• Senle yaşamak istediğim çok şey var...
  • Ben artık şiir yazmak değil okumak istiyordum gözlerine bakarak
    Ben artık kitap okumak değil
    Dinlemek istiyorum
    Dizlerine yaslanarak

    Sevmek istedim seni
    Sana doyasıya sarılarak
    Öpmek istedim kirpiklerinden
    Bir yandan Saçlarını okşayarak

    Sevmek istedim hep sevilmek
    Ha bir de anlaşılmak
    Yaşamak isterdim senle doyasıya
    Bir ömür yaşamak

    Yaşamak göz bebeklerine bakmaktan öte
    Bir ömür bakışlarında kaybolmak
    Bütün acılarımı kederlerimi
    Öfkelerimi
    Vicdan azaplarimi
    Beynimi kemiren düşüncelerimi
    Iç çekişlerimi
    Yalnızlığımı
    Umitsizligimi
    Unutmak, unutmak istiyorum
    Ay yüzüne bakarak
    Unutmak....

    Çok değil
    Sadece delicesine yaşamak
    Sadece delicesine bir aşk ..!
    (Ekinramo)
  • AZ kitabının bu incelemesi, Hakan Günday'ın https://www.youtube.com/watch?v=ew_2sZSzzGs söyleşisinin 29:19. saniyesinde sorduğum "Türünüz yeraltı edebiyatı değilse, yaptığınız nedir?" sorusuna yine kendisinin "Türkçe macera romanları yazıyorum." cevabına bir eleştiri niteliğinde yazılmıştır.

    Macera kelimesinin tanımına bakalım ilk olarak TDK'dan: "Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri." İşte, burada ayrılıyor görüşlerimiz senle Hakan Abi.

    Kızlarını satan insanlardan 11 yaşında evlendirilen kız çocuklarına,
    Sadomazoculardan tarikatlerin kendi içlerinde çevirdiği işlere,
    Eroin bağımlılığından mezarcı çocukların çektiği çilelere,
    Trainspotting esintilerinden Requiem for a Dream filmi göndermelerine,
    Oğuz Atay'la ilgili bahsedilen bütün bu atıflara kadar bunların hiçbiri ilginç değil çünkü. Bunların hepsi aslında hayatın ta kendisi olan, sadece göz önünde olmayan gerçekleri... Sadece biz, yani bütün bu eylemlerin faili olan insanlar, bu gerçekleri göz ardı etmeye çalışırız. Yeraltı edebiyatı da tam olarak bu duymak, görmek, yaşamak istemediğiniz olguları size tattırandır. Onun için bu bir macera kitabı değildir sayın Günday.

    Derdâ'nın, içinde doğup doğmamayı seçemediği Yatırca Köyü, kendi isteğinin dışında hiç tanımadığı birilerine satılması, birileriyle evlendirilmesi, cinsel tercihleri ve tarikatler arasında sıkışıp kalması, uyuşturucu bağımlılığı ve kafasını kazıtması gibi olaylar benim için ilginç kelimesi yerine hayatın tam da içinden olan gerçeklerdir.

    Derda'nın mezarlık sulama işiyle büyüyüp Oğuz Atay tutkusuyla birlikte bir Tourette sendromlusuna dönüşen halleri de aynı şekilde ilginç değildir. Çünkü ilginç kelimesi de TDK tarafından "İlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çekici olan." olarak tanımlanmıştır. Fakat Derda ise tam tersine Oğuz Atay'ın kimsede ilgi uyandırmayan ölümünü kendine bir intikam idi olarak edinmiştir.

    Kimse mezarlık sulayan çocukları ilgi ve dikkat çekici bulmaz.
    Kimse kızların istekleri dışında satılıp evlendirilmesini ilgi ve dikkat çekici bulmaz.
    Kimse cinsel tercihleriyle tarikat arasında kalmış bir kadının halini ilgi ve dikkat çekici bulmaz.
    Bizim için ilginç olan, ilgi uyandıran şey kadınların aşağılanması, hor görülmesi, değersizleştirilmesi,
    yoksul çocukların umursanmaması, dediklerinin anlaşılmak istenmemesi değildir. Şiddetin meşrulaştırılmasıdır. Siyasi karışıklıktır, futbol maçlarında bir futbolcunun küfrüdür. Bizim için ilginç olan şey bir gün sabah gözlerimizi açtığımızda Twitter'daki ya da Instagram'daki gönderimizin beklediğimizden daha çok bildirim almasıdır, bu kadar ilginç varlıklarızdır işte biz.

    Az kelimesi, Günday'ın da dediği gibi ne kadar küçücük bir kelime olarak gözükse de, aralarında koca bir alfabenin olduğu, birisine söylemek isteyip de yazamadığımız bütün cümleleri kapsayan, başlangıç ile son arafında kalmış bir kelime.

    2 puanı romanın bazı yerlerinin önüne geçmiş tesadüflüklerden dolayı kırdım. Bu kadar gerçekçiliğin üstüne bu kadar tesadüfün olması beklenemez. Gerçek hayat, tesadüflere yer vermeyecek kadar gerçektir, acıdır.
  • " Tanırsa seni tanır , onu tanır , beni tanır ;
    koparmışsak, gülü.
    Kimi zaman asar kendini yaşamın alnına
    ödünç bir bedenle,
    kimi zaman senle,
    kimi zaman benle
    namluya koşar bir cinneti yaşamak için ;
    ve bir'ini alır öteki yalnızlıkları kirleterek
    birini alır .

    Kalırsa yalnızlıktan
    yalnızlıklar kalır . "