Sena

Yağmur yağıyordu; seyrelmeden, yavaşlamadan, hiç ara vermeden külrengi gökyüzünden dökülen sonsuz bir ırmak gibi İstanbul’a yağmur yağıyordu. Görkemini kaybetmiş saraylara, hükmünü yitirmiş tapınaklara, her gün biraz daha küçülen parklara, her gün biraz daha azalan ağaçlara, her gün biraz daha kirlenen denize, her gün biraz daha çoğalan şekilsiz binalara, her gün her gece sıkış tepiş bu binalara sığınmış insanlara, bu kadar ihanete, bu kadar alçaklığa, bu kadar yağmaya rağmen güzelliğini hâlâ koruyan bu kadim kente yağmur yağıyordu.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Geçerim şiirlerimle ağaç altına Sen ve bir şişe şarap, bir somun ekmek yanına Huzur veren ezgisiyle Ah, bu ıssızlık cennettir bana
Sayfa 163·Kitabı okudu
İnsanlar sevdikleri veya mukaddes addettikleri kimselerin kusurlarına karşı kör olur.
Alıntı
Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm. Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: -Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.
En muhtaç durumdakilerin en nefret ettiği şey minnettarlıktır, sırf kendilerini yeniden iyi hissetmek için ilk fırsatta saldırırlar.