Puan vermedi·
Orta yaşı geride bırakmış, tüm yaşamları Beyoğlu’nda geçmiş üç arkadaş; Selim, Kenan ve Nihat. Selim’in ağzından dinlediğimiz hikâyede üç arkadaşın, Kenan’ın ölüm deneyiminin ardından değişen hayatları ele alınıyor. Kenan’ın ölümsüzlüğü keşfetme yoluna girdiğinde başlıyor hikayemiz. Yaptığı diğer işlerden sıkılan Kenan bu sefer unutulmaz bir sanatçı olmak için adım atıyor. Bu dünyadan gittiği zaman adı hatırlansın istiyor. Bu yüzden gerçekte yaşanmış cinayet fotoğraflarını tekrardan canlandırıp kareleyerek bir sergi açmayı planlıyor. Ancak o fotoğraflarda bulduklarıyla hepsinin hayatı değişmek üzere… Kitap Beyoğlu'nun tarihi, kültürel, sosyal, mimari ve edebi bütün özelliklerini yansıtmış. Sanki Beyoğlu'nda geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Ama betimlemeleri o kadar fazla ki kitabı durağanlaştırıyor ve doğal olarak okuyucuyu sıkıyor. Sonu şaşırtıcıydı evet ama polisiye okumayı seven okuyucuları tatmin etmeyebilir.
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201632,9bin okunma
Çocukken en çok hangi masalı severdiniz? /798. İnceleme
9/10
·208 syf.··
2026 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 09:57
Bugüne kadar okuduğunuz/dinlediğiniz hiçbir masala bu gözle bakmadınız. Bundan sonra karşınıza çıkan hiçbir masal da size eskisi gibi gelmeyecek… “Çirkin ya da güzel olmanın bir önemi yok as­lında, hepimiz aynıyız.” Geçiyorum tahtanın karşısına, karşımda çocuklar… “Masal genellikle halkın meydana getirdiği, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî türdür.” “Genellikle mutlu sonla biterler, iyiler ödüllendirilirken kötüler cezalandırılır.” Bir öğrencim kalkıp soruyor sonra, “Öğretmenim, mutsuz sonla biten masal olur mu?” Donarak ölen Kibritçi Kız geliyor aklıma, ateşe düşerek eriyen Kurşun Asker, denizköpüğüne dönüşen Küçük Deniz Kızı. Ama çocukların elinden masal kahramanlarını da alırsak geriye ne kalır ki? “Mutlu sonla biten masal yoktur, insanın inanmak istediklerine gönüllü olarak kanması vardır,” der Tarık Tufan, iyiye kapı aralamak ister Clarissa P. Estes, Bir masal, bu masal gibi, ölümle ya da kahramanın sakatlanmasıyla bittiği zaman, “Başka bir şekilde bitemez miydi?” diye sorarız. Peki, ya masallar kaynağını hayalden değil de hayatın ta kendisinden alıyorsa? "Beni de olduğum gibi sevemez misiniz?” Masal dinleyerek uyuyan son nesiliz belki de. Uyumadan önce düşlere dalan, sorgulayan... Sonunu değiştirmek istediğiniz bir masal oldu mu hiç? Masalların içindeki kahramanları anlamaya çalıştığınız… “Kahramanlar konuşulur… Başarılılar, güzeller, yakışıklılar, göz önündekiler, hızlı ve dikkat çekici olanlar konuşulur. Oysa her hikâyede birileri daha vardır. Görmediğimiz, bilmediğimiz, konuşulmayan, anlatılmayan ama en az anlatılanlar kadar değerli olan birileri. “Ben vardım, varım. Kimse görmek istemese de varım.” Hep pamuk prensese
Biri Daha VarŞermin Yaşar · Doğan Çocuk Yayınları · 2025830 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
5/10
·166 syf.··
2026 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 15:08
Efendi ile Uşağı kitabı; Efendi ile Uşağı ve Sergi Baba olmak üzere iki hikâyeden oluşmaktadır. ​Efendi ile Uşağı hikâyesi; hali vakti yerinde olan ama bir türlü gözü doymayan, para ve zenginlik hırsına kapılmış bir efendi ile onun fakir uşağı arasında geçer. Efendi, daha da zengin olmak ve almak istediği koruluğu başkalarına kaptırmamak için dondurucu bir fırtınada uşağıyla birlikte yola çıkar; hikâyenin sonunda ise bu açgözlülüğün bedelini açıkça görürüz. ​Sergi Baba hikâyesinde ise mükemmeliyetçi bir karakter olan Kasarski'nin, acıyla biten bir aşkın ardından manastıra kapanması ve yaşadığı içsel çatışmalar anlatılır. ​Kişisel Değerlendirmem: ​Bence Efendi ile Uşağı, sosyal medyada veya kitap yorumlarında romantize edildiği kadar mükemmel bir kitap değil. Benim için sadece yoğun okuma dönemlerinin ardından, soluklanmak için okunabilecek, ortalama akıcılıkta bir eser. Eğer siz de ağır ve yoğun kitaplardan sıkıldıysanız, güzel bir mola vermek için ideal bir tercih olabilir.
Efendi İle UşağıLev Tolstoy · Koridor Yayınları · 202010,7bin okunma
Şeffaflık Toplumu
7/10
·84 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 17:40
Günümüz toplumu bir şeffaflık toplumudur. Şeffaflıktan maksat her türlü pürüzünden arındırılmış, bir türlü nefeslenmeye vakti olmayan ve “dijital panoptikonlar” ile çepeçevre sarılmaktır. Öyle ki günümüz toplumunda insanı geliştirmeye yarayan olumsuzluk, sorun ve tefekkür kapı dışı edilmiştir. Bunların tam zıttı olan olumluluk ise baş tacı edilip baş köşeye oturtulmuştur. Han'a göre modern toplum ivme, teşhircilik ve olumluluk toplumudur. Teşhircilik doğal olarak beraberinde sergileme mantığı getirir. Böylece toplumda şeyler ancak görüldükleri kadar itibar görürler. Görülmeyen ve sırf mevcudiyetleri bakımından değerli olan kült eserler modern toplumda yoktur. Her türlü şey teşhir edilebildiği ve diğerleri tarafından bilindiği kadar değerlidir. Han, sergi mantığını oldukça güzel açıklar. Fakat benim Han'a bir yerde eleştirim vardır. Ona göre kült eserler sırf mevcudiyetleri bakımından değerlidir ve sergilenen mallar değersiz şeylermiş gibi bir anlatı vardır. Oysa Han, insanın içindeki görülme ve beğenilme arzusunu göz ardı etmek hatasına düşer. Çünkü bizim bugün “kült” olarak değer biçtiğimiz eserlerde görülmek, hatta bir nevi sergilenmek için yapılmışlardır. Kimseye sergilenmeyecekse bile insan, sırf kendi gözlerine zevki için de bir eser vücuda getirebilir; onu sergileyebilir. Şeffaflık toplumunun temelinde hızın ve tahmin edilebilir olmanın bulunduğunu söylemiştik. Bu toplum, tahmin edilemeyen olumsuzları tecrit etmiştir. Böylece birbirinin benzeri, düz varlıklar neşet etmiş ve yaşam hızının yavaşlamasının önüne geçilmiştir. Bu toplum fazlalıkları budar, eksik olanları bir yere çıkarır ve herkesi aşağı yukarı eşit hâle getirir. Son olarak Han hakkında şunları söylemek gerekir: Evet, tespitleri doğrudur. Ancak tespitleri devamlı bir konu arkasında döner ve aynı
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,334 okunma
6/10
·328 syf.··
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 21:07
Mutsuz bir çocukluk geçirmiş bir annenin büyük kızı Johanna'nın günlük tarzında hikayesini okuyoruz. Johanna, kızkardeşi Ruth aksine annesine hep asi olmuş bir çocukluğa sahiptir. Hayallerinin peşinden gitmek, başarılı bir ressam olmak için annesinin istememesine rağmen genç yaşta evinden ve kentinden ayrılır. Açmış olduğu sergi ve resimlerinde ailesinden esintiler bulunur ve annesi çevresine rezil olduğunu düşündüğü için büyük kızını tamamen hayatından çıkarır. Ayrıca, Johanna babasının cenazesine dahi gelmemiştir. Anne sert ve kendi içinde kapanık, mutsuz bir kişidir ve Johanna'yı affedemez. Yıllar sonra Johanna 60 yaşına geldiğinde yeniden annesinin karşısına çıkmak ve ilişkilerini onarmak, yüzleşmek ister. Kendisine hemen yaklaşamaz. Kardeşi Ruth ve annesini sürekli takip eder. Kitapda, Johanna'nın çocukluk travmaları, iç sesini ve anne-kız kardeşini sürekli takip etmesini okuyoruz. Günlük tarzında olan bir kitap. Konu genel olarak iyi olsa da bazı yerlerde sürekli tekrarların olması, her olayın adım adım anlatılması açıkçası beni çok kez sıktı. Çok boğdu beni..... Muhtemelen geçmişinde anne-kız sorunlu ilişkisi olanlar için çok daha etkili bir kitap olacaktır. Kitapda yazar tarafından bizlere sunulan çok güzel cümleler de vardı. Kitabın sonu tabii üzücü oldu benim için. Anneler yufka yüreklidir, çocuğu ne olursa olsun, sonunda kalbi yumuşar affeder diye düşünürken...... Beni derinden etkilemese de, farklı okuyucularda derin titresimlere sebep olabilir, çok beğenilebilir......
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,799 okunma
KUZGUN YEMİNİ
Puan vermedi·308 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
Bir polisiye okudum diyebilirsiniz ama aslında yirmi yıllık bir aile trajedisinin enkazında yürüyeceksiniz. ‍Olaylar İstanbul’un kasvetli, puslu sokaklarında peş peşe işlenen cinayetlerle başlıyor. Durum sıradan bir adli vaka değil; kurbanların üzerindeki geometrik kesikler Da Vinci’nin altın oran çizimlerini akla getirirken, yüzlerindeki donmuş ifade Korkunç İvan tablolarını andırıyor. ‍Cani olay mahallini resmen bir sergi alanı gibi kullanıyor. Gölge lakaplı bu adamı asıl tehlikeli yapan şey sadece bu sanatsal dekorlar değil, polisin adımlarını önceden okuyan muazzam zekası. ‍Emniyetten Efsun Komiser, bu zeka oyununun altından tek başına kalkamayacağını anlayınca eski dostu Cenk Başkomiser’in kapısını çalıyor. Cenk, geçmişte yaşadığı ağır bir olay yüzünden rozetini bırakmış, kendi kabuğuna çekilmiş bir adam. Efsun’un hatırına ve içindeki o bastıramadığı meslek aşkıyla davaya dışarıdan destek vermeyi kabul ediyor. ‍Gölge, Cenk ve ekibine ipucu verirken bile onları manipüle ediyor; emniyeti kendi istediği adrese yönlendirip o sırada tamamen başka bir noktada operasyonun seyrini değiştirecek hamleler yapıyor. ‍Gölge sadece can almıyor; geride bıraktığı eksik resimlerle, şifreli mesajlarla polisle açıkça oyun oynuyor.Ekibin  bulduğunu sandığı her delil, aslında Gölge’nin bilerek oraya bıraktığı ve onları bir sonraki tuzağa çeken zekice tasarlanmış birer basamak. ‍İşin en can alıcı kısmı ise mevzunun bugünün meselesi olmaması. Adeta Cenk’in polislik reflekslerini, zaaflarını ve geçmişteki travmalarını çok iyi analiz etmiş, her harektinde Cenk’i geçmişiyle yüzleştiriyor.Cenk olayı kurcaladıkça, ucu tam yirmi yıl önceki yağmurlu bir geceye ve o gece yaşanan bir aile trajedisine dayanan eski bir hikâyeyi hatırlıyor. ‍Kitap bittiğinde,İnsanı sarsan şey katilin kimliğinden
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202615 okunma