Fortune

Sömürücü kurumlara dayalı büyümenin keskin sınırlarının olmasının tek nedeni yaratıcı yıkımın ve yeniliğin olmayışı değildir. Maya şehir devletlerinin tarihi, yine sömürücü kurumların iç mantığının zorunlu kıldığı daha meşum ve ne yazık ki daha yaygın bir sonu ortaya koyar. Bu kurumlar elit için ciddi kazançlar sağladığından, mevcut elitin yerine geçme mücadelesi vermek için güçlü teşvikleri olan başka kimseler çıkacaktır. Dolayısıyla iç savaş ve istikrarsızlık sömürücü kurumların doğasından gelen özelliklerdir ve yalnızca daha ileri yetersizliklere yol açmakla kalmazlar, aynı zamanda çoğu zaman her türlü siyasal merkeziyeti tersine çevirirler, hatta bazen asayişin tamamen çökmesine ve kaosa neden olurlar; tıpkı Klasik Çağ’da Maya şehir devletlerinin göreli başarılarının ardından deneyimledikleri gibi.
Sayfa 177
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tabii üstünü biraz süslemek gerek. İnsanlara, kendilerini mutlu eden her şeyi feda ettikleri zaman, daha yüce bir mutluluğa ulaşacaklarını söylemek zorundasın. Bu konuda fazla açık seçik olman da gerekmez. Koca koca, anlamı belirsiz kelimeler kullan. "Evrensel Uyum" "Ebedi Ruh" "İlahi Amaç" "Nirvana" "Cennet" "Irksal Üstünlük" "Proletarya Diktatörlüğü".
Sayfa 961
Onların düşündüğü korku, normal türde bir korku değildi. Somut bir tehlikeye cevap olarak doğan korku değildi. Hepsinin içinde yaşadığı, kaotik, itiraf edilmeyen bir korkuydu. Tek başlarına oldukları zamanlarda, keşke şöyle şöyle parlak sözler söyleseydim, diye düşündükleri, ama o sözleri bulup söyleyemedikleri için pişmanlık duydukları, o cesareti kendilerinden çalanlara karşı nefret duydukları anları hatırladılar. Kişinin kendi kafasında ne kadar bilgili ve güçlü olduğunu, ama o tablonun asla gerçeğe yansımadığını düşündüler. Rüya mı? Kendini kandırma mı? Yoksa cinayete kurban gitmiş bir gerçek mi? Doğmadan öldürülmüş. Korku, ihtiyaç, bağımlılık ve nefretin toplamı olan o paslandırıcı duygu bileşimi tarafından öldürülmüş.
Sayfa 1024
Mantığı bir kere kenara ittirdin mi, artık meydan senindir.İçgüdü dersin, Duygu dersin, Vahiy dersin, İlahi Sezgi dersin, Diyalektik Materyalizm dersin. Eğer bir yerde yakayı ele verirsen, birisi sana, doktrinin mantıksız derse, ona da hazırsın demektir böylelikle. Mantığın ötesinde başka şeyler var, dersin ona. Düşünmeye çalışma, hisset, dersin. İnanman gerek dersin. Mantığı bir kere kenara ittirdin mi, artık meydan senindir. Ne zaman, neye ihtiyacın olsa elinde sayılır. O adamı elde etmişsin artık demektir. Düşünen adamı yönetebilir misin? Biz düşünen adamlar istemiyoruz."
Sayfa 962
Herkes, herkes için yaşasın. Feda edelim ve yararlanmayalım. Hep acı çekelim, kimse keyif almasın. İlerlemeler dursun. Her şey duraklasın. Durgunluklarda bir eşitlik vardır. Herkes, herkesin isteğine boyun eğer. Evrensel bir kölelik ve ortada bir efendi bile yok. O kadarcık bir gurur bile yok. Köleliğe kölelik. Koskoca bir daire ve eksiksiz bir eşitlik. Geleceğin dünyası."
Sayfa 965