Aşk birkaç gün önce yoktu, birkaç gün sonra da var olmayacaktır. Fakat var olduğu müddetçe ışığını, kendisinden önceki devrenin üzerine olduğu kadar, kendisinden sonraki devrenin üzerine de saçar.
Bütün öteki sevgilerin bir geçmişe ihtiyaçları vardır. Aşk ise adeta sihirli bir tarzda, kendisi bir geçmiş meydana getirir ve bizi onun içine gömüverir. Böylece içimizde vaktiyle bizden tamamen yabancı bir kimse ile-tabir caizse-yıllarca beraber yaşamış olmak gibi bir şuur uyandırır.
İnsanı doğru yoldan saptıran şeyler zevk, tabiat veya şehvet duygusu değildir;insan toplumun bizi alıştırmış olduğu birtakım hesaplar ve tecrübelerden doğan birtakım düşünceler yüzünden baştan çıkar.
Özellikle, aşkta öznel bir hazzın peşinde koştuğumuz ve bu yüzden de bir kadının güzelliğine duyulan hayranlığın aşkta en baskın unsur olmasının beklenebileceği yaşta, aşk - en fiziksel aşk bile-temelinde, başlangıcında bir arzu olmadan doğabilir.