Şeyh Sâfi kuddise sirruh ne güzel buyurmustur:
Minnet beklenen ekmegin olur mu hiç degeri?
Tas üstüne tohum eken, eli bögründe kalir;
Minnet lokmalari ates gibi yakar cigeri,
Hak rizasi için veren, ecrini Haktan alir.
“Ben hastayım, çok hasta,” dedi umarsız bir hareket eşliğinde.
“Şu ana kadar hastalığımın ne kadar ilerlediğini anlamamıştım. Bir şeyler uçup gitmiş benden.
Hayattan hiç korkmamışımdır, ama bir gün hayata doyabileceğimi hiç hayal
etmemiştim. Hayat beni o kadar doyurmuş ki hiçbir şeye arzu duymuyorum.
Her şeye yabancılaşmıştı. Çok uzaklaşmıştı onlardan. Onunla bu gençler arasında, devasa bir uçurumun ağzı gibi açılmış binlerce kitap
vardı. Kendini bu çocuklardan sürgün etmişti. Bilginin o engin dünyasında, artık
evine dönemeyecek kadar ilerilere uzanmıştı. Öte yandan o da bir insandı,
başkalarıyla beraber olmaktan hoşlanıyor ancak bu ihtiyacını tatmin edemiyordu
İnsanlara öyle aldatıcı yıllar gelecek ki o zaman yalancılar doğrulanacak, doğru sözlüler de yalanlanacak. O zaman hainlere güvenilecek, güvenilir olanlar da ihanetle suçlanacak.