Sanırım ilk defa bir kitap için muhteşem kelimesini kullanıyorum… ama bu kitap kesinlikle hak ediyor. Nietzsche Ağladığında, baştan sona zihne hitap eden, akıcı ve etkileyici bir okuma deneyimi sundu bana.
Hikâye o kadar içine çekiyor ki, kendinizi Breuer ve Nietzsche’nin yanında oturup terapi seanslarına katılıyormuş gibi hissediyorsunuz. Ve insan gerçekten Nietzsche için üzülüyor, onun iyileşmesini, o ağır fikir yükünden kurtulup özgürce yaşamasını istiyor.
Breuer’ın doktordan hastaya, Nietzsche’nin de hastadan adeta terapiste dönüşmesi çok zekice kurgulanmıştı. İkisi arasındaki ilişkinin yavaş yavaş şekillenmesini izlemek gerçekten çok keyifliydi. Freud’un hikâyeye dâhil olması ise ayrı bir tat kattı. Kendi alanlarında bilinen bu isimlerin bir romanda bir araya gelmesi bana çok büyüleyici geldi.
Kitap öyle büyük dramatik olaylar barındırmasa da oldukça sürükleyici. Sürekli düşünmeye zorluyor, karakterlerin fikir çatışmalarını takip etmek bile başlı başına bir zihin egzersizi gibi. Bu arada, Breuer’ın kendini hipnotize etmesi kesinlikle beklemediğim bir hamleydi!
Kitabın sonundaki yazar notu da çok yerinde olmuş. Breuer ile Nietzsche gerçekte hiç karşılaşmamış olsa da, romandaki diyalogları ve ilişkileri o kadar gerçekçi ve samimiydi ki, bu bilgi kitabı daha da etkileyici hale getirdi.
Felsefe, psikoloji ve iyi yazılmış karakter ilişkilerini seven herkese tavsiye ederim. Gerçekten çok özel bir roman.