sena

sena
@sercekuss
Uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
Marksist Feminizm
İkinci fikir ise, ev işlerinin devletçe ücretlendirilmesidir. Bu ücretlendirme işine kadınların etkileri olacaktır. Kadınlar aldıkları ücreti yeterli görmediklerinde grev yapabilme hakkına sahip olabilmelidirler. Bu ücretin hangi kaynaktan verileceği sorusuna da bu fikri savunan Marksist feministler iki ayrı şekilde cevap verir; ilki devlet evli erkeklere özgü bir vergi geliştirerek oluşturduğu fondan kadınlara ücret öder. Ama bu şekilde verilen ücret ailenin zaten toplam gelirini geçmeyecektir ve rakam da sembolik olacaktır; yine para kocadan alınıp karısına verileceği için de pek sağlıklı görülmemiştir. İkinci yol ise devletin evli bekâr ayrımına gitmeden her bireyden topladığı bir vergiden ödeyeceği ücrettir. Ama bu da bekârlarla, karı koca çalışan çiftlerin durumunu evli olup eşleri çalışmayan ailelere karşı kötü duruma düşürecektir. Yine bu uygulama kadınları ev kadınlığına itecek, onlara çalışmamaları için ortam sağlayacaktır. Kadınların evde kalmayı istemesi ise onu ev ve eşyanın hizmetçisi yapacak ve baştan beri feminizmin eleştirdiği bir düzleme kadın yeniden yerleşecektir.
Sayfa 70
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bu sözlerim en önce kendi nefsime.
Uzun zamandır okuduğum en güzel cümle, "Din için akıl, hakikati belirlemeye değil anlamaya memurdur." Aklına yatmayan hükümleri inkar edenlerimizin sayısı yadsınamayacak kadar fazla. Evvela, nakil akıldan önce gelir. Önce sana o aklı bahşeden ne diyor ona bak, sonra mahdut aklına bel bağlarsın. Rehberi mahdut aklı olan eninde sonunda yolda kalmaya mahkumdur. Unuttuğumuz bir diğer hakikat ise: Dünyadan geçmiş ve geçmekte olan insan sayısı kadar da akıl mevcut. Yarın da başka nevi akıllar zuhur edecek. Herkesin idrak seviyesi ayrı olduğuna göre, öyle her aklımıza, bir diğer ifadeyle nefsimize uymayanı çıkarıp atsaydık elimizde iman edecek bir İslam kalır mıydı acaba?
artık bu yerlere sığamıyorum.
Daha dokunmadan kurudu irem çöllere bir türlü yağamıyorum yeni bir koşunun başlangıcında biraz deprem sonrası biraz şehir hülyası bir kalp yangınından geriye kalan siyah gözlerine beni de götür artık bu yerlere sığamıyorum. Pembe uçurtmalar yolladığından beri sarardı tiryaki menekşeleri sonbaharın tozlu kafeslerinde sevgi turnaları yakalıyorum turnalar gidiyor; ben kalıyorum avareyim, asudeyim, yorgunum bilmiyorum neden sana vurgunum Erzurum garında banklar üstünde uyku tutmuyor karanlıkları yitik düşlerimi kovalıyorum gölgeler gidiyor; ben kalıyorum. Binbir türlü kokuyorsa yaylalar siyah gözlerine beni de götür baharın koynundan koparıp sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle şehzade gülleri gönderiyorum umutlar kalıyor; ben gidiyorum. Bütün yelkenlileri, deniz fenerlerini kaptanları sorgulayan
:D
Biz de diyoruz ki: Oy verme altı kazığa, Muhtaç olursun azığa!..
Sayfa 80 - TEDEV
Seni kitabın en güzel cümlesi ilan ediyorum
Başında böyle bir liderle düzen değiştirmeye kalkan Halk Partisi, acaba hangi düzeni değiştirecek? Bu düzen altı okun üzerine kurulmuş, kendi düzenleridir, kendi kendilerini inkâr edeceklerse, kendi düzenlerini değiştireceklerse o başka, biz onların düzenlerine karışmayız!
Sayfa 79 - TEDEV