"Olup bitenleri görüp gözeten" anlamındaki er-Rakib ismi de Kur'ân'da yer alır: "Allah her şeyi görüp gözetmektedir. Meselâ, Allah hesap gününde Hz. İsa'yı ve annesini ilâh edinen Hıristiyanlar hakkında Hz. İsa'ya şunu soracaktır: "... 'Ey Meryem oğlu Îsâ! İnsanlara sen mi 'Allah'ın dışında beni ve annemi birer tanrı kabul edin.' dedin? Hz. İsa şöyle cevap verecektir: "Hâşa! Sen çok yücesin. Hakkım ol-mayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim şüphesiz sen onu bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, ama ben sende olanı bilmem. Gizli olanları tam olarak bilen yalnız sensin. Ben onlara ancak senin bana emrettiklerini söyledim; 'Benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' dedim. İçlerinde bulunduğum sürece onların yaptıklarına tanık idim. Fakat sen beni vefat ettirdikten sonra onların hâlini bilip gören (er-Rakib) sadece sensin. Sen her şeye şahitsin. "(Mâide 5/116-117)
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Neyimsin, neyinim? Sende görünür olandan Görünmezin umudunu aldım Sanki iklimini odama taşıdım Yanıldım mı, yetişir mi sandım Bir çekirdekten bir asma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar. Hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar. Sende başını alıp gitme ne olur. ne olur tut ellerimi...
Sayfa 60 - Dokuz Yayınları·Kitabı okudu
Müzik
"Sanma ki dert sadece sende var. Şunu bil ki, sendeki derdi nimet sayanlar da var."
Sayfa 41 - Cezve Kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
Bir kul, rabbini temsil edebiliyor, onun emrettiği, sevdiği gibi yapabiliyor, varlığa onun nazar ettiği gibi nazar edebiliyor, rahmet edebiliyor, ikram edebiliyor, yardım edebiliyor, kendisine yapılan yanlışları affedebiliyor, mağfiret edebiliyorsa o kul için nefis bitmiştir. Onda nefisten geriye kalan; Allah’ın güzelliğinin tecellisidir. İnsanın yeri kendi hakikatidir ve kendisindeki bütün güzellikler zaten Allah’ın ona nefhettiği rûhtan tecelli eder. Bu nedenle insan hakikatine kavuştu mu Allah’ın güzelliği onda iradesiz bir şekilde tecelli eder ve karşısına çıkan her imtihana Allah’ın isimleriyle, güzelliğiyle karşılık verir. Eğer insan bu hayattaki gayenin; kendini tanımak ve hakikatine kavuşup Allah’ın nefhettiği rûh olmak olduğunu anlamazsa, yaptığı iyilikleri, güzellikleri kendinden bilir ve “şu iyilikleri, yardımları yaptım, şu kadar ibadet ettim, herhalde cennete giderim. Ben şöyle güzel yaparken falancalar şöyle yanlış yapıyorlar, filancalar yanlış yoldadır, şöyle küfürdedir, şöyle şirktedir” derse hem rabbinin kendisini bu dünyaya göndermesindeki muradını anlamamış hem de kendine değil başkalarına bakmış olur. Oysa ki senin işin başkalarına bakmak değildir. Allah, insanların hesabını sana sormaz. Sana sadece senin hesabını sorar. Bu yüzden önce kendine bakman lazım; çünkü sen kendine rahmet olursan sendeki bu rahmet etrafa da saçılır, böylelikle âlemlere rahmet olursun. Sen rabbini, rabbinin tecellisini kendi üzerinde, gönlünde seversen bunun sonucunda rabbin için bütün varlığı, mahlukatı sever, hepsine aşk olur, muhabbet olursun. Sen rabbinin sana olan ikramını önce kendin kabul eder, seversen âlemlere de kerim olur, ikram olursun; yani iş önce sende biter. O zaman başkalarının ne yaptığına değil kendinin ne yaptığına bakman ve kendini tanıyıp anlaman
Sayfa 382·Kitabı okuyor
Erdemlikte en yüce olmalısın ki, peşin hükümle seni aşağı görmeye gelen kendi aşağılığını görsün. Müslüman, islâmı öyle sağ ve diri, canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin.