“Bazı cümleler çok güzel.”
Sevdiğim bir şiir. Sanki bilmediğim bir zamana ait masal gibi. Bol yıldızlı bir göğü seyrediyormuşum gibi...
youtube.com/watch?v=ZNLA4ED...
Kalbinizde kopan fırtınadan, ülkenizdeki lüzumsuz gündemlere, dünyadaki anlamsız didişmelere kadar her bir şeyin çaresi bu cümle:
“ Sen olman gerektiği gibi ol!”
Bu öyküye iki nehrin buluşmasının öyküsü diyebiliriz. Balkan Savaşı yıllarında başlayıp Birinci Dünya Savaşı'na kadar uzayan bir öykü. Tebriz ve Trabzon'da doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat...
Bir tarafta Tebriz'in en asil halı tüccarının oğlu Setterhan, diğer yanda Trabzon'un incisi tanesi Zehra...
Onlar birbirini bulana dek torunu bu hikayede merak ettiği soruları cevaplamak için yolculuğa çıkıyor. Kendini farklı zaman dilimlerinde olayların akışı içinde bularak tüm sırların keşfine varıyor. Bu süreç biraz sancılı diyebiliriz. Çünkü bizi tehcir, göç, muhaceret,salgın, kader ve savaşın savurduğu hayatlar karşılıyor.Farklı inançların akıttığı ortak zemin,üç ülke ve üç sevda...
Aslında ağır ağır ilerleyen bir hikaye ve ben sabırsız biriyim o yüzden adapte olmam zor oldu. Bununla beraber 507,508 ve 512. sayfalara tüm kalbimi,ruhumu bırakabilirim. Kitaba sarılmış bile olabilirim o an :)) Yıllardır bu kitabı okumak için verdiğim mücadeleyi iyi ki diyerek sonlandırdım. Keyifli okumalar..
Ve kendime not; seni bu hayatta en çok bir devlet yıkılırken çekilen zulümler,savaşlar, hastalıklar, gidenler ,dönemeyenler,bekleyenler,yıkılan hayatlar ağlatır. Nazan BekiroğluNar Ağacı
Doğu tutarsızlığına ağlıyor, Batı çelişkileriyle gülüyor, ben doğunun ve batının Rabbine itimat ile, avuçlarımın içine aldığım dedelerimin ellerini göğe açmış, öyle mütevekkil, bekliyorum.
“Yeni bir gün birazdan bir kere daha başlayacak. Bir kere daha gerçekleşecek. Her günkü gibi. Ama bunun her gün her gün ve her gün bir kere daha olması onu basitleştirmiyor. Hatta bakmasını biliyorsan onu büyütüyor.”