Şule Sena Güngör

Yaşamak
8/10
·210 syf.··
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 13:56
Alıntı yazamadığım bir kitaptı. Her ne kadar 1 haftada okumuş gibi görünse de aslında 2 oturuşta bitirdiğim bir kitap oldu. Kitap, Çin’de köy köy gezerek insanlardan hikayeler dinleyen bir gezginle başlıyor. Aralarda Fugui’nin hikayesi ortaya çıkıyor ama tabii ki asıl anlatı Fugui’nin kendi anlattıkları üzerinden ilerliyor. Fugui karakteri ise kitabın başında oldukça sorumsuz, hayatın ciddiyetini kavrayamamış ve yaptığı hataların sonuçlarını pek düşünmeyen biri olarak başlıyor. Ancak yaşadığı kayıplar ve zorluklar arttıkça yavaş yavaş değişen, daha sessiz, daha kabullenici ve sorumluluk sahibi birine dönüşüyor. Bazen yaptığı hatalara kızdım, bazen de başına gelenler karşısında sadece sabrına ve sesini çıkarmamasına oldukça şaşırdım. Kitap boyunca Fugui’nin dönüşümünü izlemek, aslında insanın yaşadıklarıyla nasıl yoğurulduğunu görmek gibiydi. Kapak tasarımı kitabı ilk gördüğümde dikkatimi çekmiş ve ilgimi uyandırmıştı. Ancak kitabı bitirdikten sonra kapaktaki çizgilerin, benim yorumuma göre Fugui’nin gömdüğü aile fertlerinin mezarlarını temsil ettiğini düşündüm. (Farklı bir gerçek varsa bilmiyorum, bu şimdilik benim yorumum.) Kitabın ismi ise ilk başta içeriğe biraz tezat gibi hissettirse de artık bana göre yaşamak tam olarak böyle bir şey. İnişler, çıkışlar, doğrular, yanlışlar ve kayıplar her zaman var. İnsan da tüm bunlara rağmen bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Kitap, Çin’in geniş tarihi hakkında da oldukça merak uyandırıcıydı. Okurken bolca araştırma yaptım. Araştırmaya başlayana kadar Çin hakkında hiçbir şey bilmediğimi sandım ama aslında bazı şeylere aşina olduğumu fark ettim. Özellikle Türkiye geçmişindeki ağalık dönemlerini hatırlatan kısımlar bana tanıdık geldi. .(Şener Şen filmlerinden biliyorum aslında bunları da biraz) Kitabın savaş kısmı ise
Alıntı
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,3bin okunma
Reklam
Stepford’lı kadınlar her zaman çalışır ! :)
9/10
·144 syf.··
2025 13. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 20:18
Ira Levin Stepford Kadınları kısa ama etkileyici bir roman. Biraz bilim kurgu, biraz gerilim ama en çok da rahatsız edici derecede tanıdık. Her şey, Walter ve Joanna’nın Stepford kasabasına taşınmasıyla başlıyor. Kasaba ilk bakışta kusursuz: huzurlu sokaklar, güleryüzlü kadınlar, pırıl pırıl evler… Her şey olması gerekenden fazla düzgün. Stepford kadınları güzel, uyumlu ve ev işlerinde kusursuz. Ama kasabaya yeni taşınanlar dışında hiçbir kadın sosyalleşmek,dışarı çıkmak istemiyor. (Ve dahi sohbet etmek bir kahve içmeye vakit ayırmak istemiyor.) Daha da ürkütücüsü, Joanna’nın hayat dolu, hayalleri olan arkadaşlarının bile dört ay sonra aynı kalıba girmesi. Bir gün düşleri olan kadınlar, eşleri ile yalnız kaldıkları bir akşamın ertesi günü hayatlarını yalnızca kocalarına ve çocuklarına adamaya karar veriyor. Bu değişim beni çok rahatsız etti. Çünkü gerçek hayatta da kadınlar, toplum baskısı ya da herhangi bir konuda “ideal” olma dayatmaları yüzünden hayallerini, hatta gülüşlerini ertelemiyor mu? Hakan Çolak’ın yazısında geçen şu ifade tam da bunu özetliyor: “Hepimizin sosyal medyada maruz kaldığı kusursuz ev, kusursuz kadın, kusursuz aile imajlarının abartılı bir yansıması gibi.” Roman 1970’lerde yazılmış olsa da bugün yerini de buluyor. Akıcı, çabuk biten ama zihinde uzun süre kalan bir kitap. Not: Nicole Kidman’ında oymadığı filmi de var. Bazı konularda kitapla paralel olmasa da izlenebilir. Herkese iyi okumalar.
Alıntı
Stepford KadınlarıIra Levin · İthaki Yayınları · 20222,703 okunma
Dansı Öğrenmek
9/10
·199 syf.··
2025 12. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 12:58
Başak Kablan’ın YouTube’daki bir videosuna denk geldiğimde bu kitabın adı ilk kez kulağıma çarpmıştı. “Bu kadar etkili olabilir mi?” diye merak edip yorumlarda dolaştım; öğrenciden psikoloğa, ev hanımından genç kadınlara kadar herkesin benzer biçimde etkilendiğini gördükçe ilgim iyice cezbetti. Ve evet hanımlar, haklıymışsınız Bu kitap gerçekten insanın düşünce koridorlarında yeni kapılar açıyor. Beni en çok etkileyen şey, satırların beni kendi ilişkilerime, hayatımdaki rollere ve en çok da kendi duygularımın köklerine bakmaya davet etmesiydi. Hatta o kadar kök ki aile geçmişine kadar. Birçoğumuzun büyürken belki de coğrafya farketmeksizin “önce başkası düşünülür” mesajıyla yetiştirildiği bir gerçek. Bu bölümde geçen şu cümleye özellikle takıldım ve paylaşmak istiyorum: “İlişkilerde kadınlar genellikle ‘kurtarıcı’ ya da ‘tamir edici’ rolü üstlenerek aşırı yüklenirler. Diğer insanları şekillendirmek ya da sorunlarını çözmek bizim görevimizdir, üstelik bunu yapmak gücümüz dahilindeymiş gibi davranırız.” İlişkilerin bir dans olduğunu söylemesi bana çok iyi geldi. Çünkü bu dansın ritmini sürekli öfkeyle zorlayamayacağımı, gerektiğinde bir adım ileri gereğinde bir adım geri çekilmeyi öğrenmem gerektiğini fark ettim. Yerimde öfkelenerek dönüp durmak bana da, karşımdaki kişiye de bir şey kazandırmıyormuş. Öfke Dansı benim için yalnızca öfkeyi anlamak değil, ilişkilerdeki adımlarımı yeniden öğrenmek gibi bir deneyim oldu. Düşündüren, yüzleştiren ve insana “ben de öfkemi yönetebilirim” cesareti veren bir kitap.
1000Kitap
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,862 okunma
9/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 22:44
·
Afganistan’da savaşın ortasında beklenmedik bir şekilde farklı yaşlardaki iki kadının birbirine dönüşen kaderini anlatan bir roman. Meryem ve Leyla’nın acılarından, yalnızlıklarından doğan kardeşliği, hem kadın dayanışmasının gücünü hem de umudun en karanlık yerde, en zor anda bile yeşerebileceğini anlatıyor. Ve tabii ki ayrı bir incelemeyi veya ayrı bir iletiyi bile hakeden tüm bu savaş sürecinde en çok kadınların ve çocukların çektiklerini anlatmasıdır. Beni özellikle derinden etkileyen bölümlerden biri, Leyla'nın doğum yaptığı kısımdı. Kadınların çalışabildiği az sayıdaki küçük hastanede(!), ilaç ve hatta uyuşturucunun bile temin edilemediği bir ortamda Leyla, uyanık bir şekilde ameliyat edilmek zorunda kalır. (Hatta aslında ameliyat olmasına rağmen burkalarını çıkarmak bile yasak) Bu sahne, savaşın kadınlara reva görülen insafsız koşulları unutulmaz bir şekilde aktarıyor. “…aklına nana'nın bir keresinde söylediği şey geldi; her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu. bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor, bulutlar halinde toplanıyor, sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya, insanların üstüne yağıyordu. bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi, demişti. başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın..."
1000Kitap
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,4bin okunma
Seyduna’nın Cenneti : Alamut
9/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 20:04
Fedailerin Kalesi Alamut” hem psikolojiyi hem de tarihi anlatan bir kitap. Körü körüne bağlılık nasıl yapılır? Bu bağlılık nasıl beslenir? Bir lider(!), halkını hangi yöntemlerle kendine kul eder? Kitap tüm bu soruları yani bir nevi manipülasyonu anlatır nitelikte. Hasan Sabbah’ın kurduğu bir güç oyununu anlatıyor. Fedailerin gerçeklik algılarını hapla bulanıklaştırıp önce onlara dünyada onları cennetle ödüllendirecek kadar kudretli olduğunu gösteriyor, fedailer bu sahte cenneti görerek ölmenin ödül olacağına ikna oluyorlar. Böylece gerçekten de “Cennetin Anahtarına” sahip olduğuna inanılan Seyduna için her şeyi yapmaya hazır hale geliyorlar. Nizamül Mülk gibi stratejik devlet adamlarına düzenlenen suikastler bunun en sert örneklerinden. Öte yandan, Seyduna’nın kurduğu plan kusursuz değil. Sahte Cennet’teki kızların gerçeği fark edip dayanamayıp intihar etmeleri gibi çürümeler, sistemin karanlık taraflarını ortaya koyuyor. (Dikkat, spoiler) Kitap Seyduna açısından oldukça tatmin edici bir şekilde bitiyor. Her ne kadar kurduğu sistemin kendisi de bir kölesi haline gelip, sistemin devamı uğruna kendi oğlunun öldürülmesini emretmek zorunda kalsa da…Romanın sonunda, kitabın başında söylediği gibi insanların masallara inanma isteğinden bahsediyor. Bu inancı güçlendirmek için ise kendisini inzivaya çekip halkı yönlendirecek yeni masallar uydurmaya devam ediyor. Yani özetle kitap manipülasyon, inanç, güç ve özgürlük gibi kavramların etrafında dönüyor. Oldukça etkileyici bir eser.
1000Kitap
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Reklam