Uzayın derinliklerindeki en ücra yıldızdan insanın ayağının altındaki kum taneciklerindeki sayısız atoma kadar her şey birbiriyle bağıntılıydı. Bu yeni düşünce Martin için bitmez tükenmez bir şaşkınlık kaynağıydı.
“Kitap okumanın güçleştiği anlarda, şu an asıl neyle ilgilenmek istediğimizi kendimize sormamız gerekiyor. İçgüdülerimiz dikkatimizi neye vermek istediğini bize gösterir.“
Örneğin tüketim ideolojisi, tüm dünyayı yutma arzusu ile doludur. Bu toplum düzeni içerisindeki tüketici ise, sürekli ağlayarak biberonunu isteyen ve hiç büyüyemeyen bir bebek olarak kalır.