Ona göre yaz, hep iyi bir şeylerin ihtimali gibi heyecanla beklenir fakat geldiğinde daima hızlıca bir hayal kırıklığına, bir fiyaskoya döner. Annesiyle geçireceği geniş zamanların imkânı gibi başlayıp, öğleden sonra yatılarak ruhu karışmış bir halde uyanılan huzursuz, uzun uykuların mevsimi. Yaz budur, bunalımın bitmeyen gündüzlerin ve giderek ağdalaşan öğleden sonralarının mevsimi; zamanın sinek vızıltıları eşliğinde ağızda ekşi bir tatla yitirdiği mevsim. Can sıkıntısının billurlaşmış hali. Yaz budur. Ondan daha fazlasını beklemek naiflik olur.