Biliyor musun kalbim artık
Bir kuş gibi çırpınarak pencere önlerinde
Titrek kanatlarıyla umudun
Düşmüyor bekleyişin hayal camlarına
Gelmene yakın saatlerde.
Tam da akşam üzeri gidiyorsun alıp aklımın aydınlığını
batan günle birlikte, ince hüzünler içinde alacakaranlığını
eliyorsun yüreğime susan göğün. gölgelerin uzanıp uzanıp
korkular içinde yalnızlığı öptüğü bu öksüz saatlerde;
tam da özenle kurup sakladığım o en güzel sözü
söyleyecekken gidiyorsun. Yaşanmış ve yaşanmamış ne varsa
sana ilişkin, dünya kadar bir yumruk olup oturuyor
boğazıma. Sıcakla soğuğun aykırı yol ağzında; hevesle
düşkırıklığının, bekleyişle bitişin birbirini yediği karmakarışık
duygular içinde kaskatı kalıyorum. Işıkları yanıyor bir bir
dışı karanlığa batan evlerin. Geçerek bırakılmışlığımın
başucundan telaşlı adımlarla usul usul eksiliyor sokaklar.
Günüm kördüğüm oluyor. Geceyi çözemiyorum. Ay ışığı
gümüş bir hançere dönüşüyor karanlığın elinde, çizip
çizip kanatıyor anıların suskun yüzünü. Buz gibi sular
sızıyor ürpertiler içinde tenimden hücrelerime. Acılaştıkça
acılaşıyor ayrılık. Tırnaklarımı yiyorum.