Görünüşe göre ve kısır insan aklının idraki açısından bu yöntem o günkü Arapların kalplerine ulaşmayı sağlayacak en kestirme ve en elverişli yol değildi. Çünkü Araplar “İlâh” kelimesinin ve “Lâ İlâhe İllallah; Allah'tan başka İlâh yoktur.” cümlesinin dinlerinde ne anlama geldiğini biliyorlardı. “İlâhlık” kavramının “Yüce egemenlik” demek olduğunun farkında idiler. İlâhlık yetkisini, bütünleştirerek bu yetkiyi sırf Yüce Allah'ın tekeline vermenin o günün kâhinleri, kabile liderleri, emirleri ve hükümdarları tarafından kullanılan egemenlik yetkisini, bunların elinden alarak tümüyle Allah'a geri vermek anlamına geleceğini; böylece Yüce Allah'ın hem vicdanlar üzerinde, hem ibadet nişaneleri üzerinde, hem pratik hayat üzerinde, hem mal mülk üzerinde, hem yasal kararlar üzerinde, hem ruhlar ve bedenler üzerinde tek egemen olduğu ilkesini onaylamış olacaklarını biliyorlardı.