“Elmalara diyorum… Gençler diyorum, taze demek isteseydim, taze derdim. Gençler diyorum. Pırıl pırıllar, parlaklar. İçlerinde muhtemelen kımıl kımıl kurtlar. Gençlikte o kurtlar pek ehemmiyetli görünmez. Onlarla yaşar giderim, yahut bir yerde onlar beni terk edip gider sanılır. Lakin öyle olmaz. İçine yerleşen kurt senin kurutmadan terk etmez.”
“Herkesin içinde onu yiyen bir kurt vardır. Yaşayan herkesin… Ama kurtlar sadece … Sadece yaşayanları…”
“… ve en güzel yalanların verdiği ferahlık bile, gerçeğin anlaşıldığı anın ağırlığı kadar kuvvetli değildi. O gün kuşa bakarken iki şeyi aynı anda kaybettiğimi hissettim. Hem ablamı hem de birine katıksız güvenebilmenin ferahlığını.”
“İçimizde öfkeler, kırgınlıklar, alışkanlıklar, sevinçler birlikte geçmiş koca bir hayat biriktirmişiz. İki kör bıçak gibi birbirimize bilenmiş ama kesmeyi de becerememişiz.”
“…bir zaman sonra çareyi Kamuran’ın açtığı o uçurumun yanına bir tane de ben açmakta buldum. Böylece kendimi fırlatılmış değil, bizzat uzaklaşmış gibi hissedecektim.”