Aylak Köpek, isminde geçen öykü de dahil 7 öyküyü içinde barındırıyor. Kitabın çevirmenin sözü kısmında, yazar Sadık Hidayet için "Hidayet bu hikayelerinde Freud'dan geniş ölçüde yararlanır. İnsanın 'doğal ihtiyaçları' ile 'insani ve mantıki ihtiyaçlar'ının çeliştiğini gösterir." ifadesi kullanılıyor ve bunu kitapta da zaten çok net bir şekilde görebiliyoruz. Karakter tiplemeleri, duygu aktarımı, hikayenin kısa ama kolay adapte olunuşu, yazarın insana rahatça dokunabildiğini gösteriyor. Özellikle "Kerec Don Juanı" ve "Katya" öykülerinde, bir nevi çarpık diyebileceğimiz kadın-erkek ilişkilerine dair mutlaka bir şeyler çıkarılması gereken noktalar mevcut.
Galiba bu bir seri kitapmış ve ben hiç alakası olmayan bir şekilde bu kitabı okuyunca olaylar biraz anlaşılmadı. Birileri var ve savaşıyorlar filan sanırım..
Bazı Yollar Yalnız Yürünür, hayatımda okuduğum en korkunç şeylerden biriydi. Kitap 144 sayfa görünüyor ama kitabın yarısında yazı var, geri kalan yarısı çeşitli görseller ve diğer yarısı da boşluk ile dolu.
İçeriği özetleyecek olursak, atasözleri ve deyimler sözlüğü gibi bir şey. Filozof ve düşünürlerin sözlerini yazıp, altına da kendince yorumlar katmış yazar. Kitap felsefe kitabı diye geçiyor sanırım, ama bana hiç öyle gelmedi. "Yolculuk gezdiğin zaman üstüne yapışan o kirli gömleği atmaktır. Karanlık havayı, aydınlığa çevirmektir." gibi internet bloglarında rastlayabileceğimiz ilginç aforizmalarla dolu kitap.
Haliyle böyle bir kitabı okumak uzun sürmüyor. Ama eminim ki bu kitaba harcadığım yarım saati, sağa sola bakınarak geçirsem çok daha verimli olurdu.
80 sayfalık bu kitaba karakterimiz Nikolay Stepanoviç'in hayatına herhangi bir yerinden giriyoruz ve -aslında şaşırtıcı olmayan bir biçimde- trajedik bir son ile veda ediyoruz.
Kitabın etrafında şekillendiği konu temel olarak ailesinden, toplumdan ve genel olarak hayattan soğuyan ve hastalıkla mücadele eden Stepanoviç'in, kendisine emanet edilen ve zamanla öz kızı derecesinde sevdiği Katya ile olan ilişkisi üzerine. Kitap, yazım şekli itibariyle bizi hemen içine çekiyor ve olayları ve karakterleri anlamamız uzun sürmüyor çünkü genel olarak olaylardan ziyade düşünceler ve çıkarımlar üzerine ilerliyor.
Kitap ilk başlarda iğneleyici bir dille yazıldığından ve bolca hiciv kullandığından dolayı ilgi çekici ve hoş gelse de, bütün kitap boyunca toplumdaki çeşitli rollere Tanrı gibi bakıp onlar hakkında konuşması bir vakitten sonra - bana göre- kitabı biraz sıkıcı bir hale getiriyor. Gerekli-gereksiz her şeye sonuna kadar eleştiri getirmesi ve bunu fazlaca uzatması bana Erasmus'un şimdiki zamanda yaşasaymış muhtemelen Yılmaz Özdil olacağını düşündürdü.
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Kırmızı Yayınları · 201715,2bin okunma