Sıla Sertcan

Sıla Sertcan
@senoraminera
Mektuba Saklanmış Ayrılık
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Ayrılış, daha ilk sayfalardan itibaren insana yoğun bir duygu geçiren kitaplardan biri. Okurken sadece bir hikâyeyi değil; özlemi, yarım kalmış duyguları ve insanların birbirinden uzaklaşırken içlerinde taşıdığı sessiz kırgınlıkları da hissediyorsunuz. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, duyguların çok doğal aktarılması oldu. Abartılı değil ama etkileyici bir anlatımı var. Özellikle geçmişle hesaplaşma, unutamama hissi ve insan ilişkilerindeki eksik kalmışlık çok gerçek hissettiriliyor. Bazı cümlelerde durup düşünme ihtiyacı hissettim çünkü kitap sadece bir ayrılığı değil, insanların zamanla değişmesini ve bazen aynı yerde kalamamasını anlatıyor. Akıcı dili sayesinde kısa sürede okunuyor ama verdiği his uzun süre kalıyor. Duygusal yoğunluğu yüksek ama yormayan bir kitaptı benim için. Sessiz bir hüzün taşıyor ve insanın kendi hayatından parçalar bulmasını sağlıyor. Melankolik, samimi ve düşündüren kitapları sevenlerin seveceğini düşünüyorum. Bitirdiğimde geride hafif bir boşluk hissi bırakan kitaplardan biri oldu
AyrılışÇağan Irmak · Doğan Kitap · 2024898 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Metafor Severler İçin Coelho
Puan vermedi·163 syf.··
2025 19. kitabı
Paulo Coelho’nun Okçu’nun Yolu kitabı bana uzun uzun olay anlatan romanlardan çok, sakin birinin oturup hayat tavsiyesi vermesi gibi hissettirdi. Kitabı okurken aslında okçuluğu değil; sabrı, disiplinli olmayı ve insanın kendi yolunu bulmasını okuyoruz. Bazı cümlelerin altını çizme isteği uyandırıyor çünkü direkt insanın hayatına dokunuyor. Kısa olmasına rağmen düşündüren bir kitaptı. Özellikle “hedefe giderken kim olduğun” fikri bence kitabın en güçlü tarafıydı. Ağır ilerleyen bir roman değil, daha çok kafa dinlemelik ve sakin zamanda okunacak bir kitap gibi. Tavsiyemdir...
Okçu'nun YoluPaulo Coelho · Can Yayınları · 20217,8bin okunma
Puan vermedi·249 syf.··
2025 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2025 18:32
Neden böyle olmasın? Thomas More'un Ütopya'sı... Yazar 1500lü yıllarda İngiltere'de o zamanlar bayağı sıkıntılı bir dönemde yaşamış. More de bu sıkıntılara bir çözüm olarak ideal bir toplum hayal etmiş, işte bu Ütopya da o hayalin ürünü. Ütopya'da her şey ortak, özel mülkiyet falan yok. Herkes eşit, herkes çalışıyor. Din özgürlüğü de var, kimse kimsenin inancına karışmıyor. Savaş, şiddet de yok, herkes barış içinde yaşıyor. En ilginç şeylerden biri de her şeyin çok düzenli olması. Şehirler falan hep planlı, insanlar da belli bir düzen içinde yaşıyorlar. Devlet her şeyi kontrol ediyor. Bu kitap o zamanlar çok ses getirmiş, millet ideal toplum nasıl olur diye düşünmeye başlamış. Ama bazıları da demiş ki, bu kadar düzen de iyi değil, insanlar biraz daha özgür olmalı. Ütopya hala okunuyor, hala tartışılıyor. Bence de okunması gereken bir kitap, insanı düşündürüyor. Daha adil, daha eşitlikçi bir toplum nasıl olur diye kafa yormamızı sağlıyor. Kitabı okumadınysan kesinlikle tavsiye ederim. Bana da ne düşündüğünü söylersen sevinirim. Kendine iyi bak, görüşmek üzere!
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma
PORTOBELLO CADISI: İçimizdeki Gizemli Kadın
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2024 13:49
Paulo Coelho'nun "Portobello Cadısı" romanı, orta çağın karanlık engizisyon döneminde kadınlara atfedilen "cadılık" suçlamasının gölgesinde, günümüzde modern cadılığın ve kadın kimliğinin sorgulandığı derin bir yolculuk sunuyor. Athena'nın içsel dönüşümünü ve kendiyle olan mücadelesini, çevresindeki insanların gözünden anlatıyor. Coelho, romanında cadılığın tarihsel ve kültürel bağlamını kendini keşfeden bir kadının hayatıyla anlatıyor. İlk çağlardan itibaren kadınların doğayla iç içe olmaları ve şifacılıklarıyla toplumda önemli bir yere sahip olmalarının, daha sonra erkek egemen düzen tarafından nasıl kötüye kullanıldığını gözler önüne seriyor. Bu durum, günümüzde bile kadınların maruz kaldığı önyargıların temelini az çok belirtir vaziyette aslında. Romanın merkezinde yer alan Athena karakteri, iç dünyasının derinliklerine inerek kendi kimliğini keşfetmeye çalışan bir kadın. Modern cadılık felsefesini benimseyen Athena, doğayla uyum içinde yaşamayı, içsel gücünü keşfetmeyi ve kendi ritüellerini yaratmayı amaçlıyor. Bu süreçte karşılaştığı zorluklar ve engeller, onun daha da güçlenmesine ve kendi yolunu çizmesine olanak tanıyor. "Portobello Cadısı", sadece bir kadının kişisel dönüşüm hikayesi değil, aynı zamanda toplumun dayattığı kalıplara karşı başkaldırının ve özgürlüğün bir kutlaması. Roman, okuru kendi iç dünyasına dönmeye, gizli kalmış yönlerini keşfetmeye ve hayatındaki anlamsızlıklara karşı sorgulamaya teşvik ediyor. Coelho'nun akıcı ve etkileyici anlatımı, romanın okunurluğunu artırırken, derin anlamlar taşıyan cümleler ve metaforlar, okuru düşünmeye sevk ediyor. Romanın en güçlü yönlerinden biri de, farklı kültürlerden ve inançlardan insanların ortak bir noktada buluşabileceğini göstermesi. "Portobello Cadısı", sadece bir roman değil, aynı zamanda bir
Portobello CadısıPaulo Coelho · Can Yayınları · 20085,1bin okunma
Beyaz Kale: Bir Aynadaki İki Yüz
Puan vermedi·156 syf.··
2024 26. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 11:16
Orhan Pamuk’un Beyaz Kale romanı, ilk bakışta basit görünen bir anlatı yapısının altında, oldukça karmaşık ve düşündürücü bir yapıya sahip. Yazarın okuduğum ilk kitabı olduğundan incelememi kaydetmek istedim. Romanın başlangıcında, yazarın kendisinin bir anlatıcı olarak yer almasıyla başlayan hikaye, daha sonra iki ana karakterin dönüşümlü olarak söz almasıyla farklı bir boyut kazanıyor. Ancak bu dönüşümler, sadece anlatım sırasındaki bir değişim mi, yoksa karakterlerin birbirine dönüşümü mü sorusu, okuru derin düşüncelere sevk ediyor. Romanın iki ana karakteri, farklı dinlere mensup olmalarına rağmen, birbirlerine o kadar benziyorlar ki, okur ister istemez onların aslında aynı kişinin farklı yönleri olduğunu düşünmeye başlıyor. Tıpkı Dostoyevski’nin Raskolnikov'u gibi, bu karakterler de içlerindeki iyi ve kötüyle sürekli bir mücadele halinde. Bu da bizi, “Ben kimim?”, “Kim olmak istiyorum?” gibi varoluşsal sorulara yöneltiyor. Romanın en dikkat çekici yönlerinden biri de, “ayna” metaforunun sıklıkla kullanılması. Karakterler, birbirlerinin aynasında kendi eksikliklerini ve karanlık yönlerini görüyorlar. Bu da, insanın kendi iç dünyasıyla olan mücadelesini ve kimlik arayışını simgeliyor. Beyaz Kale, sadece bir macera romanı değil, aynı zamanda insanın iç dünyasına yapılan bir yolculuk. Roman, okuru, kendi varoluşunu sorgulamaya ve iç dünyasındaki karmaşıklıkları çözmeye teşvik ediyor. Orhan Pamuk okumaya başlanacak en güzel seçeneklerden biri Beyaz Kale. Keyifli okumalar...
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,3bin okunma