"Peki, başka ne diyeyim ? İçimizden geçen düşünceler dışardan görünüyor mu ki ? İnsanın ruhunda koca bir ateş yanıyor olabilir, ama hiçbir zaman kendi kendisini ısıtamaz onunla; gelip geçenlerse yalnızca bacadan sızan cılız dumanı görürler ve yollarına devam ederler. Şimdi bak , yapılması gereken şu: İçindeki o ateşi körüklemeli kişi, kendi kendind yeterli olmalı , büyük bir sabırsızlıkla, ama yine de sabırla birinin gelip o ateşin yanına oturacağı - belki de hep orada kalmak üzere- saati beklemeli. Tanrı'ya inanan kişi , önünde sonunda , ergeç gelecek olan o saati beklemesini bilmeli."
"Basitlik sözcüğünün tehlikeli bir niteliği var.Ve ben bu gece yaşamın belirli bir saydamlığı karşısında artık hiçbir şeyin önemi kalmadığı için ölmek istenebilmesini anlıyorum.Bir insan acı çeker , mutsuzluk üstüne mutsuzluğa uğrar. Katlanır bunlara , yazgısını benimser , iyice yerleşir içine. Saygı görür. Sonra, bir akşam , hiç: bir zamanlar çok sevdiği dostuna rastlar.Dostu biraz dalgın konuşur onunla.Evine dönünce ,adam kendini öldürür.Sonra gizli dertlerden , bilinmeyen dramdan söz edilir. Hayır. İlle de bir neden gerekirse , dostu kendisiyle dalgın konuştuğu için öldürmüştür adam kendini. Böyle işte , dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde , onun basitliği şaşırttı hep beni."
"..Geceleri uykunuz tutmuyor , çoğu kez kalkıp kendi kendinize konuşuyorsunuz ; eğlenceyi , gezmeyi tozmayı kendinize haram etmiş , kitaplarınıza dalmışsınız. İnanın , bu işler insanı erkenden ihtiyarlatır."