (Küçük Kadınlar) çok güzel olduğu için sadece sevmediğim kısımlardan bahsedeceğim. Öncelikle Meg&John çiftinden bahsetmek istiyorum. Dinamiklerini sevdim gibi gibi. Of, çok birşey söyleyemeyeceğim bu çiftle ilgili. Şimdi gelelim Jo&Laurie çiftimize(?). Laurie Jo'ya bodoslama evlenme teklifi etti. Jo bu dishonourableı haklı olarak reddetti. Sonra Laurie gitti. Amy ile evlendi. Geri geldi ve o sırada Jo'ya mektuplar yazmaya devam etti. Geri geldiklerinde Jo mutlu mesut karşıladı onları yalnızlıktan kafayı yememiş gibi. Tamam, şimdiye kadar çok sakindim. Biraz hareket. SEN BU KIZA EVLENME TEKLİFİ ETTİKTEN SONRA, AŞK ACISINDAN GEBERDİKTEN SONRA KIZ KARDEŞİYLE EVLENEMEZSİN BTW. AYRICA SİZİN EVLENDİĞİNİZ ZAMAN CANIM BETH BİRTANEM DAHA YENİ ÖLMÜŞTÜ TAMAM MI, "CONOM BOTHOMOZ HOP KOLBOMOZDOYDO." TABİ CANIM KÜLAHIMA ANLAT. AMY DÜNDEN RAZI ZATEN, FIRSAT BULAYIM DA EVLENEYİM. "PIRI IÇIN IVLINICIM." PARA PARA DOYMADIN PARAYA. Şimdi bu söylediklerim KESİNLİKLE ne yazara ki yazarı çok severim ne de kitaba yönelikti tamamen karakter odaklı nefretimdir. Bir çoğu (Amy'nin evlenme merakı vs.) uydurmasyon şeyler olabilir döçdpxm. Çok doluyum karakterlere karşı. Ama kitap ÇOK güzeldii. Teşekkürler efenim.
İyi EşlerLouisa May Alcott · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,153 okunma
Bırak aşkı meşki! Tarih, mitoloji, polisiyeden naber? :)
6/10
·190 syf.··
2026 71. kitabı
Aşk Köpekliktir, Ahmet Ümit’in alıştığımız polisiyelerinden oldukça farklı bir kitap. İçinde aşk, ayrılık, özlem, tutku, hayal kırıklığı ve ilişkiler üzerine yazılmış öyküler bulunuyor. Kimi zaman romantik, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman da insan ilişkilerinin karanlık taraflarına dokunan kısa anlatılar bunlar. Sorun şu ki ben Ahmet Ümit’i bunun için okumuyorum. Ahmet Ümit denince aklıma İstanbul’un sokaklarında dolaştıran cinayetler, tarihle iç içe geçmiş gizemler, mitolojik göndermeler, katman katman açılan sırlar geliyor. Bir Patasana, bir Kavim, bir İstanbul Hatırası ya da bir Beyoğlu Rapsodisi okurken aldığım o zihinsel tatmin duygusunu bu kitapta bulamadım. Öyküler kötü mü? Hayır. Ancak bana göre sıradan. Aşk, ayrılık ve ilişki sorunları üzerine söylenecek çok şey söylendi zaten. Ahmet Ümit’in kalemini özel yapan şey de tam olarak bu değildi. Bu kitapta güçlü bir polisiye yok, tarih yok, mitoloji yok, araştırma yok, çözülmeyi bekleyen sırlar yok. Kısacası Ahmet Ümit’i Ahmet Ümit yapan birçok unsur eksik. Kitabı okurken sürekli aynı düşünce aklıma geldi: Yazarın yeteneği başka bir sahada parlıyor. Dünyanın en iyi forvetlerinden birini alıp kaleye geçirmek gibi olmuş. Elbette oynuyor ama herkes onun başka bir mevkide çok daha iyi olduğunu biliyor. Belki bu kitabın hedef kitlesi ben değilim. Ancak Ahmet Ümit’ten beklentim, beni bir aşk hikâyesinin içine çekmekten çok, tarihin, gizemin ve suçun karanlık koridorlarında dolaştırması. Çünkü bunu gerçekten çok iyi yapıyor. Bu yüzden kitap bittiğinde aklımda kalan şey öyküler değil, şu cümle oldu: Ahmet Ümit, bırak şu aşk meşk işlerini. Sen git yine tarihi, mitolojiyi ve polisiyeyi karıştır; biz de kitabı bitirdiğimizde hem eğlenmiş hem öğrenmiş hem de beynimiz ödüllendirilmiş olsun.
Aşk KöpekliktirAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201217,2bin okunma
İnsan, İnsan Sayesinde Büyür
9/10
·336 syf.··
2026 50. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 13:26
Nurullah Genç, çağdaş Türk şiiri denilince akla gelen ilk beş isimden biridir diye düşünüyorum. Ancak onu yalnızca şair kimliğiyle tanımlamanın, özellikle bu kitabı okuduktan ve roman alanındaki ödüllerini de öğrendikten sonra eksik bir bakış açısı olacağı kanaatindeyim. Kitap genel anlamda otobiyografik ve anı kategorisinde değerlendirilebilecek bir eser olsa da, içerisindeki şiirsel dokunuşlar ve edebî kalite anlatıyı çok daha üst bir seviyeye taşımaktadır. Bu kitap basit bir otobiyografik anlatı, bir farkındalık hikâyesi ya da bir başarı öyküsü olarak yorumlanmamalıdır. Aslında kaybolmaya yüz tutmuş bir insan tipinin, bir ahlak anlayışının ve bir medeniyet tasavvurunun hikâyesi olarak okunabilmelidir. Birçok otobiyografik anlatıda ana kahraman yazarın kendisidir. Ancak bu kitapta durum biraz farklıdır. Nurullah Genç, anlattığı bölümlerde genellikle kendisini ikinci ya da üçüncü planda tutarak hikâyeyi tamamlar. Örneğin; Sibirya gazisi Bekir Ağa, oğlu Seyfullah, Gülçehre Ana, köy odasında kitap okuyan insanlar, çocuklarını okutabilmek için hayatını adayan anne ve babalar, yol gösteren öğretmenler ve kapısını açan dostlar anlatılan bölümlerin asıl kahramanlarıdır. Bu nedenle kitap aslında Nurullah Genç’in değil; onu yetiştiren insanların kitabıdır. Yazarın başarısı bireysel değildir. Bir köyün, bir ailenin, bir kültürün ve bir inancın ortak başarısıdır. Kitabın en etkileyici taraflarından biri şüphesiz Sibirya gazisi Bekir Ağa portresidir. Dört yıl süren Sibirya esaretinden dönen bir insanın, harabeye dönmüş köyünü sekiz yıl boyunca yeniden inşa etmesi olağanüstü bir hadisedir. Bekir Ağa bunu kahraman olmak için değil, doğru olanı yapmak için yapar. Bu yönüyle eser, modern bireyciliğin karşısına geleneksel Anadolu irfanını ortaya koyar. Kitap boyunca Pinaduz köyü
Edebiyat
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,024 okunma
Reklam
Reklam