Ruha sifa derler ya hani :-))
10/10
·1409 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
372 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:46
Esselamualeykum,benim icin ifadesi anlatmasi oldukca zor bir eser.. Haddim degil diye dusunuyorum bu derya deniz bir esere inceleme yazmak.. lakin bu guzelligin bende biraktiklarini paylasmadan edemeyecegim…Yaklaşık iki sene önce Mektûbât-ı Rabbânî ile tanıştım. İlk başlarda okumakta çok zorlandım. Konular ve kullanılan ifadeler bana ağır geliyordu. Hatta çoğu zaman okuduklarımı tam olarak anlayamadığımı hissediyordum. Buna rağmen okumaya devam ettim. Sohbetler dinledim, notlar aldım ve anlamadığım yerleri tekrar tekrar okumaya çalıştım. Mektûbât hakkında kendi adıma şunu söyleyebilirim: Ne kadar okusak da tamamını hakkıyla anlayabileceğimizi sanmıyorum.Bazı bölümleri defalarca okumama rağmen hâlâ tam kavrayamadığım yerler oluyor. Ama ilginç olan şu ki, anlamakta zorlandığım zamanlarda bile o satırların ruhuma bıraktığı etkiyi hissedebiliyorum. Zamanla bu eserin neden bu kadar kıymetli görüldüğünü daha iyi anlamaya başladım. İmam-ı Rabbânî Hazretleri’nin mektupları; Ehl-i Sünnet anlayışını, iman esaslarını, sahabenin kıymetini, mezheplerin önemini ve tasavvufun din içindeki yerini çok farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Benim için özellikle günümüzün kafa karıştıran meseleleri karşısında sağlam bir ölçü oldu. Birçok konuda bakış açımı netleştirdi ve inandığım değerleri daha bilinçli şekilde anlamama yardımcı oldu. Ashâb-ı Kirâm’a bakıştan mezheplerin önemine, Ehl-i Sünnet’in temel esaslarından tasavvufun yer ve sınırlarına kadar birçok konuda ufkumu açtı. Eserde; akaid, tasavvuf, nefis terbiyesi, zikir, ihlâs, sünnete bağlılık, sahabenin fazileti, mezheplerin önemi, şeriat ve tasavvuf ilişkisi gibi birçok konu mektuplar üzerinden ele alınıyor. Bu yönüyle sadece bir tasavvuf kitabı değil, aynı zamanda insanın inancını ve bakış açısını şekillendiren
Mektubatı Rabbani Tercümesi (2 Cilt Takım)İmam-ı Rabbânî · İhvan Yayınevi · 2024656 okunma
10/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
"27 Mayıs 1960 İhtilalinden az önce, o zamanlar iktidarda bulunan Demokrat Parti’nin Türkiye’yi şeriat felaketine sürükleyen tutumu nedeniyle öğrencilerine, "Bu ülkede artık Anayasa Hukuku öğretimi yapılamaz!” diyerek derslerini kesti." Hocam tehlikeyi önceden görmüş ve ona göre tavır almıştır. Sıra diğer kitaplarında...
Şeriatçıyla Mücadelenin El Kitabıİlhan Arsel · Kaynak Yayınları · 2011219 okunma
Duvarlarının Gerisine Gizlenen Bin Muhteşem Güneş
Puan vermedi·430 syf.··
2026 1. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 22:32
Öncelikle ilk söylemek istediğim şey bu kitabı mutlaka ama mutlaka şeriat destekçilerinin feminizm karşıtlarının ve ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ü sevmeyenlerin okuması gerektiğidir. Kitabı okudukça farkettiğim şey Türkiye'nin ve Afganistan'ın aynı yıllardaki özgürlük ve refah farkını daha bilinci oluşmamış bir çocuğun bile anlayacağıdır. Ülkemizdeki kendi vatandaşlarımıza olan haksızlıkları sebebiyle verdikleri maddi manevi zarar yüzünden her türlü Arap ırkına ve mültecilere karşı bir önyargı duyuyordum. Bu kitap az da olsa onları anlamamı sağladı düşüncelerim bir tık daha değişti diyebilirim. Yaşadıkları şeyin ağırlığının haddi hesabı yok. Bu kitap her ne kadar önyargınız olursa olsun empati duygunuzun gelişmesini sağlıyor. Kitaptaki kadın erkek eşitsizliği, kadına şiddet sahneleri, çocuk gelin gibi çokca cahiliye hareketlerinin canımı sıkması dışında okurken keyif aldığım akıcı bir kitaptı. Okumanızı tavsiye ederim. Bin Muhteşem Güneş Khaled Hosseini
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 12. kitabı
Piruze-Şam'da Bir Türk Gelini Sinan Akyüz -399 Sayfa Türk bir diplomat kızının Şam'a tayinleri çıktığında tanıştığı bir adama aşık olması, 5 yıl gibi bir süreden kocası tarafından aldatılması, dayak yemesi, toplumda kadın olduğu için değersiz oluşu, seriat ile yönetilen ülkelerde anneliğin zorluğunu anlatan; kurtulmak için mücadele eden genç bir kadının sürükleyici hikâyesi. Suriye' de günlük hayatı. Kadının ve erkeğin toplumdaki yerini ve güzel Cumhuriyetimizin kıymetinin en güzel anlaşılmak şeklini gösteren sürükleyici bir romandı
PiruzeSinan Akyüz · Alfa Yayınevi · 202013,2bin okunma
Puan vermedi·226 syf.··
2026 5. kitabı
Akıl ile Ruhun Medeniyet Çatışması: Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu ​Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in bir Ramazan ayı boyunca teravihten sahura kadar uzanan sohbetlerinin derlenmesiyle oluşan bu eser, sadece bir felsefe okuması değil; Doğu ve Batı medeniyetlerinin köklerine inen keskin bir muhasebedir. Üstad, kendine has o ödün vermeyen, heybetli ve sanatkârane üslubuyla okuyucuyu önce Batı düşüncesinin dehlizlerinde gezdiriyor, ardından İslam tasavvufunun o dingin ve mutlak hakikat sarayına buyur ediyor. ​Kitabın merkezinde çok temel bir iddia var: Akıl, kendi sınırlarını ve acziyetini anladığı anda en mübarek vasıtaya dönüşür. ​Necip Fazıl, Batı tefekkürünü kronolojik bir sırayla ele alırken Sokrates, Platon, Kant, Hegel ve Nietzsche gibi dev isimlerin düşünce sistemlerini masaya yatırıyor. Onların akıl yoluyla hakikati arama çabalarını takdir etmekle birlikte, bu çabanın en nihayetinde nasıl bir duvara tosladığını ve insanlığı nasıl bir buhrana sürüklediğini gözler önüne seriyor. Batı felsefesi Üstad’a göre "bulduğu her şeyde hata etmesi mümkün bir arayış" iken; İslam tasavvufu "mutlak buluşun" kendisidir. ​Kitapta beni en çok etkileyen ve eserin omurgasını oluşturan kısım ise Şeriat ve Tasavvuf dengesi üzerine kurulan muazzam tahliller oldu. Üstad, günümüzde sıkça düşülen büyük bir hatayı, henüz kitabın başında bıçak gibi kesip atıyor: Şeriatı dışlayan bir tasavvuf anlayışının sapkınlık; tasavvufun ruhundan (yani lübbünden) yoksun bir Şeriat anlayışının ise kuru bir şekilcilik olduğunu vurguluyor. O meşhur benzetmesiyle; Şeriat bir füze rampasıdır ve insan ancak bu rampadan fırlatılarak sonsuzluğa (tasavvufa) kanat açabilir. Neden Okunmalı? Bu kitap, felsefeyi İslamî bir süzgeçten geçirerek okumak ve "Doğu-Batı" sentezini klişelerden uzak, dikey bir derinlikle
Batı Tefekkürü ve İslam TasavvufuNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 19992,153 okunma
Adaletsizlik
Puan vermedi·497 syf.··
2026 7. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 22:55
Savaşın hiçbir yüzü güzel değildir. Savaş kelimesi belki yetersiz kalıyor, düzeltiyorum; "Adaletsizliğin hiçbir yüzü güzel değildir". Çünkü savaş da kökünde adaletsizlikten gelir. Sovyetlerin işgali, mücahitlerin iç savaşı ve Taliban kadar Amerikan sömürgeciliği de adaletsizdi. Ama nedense yazara göre sonuncusu umut ve gerçekleşen hayallerden ibaretti! Neden adaletsizlik biliyor musunuz? Çünkü bu kitapta her şeyden çok adaletsizlik var. Olaylarda değil demek istediğim, yazarın gizli mesajlarında. On beş yıl boyunca kulübede yaşayıp ona ölçülü biçimde giyinmesi, başını kapatması gerektiği aşılmış bir kadın, kısa elbiseli, saçları açık ve elinde sigarasıyla kadınları gördüğünde onlara özenir mi yoksa onlardan tiksinir mi? Acaba yazar böylesi kadınları idol olarak tanımlamayı neden seçti? "Şeriat" Kanun ve yol demek, insanların hayatlarında ilkeleri çerçevesinde ilerleyeceği yol demek. İslam takip edeceğimiz yolu aydınlattığı gibi yoldaşlarımıza nasıl davranmamız gerektiğini de altını çizerek öğretiyor. Bir kızın şerefine geçip sorumluluktan kaçınmanın, bir kızı rızası olmadan evlendirmenin, bir kadına bebeği olmadığı için hayvan muamelesi yapmanın, bir kadını erkek çocuğu olmadığı için aşağılamanın ve bir evlattan erkek olmadığı için vazgeçmenin, Allah'ın kattında ve islam şeriatı çerçevesinde günahtır, zulümdür ve adaletsizdir. Bu kitapta islamın şeriatına uyacak tek adam Molla Feyzullah'tır. Ancak belki yazar onu değil, Raşit'i görmemizi istiyordur.
Bin Muhteşem Güneş (Cep boy)Khaled Hosseini · Everest Yayınları · 2017119,5bin okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2026 1. kitabı
Kalın, burada öncelikle batı ve İslam kelimelerinin kökenlerine iniyor. İslam kelimesinin hem bir dîni hem de bir medeniyeti ifade ettiğini söylüyor. Batının ise ağırlıklı olarak bir medeniyet ve coğrafyayı dile getirmesinden bahsediyor. Batı medeniyetini anlamak için onu en önemli kılan şeyleri incelemek gerekir. Bunlardan birincisi Yunan'dır. Yunan, Batı'nın felsefî ve bilimsel yönünü temsil eder. Burada Yunan mucizesi önemlidir. Onların da felsefeyi Mısır'dan öğrenmesi göz önünde tutulması gereken bir durumdur. İkinci en önemli faktör ise Hristiyanlıktır. Hz. İsa ve ilk üç asır, Hristiyanlar için ağır ve zulüm olsa da özellikle Roma döneminde ilk üç asırdan sonra Konstantin'in, Hristiyanlığı resmen tanımasıyla Hristiyanlık, kralları bile yöneten bir din haline gelir Batı için. İslam medeniyetini oluşturan kökenlerden bahseder Kalın. Aslında çıktığı yerin kültürden uzak olması ile beraber Pers ve Roma medeniyetinin arasında kalmasıyla İslam medeniyetinin tarihi gelişimi açısından büyük bir avantaj sağladığını anlatır. Nitekim İslam medeniyetini oluşturan en büyük iki temel öge Kur'an ve sünnettir. Bununla beraber İslam medeniyeti kendi hukuk geleneğini ortaya çıkarmıştır ve bunun adına şeriat demiştir. Ne kadar Yahudi ve Hristiyanlıktan bazı öğeleri taşıyıp kurallarının arasına koysa da bu yeni İslam medeniyeti bir pagan inancı veya çok tanrılı bir inanç olmayıp Müslüman bir nitelik taşımaktadır. Bununla beraber İslam medeniyeti kültür ve adetlere kendi çerçevesinde ters olmadığı sürece mübah gözüyle bakmaktadır. Bu bize İslam medeniyetinin ve kültürünün esnek ve dinamik olduğunu gösterir. İslam medeniyeti gelişirken İslam alimleri inançlarına bakmaksızın yani Antik Yunan ve Helenizm düşüncesine bakmaksızın Yunan'dan felsefe geleneğini, Hint ve Çin'den de
İslam ve Batıİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 20241,883 okunma