Son raddede isimlerin önemi yoktu, onlar ambalajdı ve eğer eğitimsiz insanların içerikleri daha kolaylıkla tanımlamalarına yarıyorlarsa, adalet ve adaletsizlik, özgürlük ve baskı, özgürleşmiş toplum ve sınıfçı toplum demek yerine Tanrı ve şeytandan bahsetmek aynı şeydi.
Dünya Sonu Savaşı
Mario Vargas Llosa
"CAHİLLİK KESİNLİKLE MUTLULUKTUR."
Bazen düşünen, sorgulayan, merak eden, yorumlayan beynimden nefret ediyorum çünkü o bu işlevleri yerine getirirken beynimden çok ruhum yoruluyor. Bazen beynimi fırlatıp atmak istiyorum, cahil düşünmeyen, sorgulamayan, ona ezberletilenlere dair içinde zerre şüphe barındırmayan, koşulsuz itaat ve biat eden insanlara imreniyorum. İşte bu yüzden cahil beyinleri anlamaya çalışıyorum.
Mario Vargas Llosa'ın ‘Dünya Sonu Savaşı’ kitabını da bu minvalde merak edip okumaya başladım. Mario Vargas Llosa'nın dört büyük tarihsel romanından biri olan Dünya Sonu Savaşı, bizi kuraklığın ve köleliğin pençesinden kurtulmaya çalışan 19. yüzyıl Brezilya'sında yoksulları dinî söylemleriyle sürükleyen karizmatik bir figürün, aşırı dinci Vaiz Antônio'nun dünyasıyla tanıştırıyor. İşte benim ilgi mi çeken nokta tam da bu:
Nasıl oluyor da bir kişi fanatik dini söylemleri ile geniş kitleleri peşinden ölümüne sürükleyebiliyor?
Bu liderin kullandığı yöntemler ne?
Cahil, toplum dışına itilmiş halk bu liderde ne buluyor da ışığa uçan pervaneler misali onun peşinden sürükleniyor?
Bu sorular dünyanın birçok yerinde anlam kazanıyor, ülkemizde dahil bir çoğrafyada tarikatlar ve hamasi söylemlerle halkı yöneten diktatör liderlet buna mukabil onların fanatik müridleri düşünen beyinler için müphem konumunu koruyor.
Dünyanın sonunun geldiğini vaaz eden, ihtişamlı ve acımasız Brezilya