Durum şuydu: Beyin, kendisine yüklenen üzüntü ve acılara dayanamaz hale geliyordu. Diyordu ki: "Ben pes ediyorum; fakat burada, bütünün korunmasına önem veren biri daha var, o halde yükümün bir kısmını alabilir ve bir süre daha böyle idare edilebilir"
"Bizim payımıza düşen işte bu, Meryem. Bizim gibi kadınların. Biz katlanırız. Tahammül ederiz. Sahip olduğumuz tek şey, bu yeteneğimizdir. Anlıyor musun?"
"Aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. Daha şimdiden ne haldeyim. Zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, sizinle ölçüyorum: "Onu gördüm, görmedim, göreceğim, görmeyeceğim, gelecek, gelmeyecek..."