‍zeynep

‍zeynep
@senazeynepb
139 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
4/10
·124 syf.·
2021 49. kitabı
“içindeki yaranın kabukları kalınlaştı. belki de sadece kabuk kaldı, yara bitti.” kitapta dava için bir araya gelen daha sonra koşmuş insanları anlatan 13 hikaye var. bu hikayeler birbirinden farklı başlasa da hepsi birbiriyle bağlantılı ve aynı olayı aynı davayı aynı kopuşu anlatıyor. yazar sıkça yeni neslin davanın peşinden koşmadığını insanların yozlaştığını vurguluyor. mustafa kutlu’dan daha önce uzun hikayeyi okuyup bayılmıştım ve yeniden bir kutlu eseri okumak istiyordum. elime bu kitap geçince vakit kaybetmeden bir çırpıda okudum. uzun hikayeden sonra beklentim çok çok yüksekti fakat bu kitap beklentimi hiç karşılamadı ve beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. işlenen konu beni asla içine almadı. kitabın yazık şekli ve dili güzel olsa da olayların veriliş şekli bana oldukça karmaşık geldi. üzülerek beğenmedim diyorum. tabi ki okumalar kişiye özeldir ben beğenmemiş olsam da eminim aynı düşünce tarzında olup beğenecek birçok kişi vardır. gene de bir şans verilebilir diye düşünüyorum.
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·626 syf.·
2021 47. kitabı
Bessie şarkıyı bitirince, “Hadi, hadi Jane, ağlamasana!” dedi. Ateşe, “Yanmasana!” demekle birdi bu. kitapla beraber büyüyen karakterleri okumayı çok severim jane'de bizimle 10 yaşında öksüz bir çocuk olarak tanışıyor. annesi babası öldükten sonra dayısı jane'e sahip çıkıyor. dayısı ölüm döşeğindeyken eşine jane'e sahip çıkması için söz verdiriyor fakat jane, yengesiyle bir türlü anlaşamıyor. küçük yaşta yatılı okula gönderiliyor ve tatillerde dahi evine dönmeden bu okulda büyüyor. jane 8 sene öğrenci 2 sene de öğretmenlik yaptığı bu okuldan hayatı tanımak amacıyla ayrılıyor. zengin bir aile olan rochesterların evinde mürebbiyelik yapmaya başlıyor ve hayatının aşkıyla tanışıyor. jane için ilk feminist karakter demek sanırım yanlış olmaz. 19. yüzyıl ingiltere'sinde kadın haklarını ve özgürlüklerini dile getiren ilk karakter. dönemine göre değerlendirilince çığır açtığını söyleyebiliriz. jane yaşıtları gibi evde oturup çeyiz hazırlamak ve zengin biriyle evlenmeyi beklemek yerine okuyan, birkaç dil bilen, harika resimler yapan, kendi parasını kendi kazanan ayakları yere sağlam basan bir karakter. jane karakterini çok sevdim, özellikle de yıllar sonra yengesi onu ölüm döşeğinde yanına çağırdığında ona hiçbir kin ve nefret beslememesine hayran kaldım. karakteri bu kadar sevmeme rağmen kendinden 20 yaş büyük biriyle aşk yaşamasına hiç ama hiç ısınamadım ve bu olay beni romandan biraz soğuttu. lütfen böyle bir aşkı okumayayım diyerek romanı elime günlerce almadığım oldu. gene de herkesin bu kitabı okuyup jane karakteriyle tanışmasını isterim.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
7/10
·64 syf.·
2021 44. kitabı
“belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla…” kitabın adını yıllar önce şahsiyet dizisinde duyup okuma listeme eklemiştim fakat okumak ancak nasip oldu diyebilir. öncelikle bu kitabı incelemeye isminden başlasak fena olmaz diye düşünüyorum bence gören birçok kişi amok ne demek diye düşünmüştür, ben de bunu düşünmüştüm :) amok koşucusu kavramı kitapta detaylı anlatılıyor ben de kısaca değinecek olursam bunun bir çeşit kendinden geçmiş takıntı hali olduğunu söyleyebilirim. amok koşucusu olan kişiyi kimse durduramaz. hedefine ulaşmaya çalışırken amok koşucusu etrafındaki hiçbir şeyi görmez ve yalnızlaşır. kitabın başlangıcı tam bir klasik stefan zweig girişi öncelikle karakterin bir vapurda kendine sessiz sakin bir yer arayışında olduğunu görüyoruz daha sonra karşılaştığı kişinin hayat hikayesini dinliyoruz tıpkı satranç kitabındaki gibi. bu sefer hikayesini dinlediğimiz kişi bir doktor. bu doktor bize şu soruyu soruyor “herkese koşulsuz yardım etmek zorunda mıyız?” bu sorunun cevabını ise onun gizemli hikayesinde arıyoruz. kitap kısa olduğu için(60 sayfa) daha fazla anlatıp okuma zevkinizi bozmak istemem. insan bir stefan zweig kitabı okudu mu mutlaka yenisini okuyası geliyor. amok koşucusu ise oldukça akıcı bir stefan zweig kitabı olmasına rağmen benim için satranç ve bilinmeyen bir kadının mektubunun önüne geçemedi.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,5bin okunma
8/10
·249 syf.·
2021 45. kitabı
"kendim zengin olmaktansa, zenginlere baş olmak isterim. bir halkın acıları, iniltileri ortasında keyif sürmek krallık değil, zindan bekçiliği etmektir." utopia, günümüzden yaklaşık beş yüz yıl önce yazılmış bir ideal devlet anlayışı romanıdır. nedense kimsenin okuduğunu görmediğim ama benim uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. thomas more kitapta ideal devlet anlayışını “hiçbir yerde” anlamına gelen ütopyayla anlatmış. bu ülkenin detaylarını okurken adeta bir cennet tasviri gözümün önüne geldi desem abartmış olmam sanırım. kitap 3 bölümden oluşuyor. ilk bölümde ütopya ülkesinde yaşamış biriyle geçen diyaloglar yer alıyor diyebilirim. ikinci bölümde bu hayali ülke her detayıyla anlatılıyor; şehirleri, başkenti, yönetim şekli, yaşam tarzı, dini inanışları, savaşları ve dahasıyla oldukça detaylı bir tavirdi. bu bölüm bittikten sonra ise mine urgan’ın ‘thomas more’un yaşamı ve utopia’nın incelemesi’ isimli bir yazısı yer alıyor. bu bölüm sanırım sadece @turkiyeisbankasikulturyayinlar için yazılmış. kitabın devamında çok detaylı bir inceleme yer alması benim için güzel bir okuma oldu. hatta kitabın platon’un devlet kitabıyla bir karşılaştırması da yapılmış bu konuya ilgilisi olan kişilerin mutlaka seveceğini düşündüğüm bir kitap.
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma
9/10
·160 syf.·
2021 46. kitabı
“Zihnimiz düşünceler üretmeye çalışacak ve odağınızı geçmiş ya da geleceğe ve döndürecektir. Oysa fark'anda nefesle, zihnimizin başka düsüncelere daldığını fark ettiğimizde onu nazikçe geri getirmeyi basarabiliriz. Sabırla ve sevgiyle... Bunu tekrarladığınızda, her defasında yeni bir başlangıç sizinle olacaktır. Sabırla ve tekrarla deneyerek. Tıpki, tek bir yağmur damlasının çimlerin yeşermesine etkisi olmadığı gibi, yeterince zaman verirseniz, yeterince yağmur düştüğünde zihninizde yeşeren bir bahçeniz olacaktır.” en uzun yollar tek adımla başlar kitap ismi duyar duymaz beni direkt etkileyen bir isim oldu. kitabı aldığımda okumak için doğru zamanı bekledim ve okulların açılacağı gün şehre dönüş yolundayken havaalanında okumaya başladım. kitap o kadar akıcı bir dille yazılmış ki ben farkında olmadan uçaktayken 65 sayfa okumuşum. hatta uçakta seyir halindeyken bilge hocanın da havaalanı maceralarını okumak ve benzer şeyler yaşamak güzel bir tesadüf oldu. bir kitaba başlar başlamaz bu kadar akıcı olduğunu düşündüğüm nadir denk gelir özellikle de kişisel gelişim kitaplarında. böyle akıcı olmasında kitapta bilge hocanın anılarına yer vermesin büyük önemi olduğunu düşüyorum. kitaba gelecek olursak bu bir mindfulnes (bilge hocanın tabiriyle fark’andalık) yolculuğu. hayatımızın birçok anında anda kalmak sözünü duymuşuzdur, ben de çokça kez bu sözü duydum fakat gerçek mânâda ne anlama geldiğini bu kitapla öğrendim diyebilirim. önemli bir işim olduğunda geceleri neden yatamadığımı, o gün yapacağım şeyleri düşünürken nasıl geldiğimi anlamadığım yolculuklarımın sebebini bu kitapla öğrendim hatta anlamlandırdım. kitapta geçen bunu deneyin uygulamalarını denediğim bir anda kendimi çok iyi hissettim iyi ki bu kitapla tanışmışım dedirtti. bilge hocanın samimi anılarında kah güldüm
En Uzun Yollar Tek Adımla BaşlarBilge Uzun · İnkılap Kitabevi · 2020170 okunma