9/10
·145 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:05
Uzun süredir bu platformda alıntılarım dışında bir şey paylaşmıyorum. Hele inceleme yazmayı hiç haddim olarak görmüyorum. Alıntı paylaşırken de amacım çoğu zaman kütüphaneme ekleyemediğim kitapların altını çizdiğim satırlarını burada muhafaza etmek. Bugün bu incelemeyi yazma sebebim de Figen Hanımla karşılıklı ağlaştığımız duygu yoğunluklu bir okur yazar buluşması. Kitap kulübümüzle okumaya karar verdiğimiz bu esere başladığımda henüz ilk sayfada gördüğüm ağır dil ve sokak jargonu ben de önyargılar oluşturdu. Açık olmak istiyorum "Annem babam yaşındaki kadın bizim kuşağı anladığını zannediyor. Çok muhtemel bu 'güya yüksek' empatisinden kaynaklı da bizi uyarmak ve öğütler vermek istemiş. Bunu da araya bizim jenerasyondan iki üç kelime katarak konuşturduğu Z kuşağı üç ana karakterle yapmış ve ortaya bu ders çıkarabileceğimiz ibretlik kitap çıkmış herhalde." dedim. Evet biraz çabuk verilmiş keskin bir yargı ama her gün okulda, evde, sosyal medyada her yerde Z kuşağı aşağı Z kuşağı yukarı denilip karşılaştığımız senaryo bu değil mi? Elleri sopasız ancak yargılarını sopa yapmış, iyi niyetli, çok bilmiş yetişkinler. Kitap kısa dedim, beraber okuyacağım insanları yarı yolda bırakmayayım dedim, yazarla tanışma fırsatım da olacak dedim ve devam ettim okumaya. Günlerdir ilk bölümden sonra elimin gitmediği kitap 2 saat içinde bitti. Figen Şakacı, Tomris Uyar'ın arkadaşı ve kendisinden 2 sene eğitim almış bir yazar. Ayrıca Türkiye'nin ilk kadın stand-up sanatçısı. Güleriz sanmıştım göz pınarlarım kurudu ağlamaktan. Roman 2016 da geçiyor. Hem Geziyi hem 15 Temmuzu görmüş kindar neslin hikayesi. 'Allah'ın fakirlere yaptığı fenalıklardan' bunalmış, onlar büyüdükçe umutları küçülen öfkeli ama çaresiz üç genç: Arif, Serde ve Demar. Yer İstanbul, Yeni Mahalle. Figen Hanım bu
HınçAhınçFigen Şakacı · İletişim Yayınları · 202474 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2018 67. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğimizde @yapikrediyayinlari n dan Orhan Veli öyküleri okudum büyük bir keyifle. #hoşgörköftecisi Hoşgör köftecisi Kan Baharın Ettikleri Öğleden Sonra İşsizlik Denize Doğru Yaşasın Aşk başlıkları adı altında yedi öykü ve bir röportajdan oluşuyor. Çok kısa öyküler, kısa, bir solukta bitebilecek bir kitap. Tıpkı O'nun hayatı gibi... Öykülerden kısa diye bahsettiğime aldanmayın sakın, her biri anlamlı, hüzünlü, ince bir ruhla yazılmış. Sanırım serde şairlik olduğundan. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Hoşgör KöftecisiOrhan Veli Kanık · Yapı Kredi Yayınları · 20134,510 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·136 syf.··
2026 29. kitabı
Voltaire in okuduğum 3. Kitabı bu, sadık ve kader, cahil fîlozoftan sonra bunu okumak istedim. Çünkü beğendim :) Candide ya da iyimserlik konu olarak tam aynısı olmasa da işleyiş şekli olarak sadık ve kader e çok benziyor. Kahramanın başına sürekli gelen kötü olaylar, ardından gelen iyi olaylar sonra yine kötü olaylar şeklinde bir çizgisi var. Komedi ve bolca hiciv de var. Kitabın konusuna gelirsek genel olarak iyilik kötülük, din üzerinde eleştiri, ve kader in mutlak iyi olduğu sorgusu çerçevesinde geçiyor. Kısaca bizdeki " her şerde vardır bir hayır " ın benzeri. Tabi bu tezi körü körüne savunmuyor, bi taraf savunurken diğer taraf yaşanan olaylar üzerinden muhalefet yapıyor. Burda kararı size bırakıyor ama bence voltaire de biraz isyancı. Ama kitabın sonunu da çok güzel bağlıyor. Tamam kötü olaylar oluyor, rezil şeyler yaşıyoruz ama bildiğim bir şey varsa " bahçemizi yeşertmemiz gerektiği" diyor. Yani siz kendiniz için çalışın, kendinizi, etrafımızı iyileştirelim de varsın kötülükler gelsin.
Candide ya da İyimserlikVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,1bin okunma
8/10
·280 syf.··
2026 17. kitabı
Öncelikle yine uzun bir yazı olacağı uyarısını baştan yapayım. Gerçi kısa da olsa eşim dahil kimsenin okuduğu da yok ya neyse. Çoğunlukla kendime yazdığım denemelerim, incelemelerim oluyor, olsun. Yazmak güzel her şeye rağmen. Grange 20 yıldır tanıdığım, bana polisiye gerilim türünü sevdiren, kendisinden önce King ile bu türle tanışmış olsam da, hem edebiyat hem de polisiye gerilimin kolay harmanlanabileceği, asla ve asla boş aksiyon, boş polisiye romanı olmayan türün en azından benim nezdimde ilk temsilcisidir. Bu türde de zirvededir. King hayranları kusura bakmasın ama eline su dökemez hiçbir konuda, bunu da belirterek incelemeye başlayalım:) Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Grange hayranı veya değil herkese rahatlıkta önerebileceğim, müthiş akıcı, çok güzel bir çalışma olmuş. Kitap Grange'ın annesinin ağzından anlatımla başlıyor. Annesi babası tarafından Grange'ın gözü önünde kaçırılmaya çalışılıyor. Grange henüz 2 yaşında ve bunu hatırlıyor. Babasıyla annesi kendisi 2 yaşındayken boşanmış olsa da adamın gerçekten uslanmaz bir manyak olmasından kaynaklı psikolojik şiddeti yıllarca sürüyor ve bu da hayat boyu Grange ile beraber gelip onu bugünkü Grange yapıyor. Yaşananları bir annesinin ağzından bir anneannesinin ağzından hikayeleştirerek güzelce anlatıp arada kendisi de dahil olup kendi ağzından yazıyor. 2.yarısından sonra sazı tamamen kendi eline alıp bugüne kadar geliyor ve mezarlıkta, babasının mezarının başında dua ederken oldukça dokunaklı cümlelerle bitiriyor. Kitabın en kaba özeti bu şekilde yapılabilir ama bu kadar basit değil tabi ki de. Öncelikle Grange soyadının bu kadar kötü olan babasından geliyor olmasını şaşırtıcı buldum. Yani duygusal hiçbir bağı olmayan, hayatında olumlu tek bir şeyi olmayan adamın soyadıyla yaşama tercihi enteresan geldi.
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0172 okunma
9/10
·312 syf.··
2026 23. kitabı
·
68 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 10:17
İlk iki kitaptan tanıdığımız Musa'nın lise/üniversite öğrencisi çağında yaşadığı olayları anlatıyor bu kitap. Musa Darüleytam'dan çıkmıştır. Bir şekilde İstanbul'da yolunu bulmaya çalışır ama savaş sonrası acımasız sokaklar onu kucağında öğütmeye başlar. Serde Anadoluluk, delikanlılık da var tabi. Bizim Musa başlar direnmeye. Açlık, yorgunluk, uykusuzluk. Sefalet ve geçmek bilmeyen zaman. Gerim gerim geren bir kitap. Çok başarılı yine. Sonlara doğru ortaya çıkan Don Juan'lık kısımları da acayip eğlenceli. Şu memleketin haline bir bakar mısınız. Ne acı, ne çarpıcı. Daha bu kitaptan bir hafta önce bir karakter okuduk Istvan diye. Booker ödülü almıştı kitap. Bu eserin karakteri Musa karşısında diz çöker biat eder. Ama işte.. Hasan İzzettin Dinamo'yu herkes okumalı ya. Amasız fakatsız.
Edebiyat
AçlıkHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 202161 okunma
8/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 12:55
Herkese selamlar Bugun size #aşiyan serisinin son kitabi olan #yegane ile geldim. Nihayet bir seriyi daha bitirmenin hakli gururu ve bir miktar hüznünü taşıyorum. Ama ayni zamanda nasil toksik bir ciftti ve nasil merakta bırakarak beni okuttular diye kendime hayrette ediyorum, valla helal olsun! Bu yazarin basarisidir Evet, okumasi yer yer zevkli olsada aslinda bu son kitapla serinin uzadigi kanaatindeyim. Pekala 2 kitapta hikaye bilebilirmis. Zira ikinci kitap, hem herseyin kirilma noktasıydi hem de herseyin donum noktasiydi. Dolayisiyla bir 100 sayfa daha eklenip, hikaye orada son bulabilirmis. Ama diger yandan ikilinin ve yan karakterlerin bolca mutlu olduklari anlari okumakta guzeldi. Kitabin sonunda yer alan heyecanlı anlarda bence yakışmıştı. Yani madem uzadı, bu kisim ile değmişti Savas ve Gulfem'in kendilerince geçtikleri zorlu yollar, Savaş'in bitmek tükenmek bilmeyen sevdası ve her ikisinin süreklilik arz eden kıskançlıkları seriye damga vuran bölümlerdi. Bu surecleri ilk anlarda okurken bir fenalık bassa da bu son kitapla guzel sinandiklari icin birbirlerinin kıymetini bilmeleri ve biraz daha olgunlasmalari! (Yani tabi nereden baktığınıza bagli) sevdigim kisimlar oldu. Levent ve Efsun cephesinde ise bir miktar kalbim kırıldı ama bir sekilde ikisi de mutlu oldu. Özellikle de Efsun Levent'e aslinda ilk okudugum sirada cok saydırdım ama her serde hayir vardir misali Efsun'cugumu gercek mutluluğuna itti bir sekilde. Iyi de oldu. O ilk ve son karsilasma anlari (yani kitapta bir o kismi vardi) Gulfem gibi benim de icimi ciz ettirdi. Nihayet herkes ektiğini biçer. Nitekim oyle de oldu İkili ve biraz betimlemeli bir anlatimla, mahalle ve biraz da askeri kurguyu birleştirerek ortaya cikan bu hikayeyi toksiklikten hoşlanan, bolca kıskançlık ve tutku barindirdigi
Aşiyan 3 - YeganeHümeyra · Dokuz Yayınları · 2022872 okunma