Oysa herkes yalnızdı. Anlattıkları hep bir yalnızın hikâyesiydi. Ama görmüyorlardı bunu. Bir kız vardı mesela, sürekli plan yapıyordu. Tiyatro, konser, yemek, davet, sergi, sinema, açılış, workshop, bilmem ne tadımı, tatil... Planlarından arta kalan zamanda yaşıyor gibiydi. Sanki başka bir hayatı yoktu. İzlediği filmi anlatmayı bitirip izleyeceği tiyatronun hayalini anlatıyordu, döndüğü tatili anlatmayı bitirip gideceği eğitimin onun için ne kadar gerekli olduğunu anlatıyordu. Hayatı planlardan ibaretti. Bunu öyle iştahla anlatıyordu ki en ideal yaşam biçiminin bu olduğuna kendi de inanmıştı. Beni de buna inandırmaya çalışıyordu.
Tek başıma yaşadığım daireyi hıncahınç dolduran bu arşiv yığının içine sığınma ihtiyacı duyduğuma göre, neyi kaçırmış olabilirim? Yıllar geçtikçe yerden tavana doğru yükselmeyi sürdüren bütün bu kitapların, bu eski evrakın arasında sıkışıp, yaşamaktan çok düş kurmaya mı mahkum ettim kendimi? Gazete ve dergi koleksiyonları, kataloglar, açık artırmalardan ve pazarlardan satın alınmış fotoğraf albümleri, ajandalar, mektuplar, not defterleri, her dönemden Paris haritaları ve rehberleri, çoğunluğu gereksiz şeyler, sergi, sinema biletleri ve hatta kitap ayracı olarak kullandığım kahve fişleri. Bunlar benim hafızam. Hiçbir zaman hiçbir şeyi atmayı bilemedim zaten.
Yıllar önce Yunanistan'ın Kavala şehrine gittiğimde, Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya gösterilen özen çok dikkatimi çekmişti. Şehrin en merkezi yerinde Kavalalı'ya ithaf edilen bir müze açılmıştı, sur içinin ana caddesi de "Mehmed Ali Paşa adını taşıyordu. Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalma dini ve kültürel eserleri ortadan kaldıran, camilerin minarelerini tıraşlayan ve medreseleri sergi salonuna dönüştüren Yunanistan, bir Osmanlı paşasının adını neden yaşatıyordu peki? Cevap aynıydı: Paşa, Osmanlı tarihinde oynadığı negatif rol sebebiyle öne çıkarılıyordu.
Şu alemi düşündüğünde ihtiyaç duyulan her şeyin içinde hazır olduğu bir ev gibi bina edilmiş bulursun. Sema tavan gibi yükselmiş , arz sergi gibi döşenmiş, yıldızlar kandil gibi asılmış, cevherler zahire gibi depolanmış, her iş için her şeyi hazır ve hazırlanmış görürsün.