Serenad
Yeşil pencerenden bir gül at bana, Işıklarla dolsun kalbimin içi. Geldim işte mevsim gibi kapına Gözlerimde bulut,saçlarımda çiğ. Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak Ben aşkımla bahar getirdim sana; Tozlu yollarından geçtiğim uzak İklimden şarkılar getirdim sana. Şeffaf damlalarla titreyen,ağır Koncanın altında bükülmüş her sak, Senin için dallardan süzülen ıtır, Senin için karanfil, yasemin, zambak... Ahmet Muhip Dıranas
Şiir
Türk edebiyatında saf şiirin, sesin ve ahengin şairi Ahmet Muhip Dıranas... Edebiyatımızın bu zamansız ismini, vefatının 46. yılında saygıyla anıyoruz. “Kardır yağan üstümüze geceden, Yağmurlu, karanlık bir düşünceden...” Lisede Faruk Nafiz Çamlıbel ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın öğrencisi olan Dıranas; Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli, Sait Faik ve Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi dönemin genç şair ve yazarlarından oluşan o muazzam edebi çevre içinde yer aldı. Cahit Sıtkı gibi şiirde sese ve ahenge büyük önem verdi; aşk, yalnızlık, hüzün, ölüm ve doğa gibi temaları ele aldı. Hece ölçüsü sınırlarında kalarak gelenekte çağdaşlığı yakalayan şairin "Fahriye Abla" şiiri, adeta onun adıyla özdeşleşti. O, şiirlerinde biçim mükemmelliğine öyle büyük bir titizlikle yaklaşırdı ki; heceyi modern bir ruhla harmanlayıp adeta kelimelerle müzik yapardı. Biz onu hafızalarımıza kazınan "Fahriye Abla" ile, o lirik "Serenad"ı ile, zamanın geçişini felsefi bir derinlikle ele alan "Olvido"su ve ölümün beyaz sessizliğini fısıldayan "Kar" şiiriyle tanıdık, çok sevdik. Şiirlerinin yanı sıra tiyatro oyunları yazan, Küçük Prens’i dilimize ilk çevirenlerden biri olan Dıranas; vasiyeti üzerine doğduğu yer olan Sinop’un o sessiz köyünde uyuyor şimdi. Ama bıraktığı o tertemiz, o "saf" miras hâlâ içimizde bir yerlerde yankılanıyor. Popüler kültürün hızla tükettiği bu çağda, Edebi Akış’ta Türk edebiyatının bu zamansız değerlerini anmaya, onların sesine ses olmaya gururla devam ediyoruz. #AhmetMuhipDıranas #edebiyat #şiir #klasikler #edebiakış
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Struma Olayı" metinsel dille anlatılan kitap Zülfü Livaneli'nin "Serenad" romanı, Struma Faciası'nı aşk ve tarihle harmanlayan sarsıcı bir yapıttır. Bu olay 2. Dünya Savaşı sırasında Alman Hitler zulmünden kaçan Yahudi mültecilerinin bulunduğu geminin İstanbul açıklarında bekletilmesi ve Sovyet denizaltısı tarafından batırılmasını anlatır. Serenad Zülfü Livaneli
Uçakların icadı Zweig'ın neslini çok heyecanlandırmış, dünyada savaşların sonunun geldiğine inandırmıştı. Uçaklar havadan uçtuğuna göre sınır falan tanımazdı ki. Dolayısıyla sınırlar yok olacak, barış gelecekti. Ama o nesil birkaç yıl sonra uçakların gökten bomba yağdırarak Avrupa'yı yıktığını görmenin şokunu yaşamıştı. Serenad, Zülfü Livaneli
Alıntı
Tülay German, varlıklı bir ailenin kızı olarak, 27 Ocak 1935'te İstanbul'da dünyaya gelir. Tülay, daha dört yaşındayken, Kalamış'taki yazlık evlerinde komşularına şarkılar söyler, güçlü yanık sesiyle onları büyüler. İlk söylediği parça: Yesari Asım Arsoy'un "Ayrı Düştüm Sevgilimden, Dünya Bana Dar Oldu" şarkısıdır.. İlkokul yıllarında Ankara Radyosu'nda Schubert'in "Serenad"ını ve "Ihlanur Ağacı"nı söyler. İlkokul yıllarında da sesinin güzelliğiyle dikkat çeker ve çoğu etkinlikte şarkı söyler. İlkokulu bitirdiğinde Ankara Devlet Konservatuvarı'na girmeyi hayal eden Tülay, baba ve annesinin isteği üzerine konservatuvara gidemez. Eğitimine, annesinin ısrarıyla Üsküdar Amerikan Koleji'nde devam etmeye başlar.. 1960 yıllarında Tülay, İtalyan orkestrasının basçısı Mario Bergamini ile bir konser sonrası tanışır. O gün ona kendi çaldığı piyano eşliğinde "Summertime" şarkısını söyler. Mario, kusursuz caz parçası söyleyen Türk kızından çok etkilenir ve inatlaşmayla başlayan bu ilişki kısa sürede aşka dönüşür. Mario'dan evlenme teklifi alan Tülay, evlenerek aralarındaki sihrin bozulmasını istemediğini söyler. Tülay, Mario ile beraber İtalya'ya yerleşip hayatlarına orada devam etme kararı aldıklarını ailesine söylediğinde; kızlarının zaten şarkıcı olmasının istemeyen aile, şarkıcı biriyle evlilik dışı yaşamasını reddeder ve Fikret German'ın yüksek mevkili arkadaşları aracılığıyla Mario ülkeden sınır dışı edilip ülkesi İtalya'ya yollanır. Bu olay Tülay'ı çok etkiler ve ailesiyle arasının iyice açılmasına neden olur.. Tülay, 25 yaşındayken arkadaşlarıyla sık sık gittiği Ankara "Süreyya Gazinosu"ndan teklif alır. Ailesinden gizli, evden kaçar ve bu gazinoda ilk defa sahneye çıkıp şarkı söylemeye başlar... Bir gün babasının arkadaşına gazinoda yakalanır. Bunun üzerine babasından
Livaneli/ SERENAD