"...Çelebi'nin serveti, nakit para ve ticari eşyadan değil, esas itibarı ile kıymetli ev eşyası (çiniler gümüş eşya), kitaplar..."
Çalışma odasını çepeçevre çeviren, tavana kadar uzanan kitap raflarına bakıyor. Özenle ciltlenmiş kitaplarına, gümüş, antika eşyalarına... Çelebi'den farkı yok. Terekesinde kitaplar, kitaplar, kitaplar. Belki de "hakikat aşkı" idi onu avutan. Tırnak içinde görüyor bu tabiri. Önemsiyor galiba. Hakikat ama niçin kalbinde hâlâ çok büyük bir boşluk.